Gündem

İBB Davası'nda 69'uncu gün!

İBB Davası’nın ikinci duruşmasında savunma yapan sanık Ertan Yıldız, sanıklardan Muzaffer Beyaz'ın beyanlarının gerçeği yansıtmadığını belirterek, “ Benimle ilgili başka hiçbir şey yoktur, hiçbir delil yoktur. Böyle bir şey olmamıştır” dedi.

Abone Ol

Adalet Bakanı Akın Gürlek'in İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı yaptığı dönemde “İBB soruşturmasının dönüm noktası Ertan Yıldız’ın itirafçı olması” ifadesini kullandığı Ertan Yıldız savunmasında, hakkında “örgüt yöneticiliği” kapsamında 27 eylemden ceza istendiğini belirterek suçlamaları reddetti.

Yıldız, İBB iştiraklerinin ihale süreçlerini yönetmediğini savunurken, etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadelerin de arkasında olduğunu söyledi. Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş ve Murat Gülibrahimoğlu hakkında dikkat çeken iddialarda bulunan Yıldız, “Beni direkt olarak o sistemin içerisine sokmak istediler ve ben reddettim” dedi. Yıldız, bir para teslimine bizzat tanık olduğunu ileri sürerek, “Bu olayın yüzde 100 arkasındayım, yüzde 100 gerçektir” ifadelerini kullandı.

Savunmasına hakkında yapılan yorumlara tepki göstererek başlayan Yıldız, “Kaçar dediler. ‘Pişmanlar kralı’ dediler, ‘pişmancık’ dediler. Ben bugün karşınızda görüldüğü gibi kaçmadım. Asla da kaçmam, yalan da söylemem. Ben bugün burada hakikatleri söylemek için huzurunuzdayım” dedi.

İTÜ Endüstri Mühendisliği mezunu olduğunu ve uzun yıllar özel sektörde yöneticilik yaptığını anlatan Yıldız, 2017 itibarıyla yaklaşık 150 milyon dolar ciroya ulaşan bir şirket grubunda ortak ve CEO olarak görev yaptığını, 2018’de hisselerini devrederek ayrıldığını söyledi.

İMAMOĞLU İLE TANIŞMASINI ANLATTI: “BİLYE ARKADAŞI DEĞİLİZ”

Ekrem İmamoğlu ile 2014 yerel seçimleri döneminde Beylikdüzü’ndeki fabrikasına yaptığı ziyaret sırasında tanıştığını anlatan Yıldız, ilişkilerinin daha sonra geliştiğini ancak çok yakın arkadaş olmadıklarını söyledi.

Yıldız, “Bazıları bizim bilye arkadaşı olduğumuzu söylüyor, öyle bir şey söz konusu değil. Biz tanıştığımızda 40’lı yaşlardaydık” dedi.

İmamoğlu’nun 2018'de kendisine İBB'de birlikte çalışma teklifinde bulunduğunu belirten Yıldız, teklifi maddi gerekçelerle değil, “millete ve vatana hizmet” düşüncesiyle kabul ettiğini anlattı.

“12 İBB ŞİRKETİNİ İLK 500’E SOKTUK; ŞİRKET YÖNETMEK ÖRGÜT YÖNETİCİLİĞİ DEĞİLDİR”

Yıldız, 2019’dan 2023’ün sonuna kadar iştiraklerden sorumlu Başkan Danışmanı olarak görev yaptığını, göreve geldiklerinde 28 İBB şirketi ve yaklaşık 70 bin çalışandan oluşan, 4-4,5 milyar dolar ciroya sahip bir yapı bulunduğunu ifade etti.

Görevden ayrıldığı dönemde 12 İBB şirketinin Türkiye’nin ilk 500 şirketi arasına girdiğini, zarar eden şirket sayısının ikiye düştüğünü bildiren Yıldız, “Ben şirketleri 4,5 yıl yönettim. Teslim aldım, başarıyla yönettim, teslim ettim. Şirketleri yönetmenin bir örgüt yöneticiliği olduğunu düşünmüyorum” dedi.

Zaman içerisinde Ekrem İmamoğlu ile yönetim anlayışlarının farklılaştığını ve aralarındaki güven ilişkisinin zedelendiğini söyleyen Yıldız, İmamoğlu’nun siyasi yolculuğunda yanında yer almak ve “cumhurbaşkanlığına kadar” birlikte gitmek düşüncesiyle göreve başladığını ancak ilerleyen dönemde farklı finansman yöntemleri ve “gayri yasal” olduğunu ileri sürdüğü yapılanmalar ortaya çıktığını savundu.

“PARA İŞLERİYLE UĞRAŞMAKTAN YORULDUM, ERTAN BEY DE İLGİLENSİN”

Yıldız, 2023 yılında İmamoğlu’nun odasında Fatih Keleş’in, “Ben artık yoruldum. Para işleriyle uğraşmaktan yoruldum, artık baş edemiyorum. Bu işlere başkaları da elini taşın altına soksun. Ertan Bey de bu işlerle ilgilensin” dediğini ancak bu teklifi reddettiğini anlattı.

İmamoğlu'nun ise bunun üzerine, “Bu işlere ben karar veririm. Ertan Bey istemiyorsa, Ertan Bey şimdilik kalsın” dediğini söyleyen Yıldız, “Böyle bir teklifin yapılabiliyor olması bile gelecekte karşılaşacağım büyük problemlerin habercisiydi. Beni direkt olarak o sistemin içerisine sokmak istediler ve ben reddettim” ifadelerini kullandı.

“İMAMOĞLU, ‘MURAT GÜLİBRAHİMOĞLU NASIL İSTİYORSA ÖYLE OLACAK, BU TALİMATIMDIR’ DEDİ”

Murat Gülibrahimoğlu ile anlaşamadığını da anlatan Yıldız, Gülibrahimoğlu’nun İBB şirketlerini kendi lehine kullanmaya çalıştığını öne sürdü.

Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş, Murat Gülibrahimoğlu ve bazı genel müdürlerin katıldığı bir toplantıda, bir İBB şirketinin zararına olacağını düşündüğü bir teklifin gündeme geldiğini ve teklife karşı çıktığını savunan Yıldız, İmamoğlu’nun kendisine, “Bu talimatımdır. Murat Gülibrahimoğlu nasıl istiyorsa öyle olacak” dediğini iddia etti.

Yıldız, “Murat Gülibrahimoğlu belediyenin herhangi bir çalışanı, yetkilisi değil. Kendisi bir iş adamı. Ben başkanın resmi danışmanıyım. Orada böyle bir ifadede bulunarak beni ezdi ve önceliklerinin değiştiğini bana net şekilde gösterdi” dedi.

“İSTAÇ 400 MİLYON DOLARLIK GELİRDEN MAHRUM KALDI”

Yıldız, Cebeci'deki maden sahası ile ilgili iddialara da savunmasında yer verdi. Cebeci’de yaklaşık 170 bin tonluk hafriyat döküm izni bulunduğunu ancak iki yıl içinde yaklaşık 80 milyon ton hafriyat döküldüğünü ileri süren Yıldız, dönemin değerleriyle yaklaşık 800 milyon dolar gelir elde edildiğini savundu. Hafriyatın İSTAÇ’ın alanlarına dökülmesi halinde gelirin en az yarısının İSTAÇ’a kalacağını söyleyen Yıldız, “İSTAÇ 4 yıllık bir sürede böyle bir gelirden mahrum kaldı, dolayısıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi. Peki bu para kimin cebine gitti? Etkin pişmanlık ifadelerinde var” diye konuştu.

Hakkındaki “örgüt yöneticiliği” suçlamasının merkezinde İBB iştiraklerinin ihalelerini yönettiği iddiasının bulunduğunu belirten Yıldız, İştirakler Koordinasyon Merkezi’nin görev ve yetkilerini ayrıntılı şekilde anlattı.

Yıldız, İştirakler İcra Kurulu’nun ihale yetkisi bulunmadığını, şirketlerin kendi ihalelerini kendilerinin yaptığını ve Başkan Danışmanı olarak ihale kararlarında imza yetkisinin olmadığını savunarak, “Benim onayımdan geçen bir tane ihale yok. Benim imzaladığım bir tane yok. İştiraklerde yılda on binlerce ihale olur. Beş yılda belki 500 bin ihale olmuştur. Bir tanesine müdahalem yoktur” dedi.

“YAKLAŞIK MALİYET BANA GELMEZ; O SUÇTUR”

Yıldız, iştiraklerden büyük ihalelere ilişkin bazı bilgileri görevi gereği aldığını ancak gizli olması gereken yaklaşık maliyet bilgisinin kendisine hiçbir zaman ulaşmadığını savundu.

“Ben her ay iştiraklerden büyük ihalelerin Yönetim Kurulu kararına giren ihalelerle ilgili bilgileri alırdım, doğru. Fakat hiçbir zaman yaklaşık maliyeti almazdım. Bana yaklaşık maliyet gelmez, o suçtur” dedi.

Gizli tanık Gürgen’in, iştiraklerden toplanan paraların Capacity AVM otoparkında şoförüne verildiği yönündeki beyanlarına da değinen Yıldız, gizli tanığın, "para teslimlerinin ayda ya da iki ayda bir yapıldığını" iddia ettiğini hatırlattı. Yıldız, 4,5 yıllık dönemde iki şoförün 1000 metrelik alanda yalnızca altı kez ortak baz verdiğini belirterek, “54 ay. Hadi iki ayda bir buluşsunlar, 27 kere buluşmaları lazım. Burada toplam altı kere buluşma var. Buluşma da değil, ortak baz var” diye konuştu.

“İDDİANAME BENİ ÖRGÜT YÖNETİCİSİ DİYE SUÇLUYOR AMA OLMADIĞIMI DA İSPATLIYOR”

Tanık ve etkin pişmanlık beyanları arasındaki çelişkileri sıralayan Yıldız; Burak Korzay, Burak Sırali ve Ziya Gökmen Togay’ın ifadelerinden bölümler aktardı.

Yıldız, kendisinin ihalelere müdahale ettiğini ileri süren bazı anlatımların yine aynı kişilerin başka beyanlarıyla çeliştiğini savunarak, “İddianame benim örgüt yöneticisi olduğumu iddia ediyor ama örgüt yöneticisi olmadığımı da ispatlıyor” dedi.

Savunmasının bir saati aşması üzerine Mahkeme Başkanı, Yıldız’a süreyi daha verimli kullanması yönünde uyarıda bulundu.

Yıldız ise, “Eylem sayıma istenen ceza 260 yıl. Bu açıdan buna sabır isteyebilirim” dedi. Mahkeme Başkanı da eylem sayısını gözeterek süre verdiğini belirtti.

“TANIK GİBİ KULLANILIP SANIK GİBİ CEZALANDIRILMAK İSTENİYORUM”

Yıldız, hakkındaki eylemleri tek tek ele alırken, “Eylem 18” kapsamında şoförü Bayram Yıldırım’a para taşıttığı iddiasını reddetti.

Şoförünün bir kez İbrahim Özkan’a telefon ve tablet götürdüğünü kabul eden Yıldız, bunların öğrencilere bağış amacıyla gönderildiğini belirterek, “Bundan ‘para taşıttı’ya nasıl geliniyor?” diye sordu.

“Eylem 20” yönünden ise olayın kendi etkin pişmanlık beyanıyla ortaya çıktığını savunan Yıldız, “Ertan Yıldız burada tanık gibi kullanılıp sanık gibi cezalandırılmak istenmektedir” dedi.

YILDIZ’DAN 1,5 MİLYON DOLAR İDDİASI: “FATİH KELEŞ ALDI, BEN BİREBİR ŞAHİDİM”

Yıldız, Aykut Erdoğdu’nun da adının geçtiği bir para teslimine ilişkin daha önceki beyanlarının arkasında olduğunu ifade ederek, “1 milyon 500 bin dolar getirildi ve o 1 milyon 500 bin doları Fatih Keleş aldı. Ben de buna şahidim. Ekrem İmamoğlu’nun da bilgisi dahilindedir” iddiasında bulundu.

İmamoğlu’nun kendisine Aykut Erdoğdu hakkında, “Aykut’a dikkat edin, o 2 alır 1,5 getirir” dediğini de ileri süren Yıldız, “Bu olayın yüzde 100 arkasındayım, yüzde 100 gerçektir. Benim birebir şahit olduğum olaydır” dedi.

“HAYATIMDA İLK DEFA GÖRDÜĞÜM İNSANDAN MI PARA İSTEYECEĞİM?”

Yıldız, tutuklu kalmasının en önemli nedenlerinden biri olduğunu söylediği Capacity AVM eyleminde ise otopark ruhsatı için 5 milyon dolar rüşvet istediği iddiasını reddetti.

Bakırköy Belediye Meclisi Üyesi olarak hiçbir icrai görevi veya imza yetkisi bulunmadığını vurgulayan Yıldız, “Ben Capacity AVM ile ilgili ne herhangi bir kimseden para istedim ne ben kimseye para istemesi için talimat verdim” dedi.

Capacity yetkilileriyle yalnızca bir kez görüştüğünü anlatan Yıldız, görüşmenin AVM’de yaklaşık 197 perde betonun kesildiği ve yapının deprem riski taşıdığı iddiasıyla ilgili olduğunu söyledi. Yetkililerden statik rapor istendiğini, Yıldız Teknik Üniversitesi’nden alınan raporda yapıda deprem riski bulunduğunun belirtildiğini aktaran Yıldız, avukat Mehmet İplikçioğlu’nun, kendisinin “3 değil, artık 5 milyon dolar vereceksiniz” dediği yönündeki suçlamasını reddederek şöyle konuştu:

“İlk defa tanıştığım bir insan, tanımıyorum. İlk defa bana gelmiş ziyarete, çay içiyoruz. Kendisinden 5 milyon dolar ben rüşvet isteyeceğim, öyle mi? Ya Allah aşkına böyle bir şeye kim inanır? Ben hayatımda hiç kimseden para istemedim.”

“BENİ ARADI, RANDEVU VERMEK İSTEMEDİM”

Yıldız, sanıklardan Muzaffer Beyaz’ın Bakırköy’de yapacağı bir projeye ilişkin kendisinden rüşvet istendiği ve bu talep için Süleyman Atik’in görevlendirildiği yönündeki iddiaları da reddetti. Bakırköy Belediyesi’nde yalnızca meclis üyesi olduğunu, herhangi bir idari ya da icrai görevi ve imza yetkisi bulunmadığını vurgulayan Yıldız, “Benim bir planı onaylama gücüm yok, ruhsat verme gücüm de yoktur” dedi.

Muzaffer Beyaz’ı daha önceden tanıdığını ancak söz konusu süreçte görüşmek istemediğini anlatan Yıldız, Beyaz’ın ısrarlı aramalarının ardından randevu verdiğini söyledi. Görüşmede Beyaz’ın, “Hepiniz belediyeci oldunuz. Zaten sizden öncekiler de istedi, verdik. Şimdi sizlere mi vereceğiz?” şeklinde ifadeler kullandığını ileri süren Yıldız, “Ben de kendisine benimle böyle konuşamayacağını söyledim. ‘Bir derdin varsa git belediyeyle konuş. Benim bir yetkim yok, belediye işleriyle ilgilenmiyorum’ dedim. Tartıştık ve gönderdim. Benim bu konuyla ilgili kendisiyle başka bir görüşmem yoktur” savunmasını yaptı.

“MUAFFER BEYAZ’IN İDDİASI HUSUMETE DAYALI”

Daha sonra Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Akyüz’den bilgi aldığını söyleyen Yıldız, Beyaz’ın projesinin önceki dönemden kalan, “abartılı ve uygunsuz” bir proje olduğunu ve bu nedenle reddedildiğini savundu.

Yıldız, Muzaffer Beyaz’ın Süleyman Atik ile görüşmesinde, “Biz bunlarla anlaştık, ödeme yapacağız” şeklinde bir ifadesinin iddianamede yer aldığını hatırlatarak, “Madem anlaşmış, neden ruhsatı verilmedi? Neden plan değişikliği katsayısı düşürülerek Büyükşehir’e geri iade edildi?” diye sordu.

Süleyman Atik’in de kendisi tarafından yönlendirildiği iddiasını reddettiğini aktaran Yıldız, Atik’in dosyadaki beyanında, “Ertan Yıldız’ın beni yönlendirdiğine ilişkin iddiaları kesinlikle kabul etmiyorum. Ben Muzaffer Beyaz’ın ricasıyla Ali Rıza Akyüz ile bir görüşme yaptım. Ancak herhangi bir şekilde olaya dahil olmadım. Benim yaptığım görüşmede para talebi konuşulmadı” dediğini belirtti.

Yıldız savunmasını, “Burada sadece Muzaffer Beyaz’ın husumete dayalı ya da Capacity ile ilgili kendisini haklı çıkarabilmek adına bir iftirası söz konusudur. Benimle ilgili başka hiçbir şey yoktur, hiçbir delil yoktur. Böyle bir şey olmamıştır” ifadeleriyle tamamlayarak bu eylemden beraatini talep etti.

Duruşmaya daha sonra bir saat ara verildi. Aranın ardından Yıldız'ın çapraz sorgusuna geçilecek.

{ "vars": { "account": "UA-18838004-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }