banner158

İyi kalpli ve kabiliyetli sanatçılara destek olmak bu ülkeye borcumdur

İyi kalpli ve kabiliyetli sanatçılara destek olmak bu ülkeye borcumdur


‘Doğulu Production’dan uzun zamandır kendi albümlerinizi çıkarıyordunuz. Şimdi iki yeni isimle karşımızdasınız...

Prodüktörlük ve yapımcılık hep hayatımın içindeydi. ‘Doğulu Productions’ı 1994’te kurduk. Evren bana enerji, kuvvet verdikçe kendi albümlerimi kendim yayımlamaya devam etmek istiyorum. Geçen yıllarda Bengü, Ahmet Akkaya, Mert Tünay, ‘Unutursam Fısılda’ film müzikleri ve ‘Tahribad-ı İsyan’ grubunun albümlerini yapmıştık. İyi kalpli ve kabiliyetli sanatçılara destek olmak bu ülkeye borcumdur diye düşünüyorum. 

İsteyen herkes sizinle çalışabilir mi?

Hayır. Sevgisini duymadığım, saygısını almadığım, bağ kuramadığım sanatçılarla çalışmak istemiyorum.

Cem Pilevneli ve Duygu Soylu ile yollarınız nasıl kesişti?

Duygu’yla yaklaşık 15 senedir hem sahne hem stüdyoda çalışıyoruz. Cem’in kuzeni Murat Pilevneli arkadaşım ve bizi iki sene önce tanıştırdı. Harika besteleri olduğundan bahsetmişti. Buluştuk, şarkılarının detayına girdik.

Beren çok güzel besteler yapıyor

Neden albüm yapmak için bu iki ismi seçtiniz?

Duygu’nun kendi bestelerini yapabileceği doğru zamanı bekliyorduk. Onun kadar iyi şarkı söyleyen Türkiye’de çok az... Kuvvetli bir ses. Hele cover’ları bir söyleyişi var ki kulaklarını yersin (gülüyor). Cem de yeni bir soluk. Bambaşka bir tarzı var. Stil ve zevk sahibi olması beni etkiledi. Zaten bir süredir kendisine fikirler vermeye ve mentorluk yapmaya çalışıyordum. İstediğimiz gibi bir şey ortaya çıkınca albümü yayımlamaya karar verdik. Cem’in albümündeki şarkılardan birine ortak söz de yazdık. Duygu’nun albümü için bir sürü şarkı hazırladım. Onun albümü çok sevdiğim yeni şarkılarımın seçkisi gibi oldu.

Beren Saat son röportajımızda müzikle ilgilendiğini, şarkı söylediğini ve birlikte şarkılar yaptığınızı anlatmıştı. Ona da bir albüm yapacak mısınız?

Çok güzel besteler yapıyor Beren. İngilizce şarkıları var. Ortak dertlerimizi bütün dünyaya söylemek istiyor. Kız çocuklarına ilham vermek ve hayallerine sahip çıkmaları konusunda onları cesaretlendirmek istiyor. Demolarını hazırlıyoruz. Önümüzdeki yıl dinleyebilecek, kliplerini seyredebileceksiniz. Biraz deneysel ve ezber bozan harika işleri var. Elimden geldiğince onu anlayıp şarkıların hazırlanmasına yardım etmeye çalışıyorum. Dünyanın her yerindeki hayranlarına, doğru zamanda tamamen kendi istediği şekilde fikirlerini ulaştırmayı hayal ediyoruz.
Rap, popu öldüremez

Şarkıcı, besteci ve prodüktör olarak, günümüz Türk popunu nasıl yorumluyorsunuz?

Değişimin ön planda olduğu bir dönemden geçiyor. Eskisi gibi emek sarf edilerek müzik yapılmıyor. Canlı orkestraların yerine bilgisayar tabanlı müzik tercih ediliyor. Tabii pop müziğin en önemli taraflarından biri sözlerin hoşluğuydu. Şehrazat, Sezen Aksu, Aysel Gürel, Fikret Şeneş, Bülent Ortaçgil, Fikret Kızılok’un satırları hepimizi çok etkiliyordu. Bunların yerini daha yüzeysel anlatımlar aldı.

Nedir bunun sebebi?

Tutan bir işin ardından, aynı kalıplarda müzik yapan herkes kendi işinin de tutacağını düşünüyor. Bir şarkı kötü, düşük, hatta yamuk yumuk olsa bile özgün olmalı. Her sanatçının kendine has bir yorumu, sunumu olmalı.

Üç sene önce Tahribad-ı İsyan’a albüm çıkardığınızda rap bu kadar patlamamıştı. Son dönemde bu tarz, ciddi şekilde hayatımızda. Söylendiği gibi rap, popu öldürdü mü?

Rap popu öldürmedi, öldüremez. Trendler hep değişir. Şimdi, tarzların iyice birbirine karıştığı bir dönemdeyiz.  Artık dünya müziği, folk, pop, rock, rap ortak bir müşterekte daha rahat buluşuyor. Birçok yeni hitte çoklu dil bile görüyoruz. Şu anki Türkçe rap’e bak, zaten aslında pop yapılıyor. Çünkü ‘pop’ zaten popüler olan demek ve şu anda rap popüler. Bir de arabeskin içinde olduğu her şey ülkemizde çok seviliyor. Önce arabesk pop, benim de çok pop arabesk bestem var geçmişte, sonra arabesk rock ve en son arabesk rap çok sevildi. Erkin Koray, Cem Karaca, Barış Manço zamanı Anadolu rock’la başlayan bir serüven bu. Şimdi arabesk-rap ve trap çok revaçta.

Bu ilgi ne kadar sürer?

Birçok müzik türüne ilgi dönemsel olarak değişiyor. Her 10 yılda bir toplum kendi zevklerini tarihe yazar, yazdırır. Bundan sonra da aynı şekilde devam eder.

Sebebi ne?

Bir şeyden çok haz ettiğimizde suyunu çıkarıyoruz. İnsanın doğasında var bu. Çok fazla kullanıp çok çabuk tüketiyoruz. Sonra sıkılıp yerine başka bir şey koyuyoruz veya doyuyoruz. Müzik ruhun yarenidir. Su gibi akar, şekil değiştirir ve yolunu, yönünü bulur.

Hırslar ve güç zehirlenmesi tufalarına hiç düşmedim

Enerjiniz ve neşeniz hiç değişmiyor. Bunu nasıl başarıyorsunuz?

Enerjimin kaynağı dinleyicilerden aldığım sevgi. Bu işe para kazanmak için başlamadık. Beş yaşından beri bu yolculuk hayatımın anlamı. Müzik, alkışlar; neşeli, renkli dostlar, güler yüzlü hayranlar bana enerji veriyor.

Hayata bakış açınızı nasıl tanımlarsınız?

Hayata sevgiyle bakıyorum. Barış gönüllüsüyüm. Kavga, dövüş, kin, sinir halleri, savaş ve şiddet benim lügatimde yok. Mutluluk verip mutluluk yaratmaya özeniyorum.

Haberleri okudukça, duydukça ağlıyorum

Günümüz dünyasında bu dediklerinizi başarmak zor değil mi?

Etrafımda çok sevdiğim dostlarım ve onlarla mutlu bir hayatım var. Yeni insan arayışları, hırslar ve güç zehirlenmesi tufalarına hiç düşmedim. Şarkı dünyasında yaşıyorum. Çizgi film karakteri olan Troll’ler gibiyiz. Şarkı söyle, dans et, sarıl. Şarkı söyle, dans et, sarıl.

Bunları yaşarken hayatla ilgili dertleriniz olmuyor mu?

Dünya meseleleri, çatışmalar, siyaset, iklim değişikliği, eşitsizlik,  kadına şiddet, hayvan haklarındaki eksiklikler... Üzülüyorum. Haberleri okudukça, duydukça ağlıyorum. Mesleğim eğlendiricilik olduğu için milletin keyfini yerine getirecek şarkılar yapmaya çalışıyorum ama günümüz dünyasında hep neşeli şarkılar yapmak mümkün değil tabii. Pandemide ‘Bizimdir’ diye bir şarkı çıkardım. Herhalde son zamanlarda yaptığım en hüzünlü şarkılardan. Ama ne mutlu ki üretebiliyor, yazabiliyorum. Tarihe geçsinler, duyulsunlar istiyorum. Bugünün gerçekliğini bizler kendi kendimize yaşıyoruz ama bu şarkılar belki yüz sene yaşayacak.

Kadına şiddet son dönemde sürekli gündemde. Eşinizle bu konulara çok duyarlısınız. Ne demek istersiniz?

Şiddetin hiçbir türlüsünü kabul etmiyorum. Öldürmek değil, birisine vurmak, itmek bile benim açımdan kabul edilemez bir tavır. Hele ki bir kadına... Çağdışı bir davranış bozukluğu. Ağır cezalarla bu konunun acilen acizlikler listemizden atılması gerek. Ülkeler geliştikçe biz bu konuda ne yapıyoruz diye düşünmeliyiz. Kurallarla, kanunlarla kadınlarımızı, çocuklarımızı güvence altına almalıyız. İstanbul Sözleşmesi uygulanmalı. Çocuk yaşta evlendirilen kızlarımızın eğitimlerini devam ettirip onları fark yaratacak bireyler haline getirmeye çalışmalıyız. Özgürce, bağıra çağıra fikirlerini söyleyebilecekleri, projelerini anlatabilecekleri, tarihe adlarını altın harflerle yazdıracakları günleri iple çekiyorum. Umarım bu düştüğümüz negatif ve puslu havadan yakın zamanda çıkarız.

Hep duygusal ve sulugöz bir tiptim

‘Bizimdir’ çok duygusal bir şarkı. 40’lı yaşlarla daha mı duygusal bir adam oldunuz?

İnsan yaş aldıkça dünyaya değil de insanlara ve hayvanlara, doğaya daha çok bağlanmaya başlıyor. Daha fazla sevdiklerinle vakit geçirmek istiyorsun. Bu da duygusal bir yoğunluk yaratıyor sanırım. Hep duygusal ve sulugöz bir tiptim de son yıllarda biraz daha duygusallaştım galiba.

Hep müzikten bahsettik. Müzik dışında hobileriniz neler?

Son dönemde ağırlıklı felsefe üzerine okudum. Müzik dinlemek en büyük hobim. Otomobilleri ve motor sporlarını seviyorum. Klasik Amerikan arabalarımla ilgileniyorum. Gitar koleksiyonum var, çağdaş sanat aktivitelerine, etkinliklerine katılmayı seviyorum. Beren’le filmler, diziler izliyoruz, her fırsatta dünyanın her yerinde konserlere, oyunlara gidiyoruz. Denize çok hayranım. Küçük bir teknem var, onunla arada keyifli zamanlar geçiriyorum. Bütün boş vakitlerimde amatör ve profesyonel arkadaşlarımın demolarını dinliyorum. Pandemide spora biraz ara verdim ama önümüzdeki günlerde yogaya ve Boğaz’da kürek çekmeye başlamayı planlıyorum.

Yıllardır sahnedesiniz. Ama kim olduğunuzu aslında pek bilmiyoruz.

İzmirliyim. Annem ev hanımı ama sesi çok güzeldir. Babam elektronik mühendisi. Aynı zamanda piyanistti. “Sesini annenden, kulağını babandan almışsın” derler. Bilkent’te iki yıl piyano okudum, sonra Başkent Üniversitesi’nin şan bölümüne geçtim. Bir yandan da Kenan Doğulu’ya vokal yapıyordum.

Sizi nasıl keşfetti?

Ankara’nın en köklü barlarından ‘Zeki Bar’da haftanın üç günü sahne alıyordum. Bir gün Ozan Doğulu ve Cihan Okan beni izlemeye geldiler. Sahne arasında tanıştık ve o gün Ozan albüm teklifinde bulundu. Ama babama önce okulumu bitireceğime söz vermiştim, “Sıla diye bir vokalistimiz vardı. Albüm çıkarıyor. Vokal eksiğimiz var. Kenan grubuna vokalist arıyor, gel bizimle çalış” dedi. Kabul ettim. Kenan Doğulu vokaline aralıksız devam ederken Ajda Pekkan, Hadise gibi isimlerle de çalıştım.

Kenan Doğulu’nun ‘Kara Elmas’ isimli albümünüzdeki etkisi ne?

Atom bombası etkisi yarattı. Ama dinleyene zarar vermeyen, yaralarını okşayan... Eğer bu albümü kendi başıma hazırlasaydım asla bu kadar etkili olamazdı.

Neden sizi dinleyelim?

Şarkıları normal formlarında söylemiyorum, onlarla oynamayı seviyorum. Armonilerini değiştiriyorum. Benim için şarkı söylemek bir yapboz yapmak gibi. Sürekli yeni yollar keşfedip her seferinde değişik bir yorumla yenilik katıyorum.

Kahkaham yüzünden kaç kere kovuldum

Sizi ilk kez tanıyacak birine kendinizi nasıl anlatırsınız?

Sohbet ettiğim kişiyle empati kurup o insanın aynası gibi olmayı seviyorum. Görünmez gibi davranıp karşımdakinin düşüncelerini, kalbini görebilmek için elimden gelen ne varsa yapıyorum. Olumlu bakmak benim mottom.

Deli deli kahkahalarınız var sanırım...

Evet. Bu Kenan ve Ozan’da da var. Ceyl’an Ertem de böyledir. Çoğu yerden kovulmuş, şikâyet edilmişizdir bu yüzden.

Defolarınız neler?

Keşke kendime daha iyi bakıp biraz daha spor yapsaydım...  Zararın neresinden dönsek kâr... En kısa zamanda toparlayacağım bu durumu.

Siz kimsiniz?

25 yaşındayım. İdeali olan ve bunu gerçekleştirmek için durmadan çalışan genç bir müzisyenim. 

Sanatçı bir aileden geliyormuşsunuz...

Evet. Ressam Mustafa Pilevneli benim dedem. Ailemin bir kısmı görsel sanatlarla, bir kısmı mimariyle ilgileniyor.

Siz neden müziği seçtiniz?

Ortaokul ve lisede kötü bir öğrenciydim. Her günüm müdür yardımcısı odasında biterdi. Fen, matematik gibi dersler bende yoktu. Ama müzik beni sardı, kendimi oraya ait hissedip devam ettim.

Ne zamandır sahnedesiniz?

15 yaşımda davulcu olarak barların öğlen saatlerinde yaşı tutmayanlar için düzenlenen partilerinde, etkinliklerinde çalıyordum.

Eğitim aldınız mı?

Üniversitede müzikle ilgili en iyi okulu araştırdım, bütün kapılar Berklee’ye çıktı. Davul eğitimi, elektronik müzik dersleri aldım. Üniversitedeyken single’larım da oldu. Ama bir buçuk sene kadar köşeye çekildim.

Neden?

Bir kimlik yaratıp doğru insanlarla birliktelik kurmak istedim. Kenan Doğulu’nun kapısına gelene kadar gördüm ki müzik piyasasında niyetler çok iyi olmayabiliyor. Kimseye güvenilmiyor, herkeste bir kurnazlık havası var. Ancak bu da yaptığımız işin ruhuna ters. 

Flört etmeyi seviyorum

Yaptığınız müziği nasıl anlatırsınız?

Elektronik altyapılı yeni bir pop.

Sizden popstar olur mu?

Olur. Kenan öyle dedi (gülüyor).

Birçok yeni isim çıkıyor. Neden sizi dinleyelim?

Samimi bir iş yaptık. Tutsun diye yapılan şarkılar vardır ya, ben onların yanından geçmiyorum ve o tip şarkıların çok kötü olduğuna inanıyorum. Çünkü müziğe felsefi bir yerden bakıyorum. Anlatmak istediğim bir dünyam var. Bunu yaparken müziğimin kendi yolunu bulacağına inanıyorum.

Sizi hiç tanımayan birine kendinizi nasıl anlatırsınız?

Pozitif enerjiden beslenirim. Çevremi iyi niyet ve güler yüzlerle doldurma gayretim vardır.

Yakışıklı olmak pop yolculuğunda ne kadar etkili?

Görüntü önemli. Bu çağda müzik bile çok görsel. Bu yüzden yaptığın işle örtüşen bir tarzın olması gerektiğine inanıyorum.

Çapkın mısınız?

Flört etmeyi severim. Ama şu an hayatımda biri yok.

Albümünüzün adı ‘Petek Pansiyon’. Bu gerçekten var olan bir pansiyonun hikâyesiymiş. Doğru mu?

Fenerbahçe’de, 1963’ten beri aileme ait bir otel... Kentsel dönüşümden dolayı ailem oteli kapatma kararı aldı. Ben de ABD’den döndüğümde otele taşındım. Stüdyomu da içine kurdum. Oranın yaşanmışlıklarından çok beslenerek albümün şarkılarını yazdım. Bu yüzden de albüme bu adı verdim.

 
banner192