Gündem allak bullak; kafalar karmakarışık...

Bu aralar çevremizdeki insanlar ve olaylarla ilgili sosyo-psikolojik tahliller yapmaya çalışırsak en çok kullanacağımız cümlelerin, bu iki cümle alabileceğini tahmin ediyorum. Dünyada, ülkemizde, bölgemizde, şehrimizde gündem bombardımanıyla karşı karşıyayız. Son günlerde pandemi, ekonomik kriz, Azerbaycan –Ermenistan savaşı, Amerika da seçim, İzmir depremi, eğitim…ve diğerleri… diye onlarca gündem maddesi sıralayabilirim. Ben yönettiğim kurumda sabah göreve geldiğimde, 10-15 maddelik bir gündem oluşturuyorum. Akşam ayrıldığımda, gündeme en az yeni beş maddenin ilave olduğunu, notlarımdan gözlemliyorum.

Bu sıkıntılı süreçte insanlarla ilgili çözümlemelerimde, çevremdeki insanların ruh hallerinin çok da iyi olmadığını gözlemliyorum. Sağlık insanların bedensel, ruhsal ve sosyal açıdaniyi olma halleridir. Gözlemlerimde, ben de dâhil birçok insanın bu üç kriterden, en az bir kriter açısından sağlığının yerinde olmadığını gözlemliyorum. Bu, toplum sağlığı açısından hiç kabul edilebilir bir durum değil… Ben bu meselenin en az pandemi kadar önemli ve üzerinde çalışılması gereken bir husus olduğunu belirtmek istiyorum.

Toplum sağlığını korumak için-bedenen ruhen ve sosyal-en önemli ve en değerli çalışmalar koruyucu ve önleyici hizmetlerdir.Koruyucu ve önleyici hizmetlerle ilgili gerekenleri yapmak devletin en önemli görevlerinin başında gelir. Devletlerin bu hizmetleri verebilmesi için hep yazıyorum yine yazacağım şu dört hususa dikkat etmesi gerekir…

1-Planlama; Kısa, orta ve uzun vadeli planlamalar…

2-Koordinasyon; Görevlere ehliyetli, liyakatli hak eden kişilerin atanması. Kaliteli adamlarla takım kurma.

3- İcraat; Çalışma ve çalıştırma…

4- Denetim. Bu erk yerine getirilmez ise ilk üç ergin hiçbir önemi kalmaz…

Mesela; Bu dört hususa dikkat etseydik, İzmir depreminde onlarca canı kaybeder miydik?

Koruyucu ve önleyici hizmetlerle ilgili gerekenleri yapsaydık, tek can kaybı yaşamazdık diye düşünüyorum…

Bu görevler devletin bütün kurumlarında eşgüdüm ile yerine getirilmelidir. Devlet de küslükolmaz. Bir ilde belediye başkanı muhalif partiden diye eşgüdüme helal gelmemelidir. Devlet için, millet için, halk için hep birlikte icraat yapılmalıdır. Belediye başkanı da devletin seçilmiş personelidir. Özellikle koruyucu- önleyici hizmetlere, eksiksiz katkı vermelidir. Cumhuriyet; halkın, halk için, halka hizmet etmesidir.

Son yıllarda gelişmek değil zenginleşmek istiyoruz. Bu paradigma arapların paradigmasıdır. Bu bize hiç yakışmıyor. Adam olmanın patentine sahip bu millete bunlar yakışmıyor. Güneş doğduğu zaman, yüzünü bize çeviren mazlumlara böyle mi örnek olacağız. Bu ülkede, bu coğrafyada bilgili ve kültürlü adamlar, kadim tarihimizde olduğu gibi parası olan cahillerden daha fazla saygıdeğer olmalıdırlar…

Ne oldu bize? Allah aşkına…

banner189