banner339
banner313

Yanlış beslenme böbrekleri bitiriyor

Böbrek yetmezliğinin, dünyada ve Türkiye’de çok yaygın görülen bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Kantarcı, “Dünyada her 10 kişiden 1’inde, ülkemizde ise her 7 kişiden birinde böbrek yetmezliği var. Hatta bazı istatistikler 2020’nin ortalarında, böbrek yetmezliğinin dünyadaki 5’inci yaşam kaybı nedeni olacağını gösteriyor. Bu denli ciddi bir hastalık olmasına karşın farkındalığımız çok düşük. Bunda en önemli etken geç bulgu vermesi, belirtiler hastalık ileri evreye ulaştığında ortaya çıkıyor. Eğer hasta, farklı bir şikayet ya da hastalık nedeniyle hastaneye giderse, tesadüfen ortaya çıkan böbrek yetmezlikleri daha erken dönemde tanı alıyor” dedi.

banner362
Yanlış beslenme böbrekleri bitiriyor
banner328


Gelişmelerden anında haberdar olmak için Google News'te Aydınpost'a abone olun

Aydınpost'a Google News'te abone olun

Hastalığın yarattığı şikayetlerle ilgili Prof. Dr. Gülçin Kantarcı, şu bilgileri verdi:

“Genellikle nefes darlığı, idrar yapmada azalma, idrar renginde değişme, idrarda köpürme, halsizlik, yorgunluk, nefeste kötü koku, bacaklarda ve ellerde kramplar tanı almadan önceki bulgulardır. Ancak hastalık bu şikayetleri ortaya çıkardığında hastalık ileri evreye gelmiş oluyor. Hatta bu bulgular bile hastaların kendilerine hastalık kondurmayı düşündürmüyor.”

Laboratuvar tetkikleri yapılmadan tanı konması zor bir hastalık olduğunun altını çizen Prof. Dr. Gülçin Kantarcı, “Bu nedenle özellikle yüksek tansiyon, şeker gibi kronik hastalığı olanlar, ailesinde böbrek hastası bulunan kişiler risk grubundadır. Spor yapıp yeterli sıvı tüketmeyenler, romatizmal hastalıklar veya baş ağrısı gibi nedenlerle yoğun olarak ağrı kesici kullanan kişiler mutlaka böbrek hastalığı açısından incelenmelidir. Bu kişilerde erken dönemde tanı konmasıyla diyalize ve organ böbrek nakline giden süreci yavaşlatabiliriz. Hastaları daha uzun süre daha iyi bir yaşam kalitesiyle takip etmiş oluruz” ifadelerini kullandı.

GEREKSİZ VİTAMİN TÜKETİMİNE SON VERİN

“Diyaliz öncesi ve diyaliz gerektiren hastalarda, hatta son zamanlarda toplumda gördüğümüz bir vitamin çılgınlığı var” diyen Prof. Dr. Gülçin Kantarcı, “İnsanların viral hastalıklara yakalanmamak için tükettiği vitaminlerden kaçınmaları lazım. Örneğin C vitamini. Diyaliz öncesi kişilerde yüksek doz C vitamini, oksalatı artırıyor. Bu da sağlıklı kişilerde böbrek taşı oluşumuna neden oluyor. Diyaliz sonrası kişilerde de yumuşak dokularda kireçlenmelere neden olabiliyor, damar duvarlarına zarar verebiliyor. O yüzden yüksek doz C vitamininden kaçınmak lazım. “Aklıma geldi, ben vitamin alayım bunun zararı yoktur’ çılgınlığından vazgeçilmeli. Hekim önermedikçe alınmamalı” ifadelerini kullandı.

Böbrek hastalarının kullandıkları diğer vitaminlerle ilgili bilgi veren Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Gülçin Kantarcı, konuyla ilgili doğru bilinen yanlışlara işaret etti:

“Yağda eriyen vitaminler olan A, D, K ve E vitaminleri diyaliz hastalıklarında bazen çok kontrolsüz ve yüksek dozda kullanılabiliyor. Diyaliz öncesi dönemde de aynı hata yapılabiliyor. Özellikle içinde bulunduğumuz şu dönemde her aklına gelen D vitamini içiyor. Ancak kişi, D vitamini düzeyini bilmeden D vitamini tüketmemeli. Çünkü D vitamini, insan vücudunda biriken, fazla olduğunda da toksik dediğimiz zararlı hale geliyor. Bu nedenle vücuttaki düzeyi takip edilerek D vitamini alınmalı. K vitamininin de farklı formları var. Belli formları faydalıyken belli formları zararlı olabiliyor. Bu nedenle kontrolsüz kullanılmamalı. Diyaliz makinelerinde kaybedilen B vitaminleri de ihtiyaç durumunda kullanılmalı. İhtiyaç ötesinde kullanımlarda hem gereksiz bir tüketim oluyor hem de yumuşak dokularda zararlı etkileri olabiliyor.”


banner218

banner344

banner343

google-site-verification=XM_gwNkBaKM19LDHoKaTOmBzvkdlKwOdKMcUtov1R-k