Haydi kan vermeye, can vermeye...

Abone Ol

Geçenlerde çoğu yurdum insan gibi, ne olacak bu memleketin hali diye düşünüp, sosyal medyadaki klavye kahramanlıklarına göz gezdirirken, telefonuma bir mesaj geldi.

Baktım Kızılay’dan… “Sayın bağışçımız, kan verme vaktiniz gelmiştir” anlamında bir mesaj.

 Ertesi gün bir mesaj daha…  Bu kez “ Soğuklar sebebiyle kan bağışları oldukça azalmıştır. Sizi kan vermek için kan bağış merkezimize bekliyoruz” diye…

Allah’tan o gün sabah saatlerinde dersim yoktu. Gittim.

Kan bağış merkezinden içeriye girdiğimde, sağ olsunlar doktor hanım ve hemşirelerin güler yüzüyle karşılanmak güzeldi. Formu doldurmaya başladım.

 O sırada bir bağışçı kan veriyor.

Ben de yanındaki sedyeye geçtim.

Yanımdakinin kan verme işlemi tamamlanınca, hemşire enjektörü çıkardıktan sonra bant yapıştırıp pamukla birkaç dakika bastırmasını söyledi. Hem kanamasın hem de morarmasın diye. Ama o kişinin acelesi varmış ki bastırmayı hemen bırakınca kolu kanamaya başladı.  O da bir bant daha istedi, Hemşire nazik bir şekilde “Bant veririm ama kanı durdurmaz, mutlaka pamukla bastırmanız gerekiyor” deyip yenisini verdi.  Buna rağmen o vatandaş kızgın bir eda ile “Benim çok acelem var” deyip hiçbir şey demeden çekti gitti.

Tabi hemşire üzüldü biraz. Sonra bana dönüp “Dediğimizi yapmadıkları için kolları morarıyor, sonrada şikâyet ediyorlar” dedi sitemli bir şekilde.

Hemşire daha bu sözünü yeni bitirmişti ki bir bağışçı içeri girip  “Mesaj geleli çok oldu ama daha yeni vakit bulabildim, bu arada kanı kim alacak?..” dedi.  

Doktor kısa bir şaşkınlıktan sonra iki hemşireyi gösterip “arkadaşlar…” diye cevap verince, “o zaman kim aldıysa artık, kolumu çok kötü morartmıştı da…” demesin mi?

 Vay be dedim kendi kendime, vay…  

Ne kadar büyük bir mesele değil mi?  Azıcık geç kalmış mış, yahut üstelik denileni yapmadığı için kolu morarmış mış…

Ömür dediğimiz geldi geçiyor haberimiz olsun.  Vakit kalp kırmanın vakti değil.

Onca Mehmetçik onca Fethi polisler, çocuklarını, eşlerini, anne babalarını hiç düşünmeden bu vatan için, bu vatanda yaşayan sorumlu-sorumsuz, hırlı-hırsız, namuslu-namussuz yani herkes için, gözlerini kırpmadan canlarını kanlarını veriyorlarken; armudun sapı üzümün çöpü nedir?

Hele de millet olarak yaşadığımız şu zor günlerde, vakit birbirimize sımsıkı sarılmanın vakti değil midir?..

Neyse dostlar,

Siz şimdilik boş verin bunları.

Sağlığınız yerindeyse eğer, bir Kızılay Kan Bağış Merkezine gidip kan verin.

Allah’ın size vermiş olduğu sağlıklı bir vücut ile hiç tanımadığınız hastaların iyileşmelerine katkı sunun.

İnanın çok güzel bir duygu.

Üstelik de bedavadan bir iyilik. Cebinizden hiç para çıkmıyor.

En fazla 15 dakika sürüyor. Kan verdikten sonra sodanızı yudumlarken kendinizi oldukça huzurlu hissediyorsunuz. İnsan ve insanlık için somut bir şey yaptım diyebiliyorsunuz. Bunun sonunda hiç kimse size minnet duymuyor. Sağ elin verdiğini sol el görmüyor yani. Dolayısıyla kibir ve gurura kapılıp günaha da girmiyorsunuz.

Gelişmiş ülkelerde bağışçı oranı nüfusun yüzde 5’inin altına inmezken, bizde bu oran onlarınkinin yarısıymış, yüzde 2,5 kadar. Aydın’daki bağışçı oranı ise,Türkiye ortalamasının azıcık üstünde, yüzde 3 civarında.

 Ama Aydın’da da, ülkemizin her hangi bir şehrinde de ihtiyaç zor karşılanıyormuş bilginiz olsun. Daha çok düzenli bağışçılara ihtiyacın olduğunu söylüyor yetkililer.

Müthiş bir şey dostlar kan vermek müthiş bir şey…

Erkekler 3 ayda bir, kadınlarsa 4 ayda bir verebiliyorlar.  Hiç endişe etmeyin. Sağlığınız uygun değilse zaten yalvarsanız da almazlar. Her açıdan sağlık demektir kan vermek. Biyolojik, psikolojik ve toplumsal açılardan olmak üzere muhteşem bir şeydir….

Haydi kan vermeye, haydi!..

Sağlıcakla…

 

 

 

Aydınpost ANDROID'de TIKLA İNDİR!   Aydınpost APPSTORE'da TIKLA İNDİR

{ "vars": { "account": "UA-18838004-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }