İletişimin gücünü bilmeyen yoktur. İletişimin gücünün artması ile basının gücü de artmıştır. Gazetecilik, sorumluluğu en fazla olan meslek gruplarının başında gelir. Tarafsız haber yapma, toplumu haberdar etme, bilinçlendirme, bireysel hakların anlatılması gibi birçok toplumsal görevi vardır. Basın çalışanları bu görevlerini tam olarak yerine getirirlerse toplum daha bilinçli bir duruma gelir. Ancak, diğer tüm meslek gruplarında olduğu gibi gazetecilik sektöründe de mesleğin itibarını aşındıran, gazeteciliğin toplumsal statüsünü alaşağı eden gazetecilerin varlığı da aşikârdır. Bunların bilinmesine rağmen meslektaşları, ‘’Kral çıplak’’ diyerek bu tür gazetecileri içlerinden söküp atamıyorlar. Doğru, dürüst ve sorumlu insanların bu cesareti göstermemesi sonucunda ise yanlış yapan kişiler kendilerini hep haklı ve üstün olarak görüyor.
Bilişimin ve haber almanın gelişen teknoloji sayesinde en üst düzeylere çıktığı günümüzde çakma gazetecilerin uyguladıkları akıl almaz yöntemler bulmakta. Son dönemlerde bu kişilerin meslek literatürüne kattıkları talihsiz bir kavram da kendiliğinden ortaya çıktı; ‘’Şantaj Gazeteciliği ‘’. Şantaj Gazeteciliği çeşitli şekillerde karşımıza çıkabilmektedir. Bilinen en meşhur türü; bir kurumu veya bir kişiyi, var olduğu iddia edilen çeşitli dosyalar, usulsüzlük belgeleri, gizli antlaşmalar, fotoğraflar, ses kayıtları, v.b. ile korkutmak, sindirmek veya bir bedel ödetmek şeklindedir.
Bunun da iki yolu var. Birincisi; teşhir et, korkut ve haberi ranta çevir. Bunun için kişi ve kurumlara ilişkin merak uyandırıcı manşet atılıyor, duyuru spotları hazırlanıp büyük puntolarla yayınlanıyor. Manşetlerin fos çıkıp çıkmaması da önemli değil. Çamur at izi kalsın mantığı burada sonuna kadar işliyor. Yasadan kurtulmak için manşeti soruya çevir, konu hakkında iddialar var de, eleştiri yazısı yazıyorum de, işlem tamam. İstediğini elde ettin mi, ilgili kişi ya da kurum için çak bir yağlama yazısı, işlem mükemmelen tamam. İkincisi, haberi göster ‘’yayınlarım ha’’ diyerek tek satır yazmadan haberi ranta çevirme yoluna git. Haberi elinin altında tut, elin dara düştü mü, ısıtıp yeniden gündeme getir. Oh ne ala.
İlk bakıldığında şantaj olarak görülmese de yalakalık gazeteciliği, iftira haberciliği, fişleme gazeteciliği, dilencilik yaklaşımı, bir fikrin benimsenmese de savunulması, benimsenmese de çıkar için sürekli karşı fikir üretme işi de aynı kapıya çıkmakta. Kutsal duyguları kullanma işi de aynı durumda. Belli bir kişi ya da kurumun çıkarı için sürekli aynı doğrultuda ve yanıltıcı haber yapmakta aynı kapıya çıkıyor. Oldukça önemli olan bu konu hakkında doğru dürüst fikir açıklayan, önlem almak isteyen, dur diyen nedense yok. Halbuki meslek örgütlerinin buna dur demesi gerekir. Gazetecilik ‘’kontrolsüz güç’’ olma yolunda ilerlerken meslek kuruluşları bu olayları önlemek için çok acil çalışmalar yapmak zorunda. Gazetecilik kamusal yanı olan çok önemli bir meslek, kalemler kamuya bilgi aktarımı için kullanılmalı, kişisel çıkar için değil. Gazetecilik mesleği içindeki bu çürük elmalar çuvaldan çıkarılmadıkça diğer elmaları da hızla çürütüyor. Sözün özü, meslek etiği kurallarını işletmek, gerekli önlemleri almak, mesleği hak ettiği yere getirmek gerekir.