Sabri Ülker Vakfı’nın pandemi sonrası değişen gıda tüketim alışkanlıklarına yönelik araştırmasına göre çoğunluğun gıda güvenliği bilgisi yok. Gıda alırken son kullanma tarihine bakılıyor ama tüketicinin yüzde 62,1’i bozuk gıdaları şikayet etmiyor.

Sağlıklı beslenme konusunu faaliyetlerinin odağına alan Sabri Ülker Vakfı, “Pandemi Sonrası Yeniden Şekillenen Gıda Tüketim Alışkanlıkları Araştırması”nın sonuçlarını açıkladı. Farklı bölgelerdeki 12 ilden 2 bin 400 kişiyle yüz yüze görüşülerek yapılan araştırmaya göre toplumda gıda güvenliğiyle ilgili bilgi düzeyi çok düşük. 18 yaş üstü katılımcıların bu konuda bilgileri daha fazla ancak toplumun büyük kesimi gıdaların güvenliğinden emin olmadığını belirtiyor.

Gıda güvenliği kavramı bilinmiyorDoğu Akdeniz Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İrfan Erol’un liderliğinde hazırlanan araştırma raporu, tüketicilerin yüzde 66,1’inin gıda güvenliği kavramını hiç duymadığını ortaya koydu. Araştırmaya göre bu konuda bilgiyi TV ve radyo yayınlarından aldığını söyleyenlerin oranı yüzde 70,1. Sadece yüzde 18,6’lık kısım uzmanlardan bilgi alıyor.

Son kullanma tarihi ve etiketAraştırmanın toplumun gıda güvenliğiyle ilgili bilgi ve tutumlarını gözler önüne serdiğini belirten Prof. Dr. İrfan Erol, şu sonuçları paylaştı: “Tüketicilere gıda alırken en çok hangi faktörleri ön planda tuttuklarını sorduk. Yüzde 77,3’ü son tüketim tarihine baktığını söyledi. Yüzde 73,8’i de etiket bilgilerini okuduğunu ifade etti. Çünkü alerji vs gibi sorunlar artıyor. Yüzde 73,5’i kalite ve lezzeti de gözetirken, ‘Fiyatına da bakarım’ diyenlerin oranı yüzde 71 oldu. Bu sonuçlar dünyada da benzer oranlarda.” Araştırmaya katılanların yüzde 60,8’ine göre gıda fiyatları pandemiden önce daha iyi durumdaydı.

“Şikayet etsem de sonuç değişmez”Erol’un verdiği bilgilere göre tüketiciler gıda kontrollerinin yeterince iyi yapılmadığını düşünüyor. Her 10 katılımcıdan 7’sinin bu görüşte olduğunu aktaran Erol, her 10 katılımcıdan 3’ünün de bozuk gıdalarla karşılaştığını, ancak bunu yetkililere şikayet etmediğini belirtiyor. Erol, “Bunun nedenini sorduğumuzda katılımcıların yüzde 62,1’i ‘uğraşmak istemiyorum’ dedi. Yüzde 62,7’lik kesime göre şikayet etseler de yaptırımlar, cezalar yeterli değil. Tüketicilerin yüzde 48,3’ü denetim için mevzuatta eksiklikler olduğunu düşünüyor. Bu konuda hem kamu otoritesi yaptığı kontrol ve denetimlere ilişkin çalışma sonuçlarını toplumla paylaşmalı hem de gıda güvenliği alanında öne çıkan bilim insanları tüketiciyi doğru bilgilerle aydınlatmalı” diye konuştu.

Her 3 kişiden biri ALO 174’ten habersizAraştırmaya göre toplumun yarısı gıda güvenliğiyle ilgili bir sorun yaşadığında ALO 174 hattını arayabileceğinden haberdar değil. Katılımcıların yüzde 31,6’sı böyle bir hattın varlığından habersiz olduğunu ifade ederken, yüzde 51,6’sı şikayet etse bile sonuç alamayacağını düşünüyor. Prof. Dr. İrfan Erol, gıda güvenliği ve beslenmenin sağlıkla ve dolaylı olarak da ekonomik krizlerle bağlantılı olduğunu vurguladı. Pandemiyle birlikte bağışıklık sisteminin öne çıktığını ifade eden Erol, “Fiziksel, mental ve ruhsal fonksiyonların yerine getirilmesi için gıda ve temiz suya erişmek olmazsa olmaz. Tüm dünyada gıda enflasyonu yükseliyor. Bu beslenmeyi etkiliyor. Açlık önemli bir problem. Bunlar ekonomi için önemli. Gıda, beslenme, sağlık; ekonomiye ve ihracata direkt bağlı konular. Bunları sürecin dışına itemezsiniz. Herkes gerekeni yapmalı” dedi.