• BIST 109.156
  • Altın 153,298
  • Dolar 3,8173
  • Euro 4,5053

    Haftaya bekleriz

    13.10.2009 08:16
    CHP lideri Deniz Baykal, Başbakan Erdoğan'ın mektuplu randevu talebine yine mektupla olumlu cevap verdi.
    Haftaya bekleriz
    Haftaya bekleriz Haftaya bekleriz Haftaya bekleriz

    Baykal 6 sayfalık mektubunda “Sizi Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'nde ağırlamaktan mutluluk duyacağım” dedi. Baykal bir de öneride bulunarak görüşmenin yayımlanmak üzere kayda geçirilmesini istedi.

    CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın randevu talebine olumlu cevap verdi. Baykal, Başbakan Erdoğan'a verdiği 6 sayfalık cevapta “Sizi Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'nde ağırlamaktan mutluluk duyacağım” dedi.

    CHP lideri Baykal, Başbakan Erdoğan'ın görüşme talebine olumlu cevap verdi. Baykal'ın verdiği mektuplu yanıtı bir parti görevlisi dün Başbakanlık'a götürdü. Baykal, Erdoğan'a CHP Genel Merkezi'nde 1 hafta içinde baş başa bir görüşme yapmaya hazır olduğunu söyledi:

    “Önümüzdeki bir hafta içinde bir gün önceden bildirmeniz halinde uygun göreceğiniz herhangi bir saatte CHP Genel Merkezi'nde sizi ağırlamaktan mutluluk duyacağım.”

    GECE 3 BİLE DESE HAZIRIM

    Başbakan Erdoğan'ın açılımın bir an önce Meclis gündemine gelmesinde yarar gördüğüne ilişkin açıklamasını hatırlatan Baykal, bu nedenle mektubunu, vakit kaybetmeden hafta başında gönderdiğini söyledi.

    Baykal, mektubu gönderdiği bugünden itibaren Başbakan ile görüşmeye hazır olduğunu belirterek, 'Ne zaman görüşmek isterse, sadece tarihi ve saati bir gün önceden söylemesi kaydıyla ben her zaman hazırım. Hatta saat 03.00'de görüşürüm derse, ben de ona göre hazırlanırım' dedi.

    3 RAPOR EKLEDİ

    CHP lideri Baykal, 6 sayfadan oluşan mektubunun yanı sıra 'Doğu ve Güneydoğu Sorunlarına Bakış ve Çözüm Önerileri-1989', 'Türkçe'den Farklı Dillerin Kullanılması Hakkında Kanun Teklifi-1991' ve 'CHP Programı'ndan Doğu ve Güneydoğu Sorunları Hakkında Bölümler-2008' başlıklı üç raporu da Başbakanlığa gönderdi.

    Başbakan Erdoğan, CHP Lideri Baykal'a geçen perşembe günü çalışmaları süren “Demokratik Açılım”a ilişkin, içinde görüşme talebinin de bulunduğu bir mektup göndermişti.


    Görüşme kayda alınsın


    CHP lideri Baykal, Başbakan Erdoğan ile yapılması planlanan görüşmesinin kayıt altına alınmasını önerdi ve bu kaydın, Erdoğan ile kararlaştıracakları bir zamanda yayımlanabileceğini söyledi. Baykal, gazetecilere yaptığı açıklamada, Dolmabahçe görüşmesinin ardından yapılan yorumları, çıkan haberleri hatırlatarak, Erdoğan ile görüşmesinin kayıt altına alınmasının önemine işaret etti. Görüşmenin, nasıl bir sistem ile kayıt altına alınacağının kararlaştırılabileceğini ifade eden Baykal, bu kaydın da Erdoğan ile alacakları karar sonrasında yayımlanabileceğini söyledi. Baykal, 'Bu kayıtlar ister üç gün sonra yayımlanır, isterse çok daha sonra' dedi.


    İşte o mektup


    Sayın Başbakan,

    “Açılım” politikanız ile ilgili olarak bizimle görüşme arzunuzu ifade eden mektubunuzu aldım. Bu vesileyle bu konudaki bazı tespitlerimi ve değerlendirmelerimi açık bir dille size iletmenin yararlı olabileceğini düşünüyorum.

    Önce, “Açılım” ın içeriği, çerçevesi ve ilkeleri ile ilgili herhangi bir somut açıklamanın yapılamamış olması, müphemiyetin arkasında nelerin hedeflenip saklandığı sorularını davet etmiş, o da milletimizin tedirginliğini, kaygılarını hızla arttırmıştır. Bu öngörülmüş belirsizlik, bir yandan Anayasamızdan “Türk Milleti” sözünün çıkarılacağı, eğitim dilinin değiştirileceği, PKK'ya af çıkarılacağı, İmralı'dan gelecek yol haritasının “uygun bölümlerinin” değerlendirileceği beklentilerine yol açmış, öte yandan kurulan ilişkiler, verilen umutlar sonucunda “Dağ fare bile doğurmadı” hayal kırıklığına neden olmuştur. Daha sonra da bu hayal kırıklığını telafi etmek için yoğun ikna çabalarına gerek duyulduğu ortaya çıkmıştır. ...

    Kürt açılımı ile ilgili olarak bir anayasa değişikliği konusunda İçişleri Bakanı ile Başbakanın çelişkili açıklamaları güven kaybına, inandırıcılık ve samimiyet sorgulamasına neden olmuş, milletimizin kaygıları daha da derinleşmiştir. Uzun vadede de olsa bu konuda düşünülen bir Anayasa değişikliğinin, Türk Milleti kavramı ile eğitim dilinin Türkçe olması zorunluluğunu hedef alacağı açıktır. PKK'nın siyasi hedefleri ile örtüşen böyle bir Anayasa değişikliği açılımının bizzat kendisi bir huzursuzluk kaynağı haline dönüşmüştür. Hele hedefe “hazmettire hazmettire” yürüneceği açıklaması, bu sürece iyi niyetle bakan insanların inançlarını ve güvenini temellerinden sarsmıştır.

    ...

    “Tarihi fırsat”ın ne olduğunu, ne zaman ve nasıl değerlendirileceğini bir an önce öğrenmek milletimizin hakkıdır. Öyle anlaşılıyor ki, bu iktidarın zihninde bulunabilecek makul bir siyasal çözüm ile terör dönemine son vermenin mümkün olduğuna dair bir kanaat vardır. Açılım politikası da herhalde bu çözümü oluşturma süreci olarak anlaşılmıştır.

    Onun için, bu sürecin ucu açık tutulmuştur.

    Onun için, milli kimliğimizi, ulusal bütünlüğümüzü tartışmaya açan, Anayasanın ilk üç maddesinin değiştirilmesini talep etmeyi makul karşılayan bir siyaset zemini oluşturulmuştur.

    Onun için, İmralı'dan gelecek yol haritası, mahçup bir merak ve gizlenemeyen bir resmi ilgi ile beklenmiştir.

    Onun için, Anayasa değişikliği kapısının uzun dönemde açık olduğu ısrarla söylenmektedir.

    ...

    Terör örgütü ile uzlaşma arayarak terörü ortadan kaldırma heveskarlığının açmazı işte buradadır. Önce teröre karşı çıkma kriterinizi kaldırırsınız. Onlarla müzakereyi içinize sindirirsiniz ama yetmez. Size, terörle doğrudan müzakere etmenizi, onu muhatap almanızı söylerler. Canınız sıkılır ama yine de “Anayasa değişiklikleri masada” diyerek, milli eğitime etnik dili üniversite düzeyinde sokacağınızı söyleyerek, çeşitli af biçimleri icat ederek, dolaylı müzakereyi sürdürmeye, belki de oyalamaya çalışırsınız. Ama bu durum, muhatabınızın bölgede etkinliğini, gücünü arttırma sonucunu doğurur. Bir bakarsınız sizin muhatap aldığınızı bölge de daha çok muhatap almaya başlamıştır. Açılım politikasının açmazı budur. Milleti ayrıştırmaya yönelik politikalarla terör örgütünü tatmin etmeye çalışırsınız ama böyle yaparak, milletin ayrıştırılmasına yönelik hiç bir talebi olmayan batıdaki, doğudaki milyonlarca Kürt kökenli vatandaşımızın huzurunu bozarsınız, onları tedirgin edersiniz. Ayrıca terör örgütünü muhatap aldığınız, onun siyasi görüşlerinin peşine takıldığınız için bölge halkının gözünde onu otorite haline getirirsiniz.

    ....

    O nedenle Kürt kökenli vatandaşlarımızın sorunlarına ayrıştırıcı değil, kaynaştırıcı bir anlayışla yaklaşılmalıdır. Bölgede işsizlikle mücadele büyük önem taşıyor. Babaların işinin ve gelirinin olmaması aileleri tahrip ediyor, toplum çözülüyor. Devletin bölgeye yönelik ekonomi politikası değişmelidir. Teşvik yoluyla özel sektörü yatırıma yöneltmek mümkün olmamıştır. Teşvikle büyük ölçüde yolsuzluklar finanse edilmiştir. Devlet eliyle zarar edecek olsa da fabrikaların, işyerlerinin açılması ertelenemez bir zorunluluktur. GAP artık hızla bitirilmelidir. Tarım ve hayvancılık projeleri hayata geçirilmelidir. Yeni sınır kapıları, Yüksekova ve Tatvan havaalanları hizmete açılmalıdır.

    Bu amaçlarla;

    - İnsanların çalışarak para kazanabilecekleri, çocuklarına, ailelerine bakabilecekleri istihdam projeleri,

    - Gençlerin Türkiye'ye ve dünyaya bakışını değiştirebilecek eğitim projeleri,

    - Genç kızları ve kadınları yeni saygın kimlikleriyle destekleyecek kadın projeleri,

    -Tarım, hayvancılık ve sulama projeleri,

    - Komşu ülkelerle yeni ekonomik ve ticari kanalların açılmasını öngören projeleri, hızla devreye sokmak gerekiyor.

    ......

    Sayın Başbakan,

    Bununla beraber mektubunuzdaki isteminiz doğrultusunda bu konuları daha kapsamlı ve daha ayrıntılı bir değerlendirmeye tabi tutabilmek amacıyla, sizinle Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezinde, baş başa, ikili bir görüşme yapmaya hazırım. Bu görüşmemizin toplumda büyük bir ilgiyle karşılanacağı açıktır. Ülkemizde bundan sonra yaşanacak gelişmeler açısından belki de bu değerlendirmelerimiz tarihi bir belge niteliğini de taşıyabilecektir. Toplumumuzun bu önemli konusunu kendi aramızda, kapalı kapılar arkasında ele almak ile yetinmemeliyiz. Milletimizin geleceği ile ilgili bu temel konuda, vatandaşlarımızın, bizim değerlendirmelerimizi birlikte dinleyerek, doğru bilgilenme ve doğru karar alabilme hakkına da saygı göstermeliyiz. Bu nedenlerle ne zaman ve nerede yayınlanacağına birlikte karar vermek üzere, görüşmemizin bir televizyon ekibi tarafından kayda geçirilmesinin yararlı olacağını sizin de takdir edeceğinizi umuyorum.

    Önümüzdeki bir hafta içinde, bir gün önceden bildirmeniz halinde, uygun göreceğiniz herhangi bir saatte Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezinde sizi ağırlamaktan mutluluk duyacağım./yeni şafak

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Demirtaştan Akla Ziyan İddia!05 Ekim 2012 Cuma 08:37
  • Vekilin İsteği Başka!05 Ekim 2012 Cuma 08:36
  • Hüseyin Çelik: Panik yapmayın!04 Ekim 2012 Perşembe 20:18
  • Hüseyin Aygünden ilginç iddia04 Ekim 2012 Perşembe 20:07
  • MHPnin Neden Evet Dediği Belli Oldu04 Ekim 2012 Perşembe 14:46
  • Muharrem İnce Meclisi birbirine kattı04 Ekim 2012 Perşembe 14:44
  • CHPli heyetten ilk açıklama03 Ekim 2012 Çarşamba 22:45
  • Seçim teklifi komisyondan geçti03 Ekim 2012 Çarşamba 21:00
  • CHPden sağduyu çağrısı03 Ekim 2012 Çarşamba 20:55
  • BDPden ilk yorum Kaplandan03 Ekim 2012 Çarşamba 20:52
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim