banner116
banner92

Uzmanlar uyarıyor; 'Kadir Şeker vakası suiistimale açık'

Uzmanlar uyarıyor; 'Kadir Şeker vakası suiistimale açık'
banner94
banner26


NESLİHAN ÖNDER / İSTANBUL

Konya'da kadına şiddeti önlemeye çalışırken katil olan 20 yaşındaki Kadir Şeker'in tutuklanması büyük çapta tartışmaların da fitilini ateşledi. Sosyal medyada Şeker’in kahraman mı yoksa katil mi olduğu tartışılırken uzmanlar yargıya taşınan olayın büyük bir titizlikle ele alınması gerektiğini söylüyor. Konuyla ilgili sorularımızı yanıtlayan hukukçu, psikolog ve sosyologlar, söz konusu olayın ileride benzer kadına yönelik şiddet vakalarına örnek teşkil etmesi ve suiistimal ihtimalinin de göz önünde bulundurulması gerektiği noktasında birleşiyor.

SORUŞTURMA DEVAM EDİYOR

Tartışma konusu cinayet, Selçuklu ilçesindeki Piri Reis Parkı'na meydana gelmişti. Tıp fakültesinde okuma hayali ile üniversite sınavlarına hazırlanan Kadir Şeker(20) parkta Özgür Duran'ın (32) sevgilisi Ayşe Dırla'yı (35) darp ettiğini görünce yardıma koşmuştu. Duran tarafından darp edilen Şeker, boğuşma sırasında yanında taşıdığı çakıyı çıkarıp kendisini savunmak istemiş ve bu sırada çakı Duran'ın kalbine isabet etmişti. Duran hastanede yaşamını yitirirken Şeker tutuklanmıştı. Şeker'in avukatı, tutukluluk kararına bir üst mahkeme olan 3'üncü Sulh Ceza Hakimliği'ne dilekçe vererek itiraz ederek Şeker'in tahliye edilmesini istemişti. Soruşturma kapsamında Kadir Şeker'in olayda kullandığı bıçak, 6136 Sayılı 'Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun' kapsamında inceleme altına alınırken, Özgür Duran'ın otopsisinde bıçağın nasıl saplandığının belirlenmesi bekleniyor.

SOSYAL MEDYADA YOĞUN DESTEK KAMPANYASI VAR

Üniversiteye hazırlanan 20 yaşındaki Kadir Şeker’in tutuklanması sosyal medyada da yankı buldu. Twitter’da Kadir’in müdahalesi ile bir kadının kurtulduğu, saldırganı öldürmesinin de meşru müdafaa olduğu görüşünü dile getirenler yoğun bir kampanya yürüterek #kadiricinadalet etiketini gündeme taşıdı. Peki, yargıya intikal eden ve hakkında kısıtlama kararı bulunan dosya ile ilgili hukukçu, psikolog ve sosyologlar ne diyor?

“YARGI YALNIZ BIRAKILMALI VE KARAR TEKNİK AÇIDAN VERİLMELİ”

Toplumsal bir reaksiyonla ülke gündemine oturan konuyla ilgili sorularımızı yanıtlayan Avukat İbrahim Ergin, olayın sosyal medyada cereyan ettiği gibi gerçekleştiği takdirde tutuklamanın olmayacağı ve başka türlü bir tedbir alınacağı görüşünü savunuyor.



Ergin, çok çeşitli etkenlerin göz önünde bulundurulması gerektiğini hatırlatarak, “Öldürülen kişinin üstünde herhangi bir silah yok. Saldıran kişinin ise üstünde bir bıçak var ve maktulün kalbine saplıyor. Burada karşıdaki kişi bir silah ya da bıçak çıkarmış olsa, Kadir de kendisine yönelen bu saldırıyı bertaraf etmek için bıçağını kullansa hiçbir ceza almaz. Ama burada bir kadınla tartışan adama müdahale ediyor ve adamı öldürüyor. Kadir biraz heyecanlı davranmış. Böyle bir durumda verdiği tepki çok doğru değil” dedi.

“HUKUK FAKÜLTELERİNDE DERSLERE KONU OLABİLİR”

Konunun hukuk literatürü için de büyük önem arz ettiğini söyleyen Ergin, “Hukukçular için çok önemli bir dava. Ders olarak okutulacak, üzerine tez yazılacak bir mevzu. Kadir cezalandırılsa, bu tarz olaylarda iyi niyetli kişilerin olaya dahline cesaretlendirmemiş olacağız ve daha çok kadın şiddet görmeye hatta ölmeye devam edecek. Ama burada Kadir’in müdahalesi gerekli miydi, ölçülü müydü? Bu tartışılmalı. Bu tür olaylarda nasıl siyasi ve idari baskıyla hâkim ve savcıların karar vermesi noktasında zorlanmaması gerekiyorsa, Kadir Şeker olayında da geleneksel ve sosyal medyada baskı yapılmaması ve yargının yalnız bırakılması gerekiyor. O anın herhangi bir video ve görüntü kaydının olmaması da işi iyice zorlaştırıyor. Sadece tartışmadaki taraf kadın ve Kadir’in ifadelerinin bulunması olayı net bir şekilde görmemizi engelliyor. Bu nedenle yargının işi de kolay değil. Böyle şeyleri değerlendirirken sübjektif olmak gerekiyor” diye konuştu.

“DAVA SONUCU TÜM ÜLKE SOSYOLOJİSİNİ DE ETKİLEYECEK”

Sosyolog Sümeyra Torun da “Olay şuan yargıda ve süreç devam ediyor. İnsanların bu gibi olaylara karşı hassasiyetleri ne yazık ki azalmış durumda. Herkes bireyselliğe ve kendi faydasına dönük eylemlerde bulunuyor. Herkes kendi güvenliğini almak ve kendisini korumak zorunda hissediyor. Bu açıdan bu gibi örnekler toplumun daha da bireyselleşmesine ve bir başkasının derdini umursamamasına sebebiyet verebilir. Yargının yürütülmesi bu açıdan şeffaf olmalı ve detayları mutlaka halk ile paylaşılmalı ki bir güven ortamı tesis edilebilsin. Yarın benzer bir vaka yaşandığında bu duruma maruz kalan bir kişinin sonucunun ne olacağı bilinmeli. Burada önemli olan nokta adil bir yargılama ortamı oluşturulacak mı? sorusuna cevap bulabilmek. Artık geleneklerden kopuk, insani ve vicdani değerlerin daha geri planda tutulduğu modern çağda bu gibi atılımlar daha fazla desteklenmeli diye düşünüyorum. Burada şu soruyu da sormamız gerekiyor; yasaklar ve normlarla mı hareket edeceğiz yoksa ahlaki ve merhamet duygularıyla mı davranışlarımızı ortaya koyacağız? Kadir Şeker’in bu davada katil olarak ceza alması durumunda bundan sonra gerçekleşecek herhangi bir kadına şiddet durumunda insanlar belki de yardım etmekten imtina edecekler. Bu nedenle yargının vereceği kararın tüm ülke sosyolojisini de bir anlamda etkileyeceğini düşünüyorum” dedi.

“KARŞIMIZA BİR DİLEMMA ÇIKIYOR”

Duygusal tepkileri olan bir toplum olduğumuzu vurgulayan Sosyolog İsmail Öz ise; “Netice itibariyle biz duygusal bir toplumuz. Duygusal yönü ağır basan bir toplum olduğumuz için de olayların mantıksal perspektifini kaçırıp o anki duygu akışı çerçevesinde değerlendiriyoruz ve bir şeyler söylüyoruz. Fakat sonrasında bunu mantıki bir zemine oturttuğunuzda birkaç zaman sonra onun ortaya çıkardığı muarızları, sakıncalı durumları tartışmaya başlıyoruz. Bu çok hassas bir konu aslında gerçekten de burada kaza ile bir ölüme sebebiyet verilmişse eğer ki Kadir Şeker’in niyetinin öldürme olmadığını düşünüyorum. Şiddeti önlemek için harekete geçti ancak netice itibariyle bir cinayet gerçekleşmiş oldu.



Kadir’in buradaki halis niyeti ya da samimiyeti ayrı bir şey, işlenmiş bir cinayetin varlığı da ayrı bir şey. Kadir eğer cinayeti taksirle işlemişse bu ileride şöyle bir mantığı da doğurabilir. Tabii ki hakim ve savcılar olaydaki tüm etkenleri göz önünde bulunduracaklar. Kadir’in düşüncesini, durduğu yeri irdeleyerek bir değerlendirme yapacaklar. Fakat bu noktada bir şiddeti önlemeye çalışan ve yahut bu tarz durumlarda müdahil olan insanlar bundan sonraki süreçte birilerini öldürmeye devam etsin mi? sorusunu sormamız gerekiyor. Dolayısıyla bunun istismar edilip edilmeyeceğinin bir garantisi var mı? Bunun ileride ortaya çıkaracağı bu tarz muarızlar mevcut. Bu vaka özelinde düşündüğümüzde Kadir’in duygusundan endişe etmiyorum. Mutlaka bir kaza ile istemediği bir cinayete neden olmuştur. Bundan sonraki durumlarda başka durumları da tetikleyici olmaması açısından verilecek kararın son derecek titizlikle alınması gerekiyor. Kesinlikle vicdani değerler farklı bir şey fakat bir insanında öldürülmüş olduğu gerçeği ortada duruyor. Bunun da durumunun değerlendirilmesi gerekiyor. Aşırı duygusal tepkiler bizi mantıktan uzaklaştırır. Mantıktan uzaklaştığımız zaman da olayların seyrini ve sonraki sebebiyet vereceği durumları gözden kaçırmamıza neden olur. Ki daha sonra da dönüp o olayın oluşturduğu zararları ve istismarları konuşmak zorunda kalırız. Bugünden öngörülü davranıp, ileride bu tip şeylere sebebiyet vermeyecek şekilde bir karar verilmesi gerekiyor. Tabiri caizse bir kılı kırk yarma durumu gerçekleşmelidir. Evet, toplumda çok yoğun bir istek var ve belki bu istekler mahkemeye vicdan muhasebesi yaptırma noktasında ciddi bir baskıdır. Ama her ne olursa olsun hâkimlerin de tüm gelişenleri değerlendirerek, soğukkanlı bir şekilde karar vermesi gerekiyor. Bizim karşımıza burada bir dilemma çıkıyor. Birincisi eğer Kadir ceza alırsa bundan sonra gerçekleşecek herhangi bir kadına şiddet durumunda insanlar müdahale etmeyecek. İkincisi, Kadir ceza almazsa ileride bu tarz kadına şiddet vakalarında insanların birbirlerini kolayca öldürebilmesiyle ilgili bir teşvik ve istismar ortaya çıkabilecek. Bu duygusal çatışmayı da önleyebilmemiz için hassas bir terazi devreye sokmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“YİNE KARŞIMIZA BİN YILLIK BİR AHLAKİ PROBLEM ÇIKIYOR”

Uzman Psikolog ve Psikiyatrist Cihad Kaya’ya göre olayda Kadir’in hikâyesi bilinmeden herhangi bir yorumda bulunmanın doğru olmayacağını söyleyerek değerlendirmede bulundu. Kaya, “Kadın cinayetleri ya da istismar haberleri duyuyoruz. Toplum olarak hemfikir olduğumuz ve ortakça lanetlediğimiz konular var. Birisi birisini öldürdüğü zaman, hakiki anlamda ölen kişinin suçlu olduğuna ve cezalandırılması gerektiğine inanıyorsak çok zorlamıyor bizi. Ama Kadir Şeker vakası bu anlamda algılarımızı sarstı. Hangi tarafta duracağımıza karar veremiyoruz bu da belki bin yıllık bir ahlaki problem aslında. Ahlaki problemden kastım, eylemlerin niyeti ya da önceden planladığımız şeyler sonuçlarını bağlar mı? Sorusu. Bu da hukukun konusuna giriyor. Evet, iyi niyetle yapılmış olma ihtimali çok yüksek, görgü tanıkları onu söylüyor. Fakat nihayetinde bir insan ölüyor. Hukuk burasıyla ilgileniyor. İlerleyen zamanlarda benzer durumlar yaşandığında bunun suiistimal edilme ihtimali çok yüksek.

Bir taraftan da kamu vicdanı devreye giriyor. Gencecik bir çocuğun adam öldürme niyeti ile gitmiyor olduğu düşünülüyor ve bir şekilde kendisini bir cinayetin içerisinde buluyor. Kadir’in o bıçağı neden taşıdığıyla ilgili herhangi bir yorum yapmak çok zor. Hikâyesini bilmek gerekiyor. Saldırgan bir kimlik mi var alt tarafta yoksa bir gün işime yarar gerekçesiyle mi taşınıyor o bıçak? Buna bakmak lazım ancak tanımadan ve öyküsünü bilmeden böyle yorumlar yapmamak lazım. Bir şekilde algı oluşturulmaya da çalışılıyor. Herkesin kafası karışık. Bir şekilde vicdanımız ve realite arasında kalıyoruz. Bir karar veremediğimiz için de bir şeylere zorlanıyoruz. Bu zorlanma durumunda da zannedersem bir şeylerden feda edilmesi gerekiyor. Ya gerçekten toplumsal vicdan açısından insanların içi yanacak, ya da belki bir taraftan haklı olunan bir durum görmezden gelinecek. Çok ikilemde olunan bir durum. Çok zor bir durum” dedi.

“UZMANLARA BÜYÜK GÖREV DÜŞÜYOR”

Kadına yönelik şiddetin gün geçtikçe arttığı Türkiye’de sonuçlarının örnek teşkil edeceği Kadir Şeker olayında insanların psikolojilerinin de etkileneceğini savunan Kaya, burada uzmanlara da büyük görevler düştüğünü söyledi. Kaya sözlerini şöyle sürdürdü; “Türkiye’nin kendi teklifiyle imzalamış olduğu bir İstanbul Sözleşmesi var. Bu sözleşmede her meslekten uzmana çeşitli yükümlülükler veriliyor. Özellikle çocuk istismarı ve kadına yönelik şiddet açısından. Burada devletin öngördüğü bazı görevler var. Sosyal bilimciler olarak bizlerin görevi olayı lanetlemek ya da bunun cezası ne olmalıdır? diye tartışmak olmamalı. Bizler uzman olarak bunun neden gerçekleştiğine kafa yormak zorundayız. Ortalama olarak Türkiye’de her yıl yaklaşık 400 kadın, sadece kadın oldukları için öldürülüyor. Karşı argüman olarak erkeklerin de şiddet gördüğü ifade ediliyor. Erkeklerin gördüğü şiddet, erkek olduğu için gördüğü bir şiddet değil. Dolayısıyla ciddi bir farklılık var burada. Buradan bir yola çıkmak gerekiyor. Kadına dair algının ne olduğunu bulmak gerekiyor. Nasıl büyütüyoruz ki çocukları, kadın-erkek ilişkileri nasıl deforme oluyor ki ilerleyen yıllarda kendi yolunu çizmeye çalışan, ben bunu istemiyorum diyen bir kadın neden anlaşılamıyor? Neden sadece iki insan olarak iletişim kurma becerisini geliştiremiyoruz da mesele neden sürekli olarak cinsiyete ve cinselliğe gidiyor? Bu algı bozukluğunu, bu hastalığı çözümlemek gerekiyor. Karşımızdaki insanın insanlığı ya da karakteriyle değil de bir şekilde onun dişi kimliği üzerinden ilişki kuruyorsak öyle ya da böyle, bu bir hastalık demektir. Dolayısıyla bunun kökenlerini bulmak zorundayız. Bunun kökenini bulmadan çocukları yetiştiriş tarzımızı, kendi dilimizdeki o cinsiyetçi ifadeleri bir erkek olarak bunu söylüyorum, erkeklere birçok ahlaki konuda imtiyaz tanınırken kadınları bu kadar kısıtlayıp, bu kadar ayıplayıp, dini değerleri bile sadece kadına yonttuğumuz zaman evet ortaya belki de böyle bir tablo çıkıyor. Sebepleri üzerine kafa yorup, toplumsal gelişimler hemen ortaya çıkan şeyler değil. Birinci olarak adaletin sağlanması gerekiyor. Caydırıcı cezalar olmalı ve anne-baba tutumları ile adaletli, hakkaniyetli evlat büyütmenin yollarını bulmamız gerekiyor hep beraber.”

Öte yandan dün partisinin grup toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Kadir Şeker'le ilgili soruya, “Şimdi orada Kadir insani, vicdani bir durum sergiledi. Bundan sonraki süreç tamamen yargı ile ilgili bir süreç. Temenni ederiz ki adil bir karara varırlar” cevabını verdi.

Kaynak: Gaste24
banner118