6 Şubat depreminin hemen ardından Hatay’da yüzyılın afetiyle yüzleşmiştik. Bir yıl sonra bu kez “büyük acıların” izlerini silmek için yoğun bir çalışmaya tanık oluyoruz. Şehrin birçok yerinde enkaz kaldırma ve kalıcı konut çalışmaları sürüyor. Kent, büyük bir şantiye görünümünde... Hataylılar her geri dönüşü ve açılan her yeni işyerini sevinçle karşılıyor.

6 Şubat depremleri Hatay’da büyük yıkıma neden oldu. Depremin üzerinden yaklaşık 1 yıl geçti. Hatay büyük yıkımın izlerini silmeye çalışıyor. Kentin birçok yerinde ağır hasarlı binaların yıkılması ve enkazının kaldırılması çalışmaları sürerken bir yandan da kalıcı konut yapımına ilişkin çalışmalar devam ediyor. Birçok noktada ağır iş makineleri ve hafriyat kamyonlarının sesleri yükseliyor. Kalıcı konutların yapıldığı noktalar, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Emlak Konut ve TOKİ’nin dev paravanlarıyla çevrilmiş durumda. Hatay’ın simgesi sayılan tarihi camiler, kiliseler ve tarihi eserlerin restorasyon çalışmaları da sürüyor. Her tarihi eserin çevresi de Kültür ve Turizm Bakanlığı paravanlarıyla çevrilmiş durumda. Eserlerin orijinaline uygun şekilde restore edildiğine ilişkin mesajlar dikkat çekiyor.

Adnan Oktar davasında gelişme! Hakim karşısına çıkacağı tarih belli oldu Adnan Oktar davasında gelişme! Hakim karşısına çıkacağı tarih belli oldu

GERİ DÖNÜYORLAR SEVİNCİ

Yaşanılan büyük yıkıma rağmen ilk aylara oranla şehirde hareketlilik göze çarpıyor. Bazı noktalarda trafik yoğunluğu bile var... Esnaf ve bazı büyük markaların temsilcileri kurdukları konteyner dükkânlarda, mağazalarda hizmet vermeye başlamış. Hataylılar depremin ardından gidenlerin bazılarının geri döndüğünü, işyerlerini açtıklarını belirterek mutluluklarını dile getiriyor.

SANKİ BAŞKA BİR ŞEHİRDEYİZ

Kentin simgesi sayılan binaların enkazlarının kaldırılması şehirde boşluk yaratmış durumda. Depremden sonra şehirden gitmeyen Hataylılar bile tanıdıkları, bildikleri binaların izlerinin silinmesinden dolayı şehri tanımaktan güçlük çektiklerini, yabancı bir şehirde yaşadığı hissi içinde olduğunu ifade ediyor.

KONTEYNERKENTTE YAŞAMA TUTUNDULAR

Hatay’da depremzedelerin büyük bir bölümü kurulan konteynerkentlerde yaşıyor. Yağmur ve kar yağışından dolayı su sızması yaşandığı için üstleri naylonlarla kaplı durumda. Konteynerlerdeki ısınma problemi de en çok dile getirilen sorunların başında geliyor. Ancak depremzedeler, yaşadıkları büyük acılara rağmen, yaşadıkları konteynerleri güzelleştirmeye çalışarak, hayata tutunmaya çalışıyor. Savunma Sanayii Geçici Konaklama Merkezi’nin sakinlerinden Reşit Karaman, depremde iki oğlunu ve iki gelinini kaybettiğini anlatıyor. Eşiyle birlikte kaldığı konteynerkentte, çocuklardan kalan resimlere bakarak acısını azaltmaya çalıştığını belirten Karaman, “Çadırdan sonra konteynere geçtik. Konteynerin önüne kovaların içine marul soğan ektim, yeşillik bile ektim. Onlarla teselli bulmaya çalışıyoruz” diyor.

MÜCADELE ETMEK İÇİN DÖNDÜLER

Sezgin Batman depremde 15 yakınını kaybetmiş. Gözyaşları içinde konuşurken şehirden hiç ayrılmadığını söylüyor: “Abim depremden sonra Muğla’ya taşındı ancak orada yapamadılar geri döndüler. Tanıdığım çok kişi geri döndü. Geri dönerek mücadelelerini burada sürdürmek istediler.”

ADIYAMAN ESKİ GÜNLERİNİ ÖZLÜYOR

DEPREMİN en çok etkilediği illerden Adıyaman’da 8 bin 387 kişi hayatını kaybetmiş, 30 binden fazla bina kullanılamaz hale gelmişti. Biz de büyük felaketin hemen ardından şehre gitmiş ve Adıyaman’daki gelişmeleri yerinden bildirmiştik. Bir yıl sonra yeniden Adıyaman’dayız. Diğer tüm depremzede illerde olduğu gibi Adıyaman da koca bir şantiyeye dönüşmüş.

SOSYAL HAYAT 2-3 PASTANEDE

Adıyaman’daki yaşam hasarlı binaların yıkım çalışmalarında çalışan dozerlerin, ticaretin yeni merkezi konteyner dükkânların, enkazlar kaldırıldıktan sonra ortaya çıkan devasa arazilerin arasında sürdürülmeye çalışılıyor. Öyle ki kent merkezi artık sadece içinden geçen yoldan ibaret. Bir yıldır 118 bine yakın Adıyamanlı konteynerlerde ve çadırlarda yaşıyor. Şehri ikiye bölen ana caddedeki büyük saat halen depremin yaşandığı ‘04.17’yi gösteriyor. Yolun her iki tarafında da yerinde dönüşümün yapıldığı şantiyeler bulunuyor. Kentte açık olan 2-3 pastane ve bir AVM sosyal hareketliliği ayakta tutuyor. Deprem konutları ise 15-20 kilometre mesafede, şehrin kuş bakışı görülebildiği tepelerde yükseliyor. 41 bin 171 konut, 23 bin 640 köy evi, 17 bin 392 depo-ahır ve dükkân olmak üzere toplam 82 bin 203 bağımsız bölümün inşası için çalışmalar devam ediyor.

20 METREKARELİK YENİ HAYAT

Depremzedelerin acılarını beklemeye aldığı alanlardan biri de Adıyaman’da 118 bin kişinin yaşadığı konteynerkentler. Organize sanayi bölgesinin hemen yanındaki 14 numaralı konteynerkente girdiğimizde Akyüz ailesi bizi evlerine yani 20 metrekarelik konteynerlerine davet etti. 38 yaşındaki anne Songül Akyüz, üç küçük çocuğu ile birlikte eşinin mesaiden dönmesini bekliyordu. İçeri girdiğimizde bizi 6-7 metrekarelik bir salon karşıladı. Salonda aynı zamanda küçük bir tezgâh, bir çamaşır makinesi ve bir kanepe vardı. 5 yaşındaki Muhammed ablaları ile oynarken 9 yaşındaki Sevgi ve 11 yaşındaki Selvi de hem televizyon izliyor hem de ödevlerini yapıyorlardı.

Akyüz ailesi depreme zemin kattaki evlerinde yakalanmış ve 25 kişinin vefat ettiği binadan küçük bir delik vasıtası ile sağ çıkmış...

‘EV HER ŞEYDİR’

Adıyaman’da girdiğimiz her konteynerde ayrı bir hikâye var. Örneğin, eşi ve iki çocuğuyla birlikte konteynerde yaşayan 40 yaşındaki Duygu Küçük de şunları anlatıyor: “Kayıplarımızı, bizi bekleyen belirsizlikleri artık düşünmek bile istemiyorum. Herkes için çok zor bir süreç. 150 metrekarelik evimiz vardı. Ama şimdi 20 metrekarede de hayat mümkünmüş diyoruz. Yani bir şekilde oluyormuş. Yeter ki huzurda ve güvende hissedelim. Bir süre İzmir’de de yaşadık ama bu 20 metrekarenin huzurunu bulamıyoruz. Biz buralıyız çünkü” diyor.