• BIST 95.734
  • Altın 271,249
  • Dolar 5,5633
  • Euro 6,1703

    Halk yargıya neden güvenmiyor?

    22.07.2019 08:45
    Akın Yakan / Bakış Açısı

    Akın Yakan / Bakış Açısı

    TBMM'de kabul edilerek yürürlüğe giren 11. Kalkınma Planının ele alındığı Plan Bütçe Komisyonu’nun son toplantısında ‘halkın yargıya bakışı’ konusu gündeme geldi. CHP Antalya Milletvekili Cahit Arı, yargıya güvenin yüzde 20 dolaylarında olduğunu söyledi. Arı’nın sözlerine Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’dan yanıt geldi. Oktay, “Halkın güveni yüzde 20 değil yüzde 38” dedi.

    Fuat Oktay tutanaklara geçen sözlerinde “2018’de adalet hizmetlerinden memnuniyet oranı, yüzde 56,3’dür. Yasaların herkese tarafsız ve adil uygulandığını düşünenlerin oranı ise 2014 yılında yüzde 31.86 iken 2018 yılında yüzde 38.1 oldu. Tabii ki bu oranlar yüzde 20’nin çok üzerinde olmakla beraber, yeterli oranlar değildir”

    Gerçekten fıkra gibi bir ülkede yaşıyoruz.

    Toplantı sırasında, CHP Antalya Milletvekili Cahit Arı, yargıya güvenin yüzde 20 dolaylarında olduğunu söylemesi üzerine, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay “Halkın güveni yüzde 20 değil yüzde 38” diyerek savunma yapması oldukça ilginç.

    100 kişiden 80 kişi değil, 62 kişi yargıya güvenmiyor demek nasıl bir savunmadır?

    Bir hukukçu olarak, halkın yargıya güveninin %20’lerde olduğunu düşünüyorum. Yani halkın % 80’ni yargıya güvenmiyor. Yargıya güvenen halkın % 20’si de iktidara yakın kesim.

    Yargıya sadece sıradan halk değil, yargı sistemin içindeki hukukçular da güvenmiyor. Özellikle 15 Temmuz darbe girişiminde sonra ilan edilen olağanüstü hal sonrasında yapılan yargılamalar, cezaevlerinde ve mahkeme salonlarında yaşananlar, evrensel hukuk normlarından uzaklaşılarak verilen kararlar tartışılır noktadadır.

    Gelecek zamanlarda bu durum hukukçuların akademik çalışmalarına girecek ve Ceza Hukuku ve Anayasa Hukuku derslerinde örnek olarak incelenecektir.

    Yukarıdakine benzer bir cümleyi Ceza Mahkemesinde savunmamda kullandığım için Mahkeme benim hakkımda tutanak tutarak, Baroya ve Cumhuriyet Savcılığına şikâyet etti. Bu süreçte yargının geldiği aşamayı ifade edebilmek için başımdan geçenleri ilk defa kamuoyuyla paylaşacağım.

    Yer, mekan ve isim vermeden yaşananları anlatacağım.

    Müvekkillerim, 2017 yılında Ağır Ceza Mahkemesinde terör örgütüne üye olma suçlamasıyla yargılanıyordu. Yargılamanın son aşamasında Cumhuriyet Savcısı esas hakkında mütalaasını verdi. Mütalaa da çok ciddi hatalar vardı. Bunun üzerine Avukat olarak söz alarak şu cümleyi kurdum;

    “Cumhuriyet Savcısının mütalaasına katılmıyorum. Bundan 5 yıl sonra, 10 yıl sonra, hukuk fakültelerinde Ceza Muhakemesi derslerinde bu mütalaalar olağanüstü halin yargılamalara olumsuz etkisine örnek olarak gösterilecek” dedim.

    Bunun üzerine Cumhuriyet Savcısı, bu sözlerimin savunma görevi dışında olduğunu ve eleştiri sınırını aştığını ileri sürerek hakkımda suç duyurusunda bulunulmasını talep etti. Mahkeme heyeti ve Cumhuriyet Savcısı kafa kafaya vererek benim sözlerimi kelime kelime, büyük bir özenle duruşma zaptına geçirerek, hakkımda Aydın Barosu ve Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulundu.

    Sonuç ne oldu biliyor musunuz?

    Aydın Barosu, olayla ilgili olarak hakkımda disiplin soruşturması açılması yer olmadığına karar verdi. Adalet Bakanlığı da bu suç duyurusu nedeniyle soruşturma izni vermedi.

    Bir Avukat, ceza yargılaması sırasında Cumhuriyet Savcısının esas hakkındaki mütalaasına “hukuksuz ve yasal dayanaktan yoksun” diyemeyecekse, o yargılamada Avukat olarak bulunmasının ne anlamı var? Savunma hakkı hiçbir şekilde sınırlandırılamaz.

    Yargılama sırasında, Avukat tarafından savunma hakkı kullanılırken, söylenen sözler hoşlarına gitmeyebilir, gerçeklerin söylenmesi rahatsız edebilir. Ama bu söylenenlerin gerçekliğini asla ortadan kaldıramaz. Ceza yargılaması sav-savunma-karar sistemi içerisinde ilerler. Buna saç ayağı denir. Bu sistemde savunmayı etkisiz hale getirirseniz, saç ayağı görevini yapamaz ve adalet sistemi aksamaya başlar.

    Esas sorun yargı sistemi içerisinde görev alanların, yaşananlardan bilgisi olmasına rağmen üç maymunu oynamaları. Kimse bir şey duymuyor, görmüyor ve konuşmuyor. Çünkü insanlar korkuyor.

    Barolar yapılan hataları, yanlışları, hak ihlallerini ifade edebilen en önemli kurumlar.

    Halk ise her şeyin farkında. O nedenle yüz kişiden sekseni yargıya güvenmiyor.

    yargi.jpg

    Aydınpost ANDROID'de TIKLA YÜKLE!   Aydınpost APPSTORE'da TIKLA YÜKLE!

    Bu yazı toplam 2767 defa okunmuştur.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim