banner339
banner313

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın avukatından 'Asırlık Gece'

"Asırlık Gece" kitabı yayımlandı

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın avukatından 'Asırlık Gece'
banner475


Gelişmelerden anında haberdar olmak için Google News'te Aydınpost'a abone olun

Aydınpost'a Google News'te abone olun

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimini tüm yönleriyle "Asırlık Gece" kitabında anlatan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın avukatı Doç. Dr. Hüseyin Aydın, dava süreçlerine, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın müşteki olduğu davaların hangi aşamada olduğuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Darbecilerin yargılamalardaki duygu ve düşüncelerini anlamak için darbeye yöneldikleri, planladıkları ve uygulamaya geçirdikleri anlardaki duyumlarının bilinmesi gerektiğini belirten Aydın, 15 Temmuz darbe girişimini yapan FETÖ üyelerinin, örgütün ideolojisine ve örgüte yüksek düzeyde bağlı olduğunu kaydetti.

Aydın, örgüt üyelerinin yaptığı işlerin "doğru", hatta kendi ideolojileri çerçevesinde "kutsal" olduğuna inandığını, darbe girişiminin bu inanç ve düşünceyle planlanıp uygulandığını ifade etti.

Bu inanç ve düşünceye bağlılıkları devam ettiği sürece kişilerin işlediği fiilleri suç olarak değerlendirmesi, onlardan pişmanlık duyması ve bunu göstermesinin beklenemeyeceğini vurgulayan Aydın, "Bu nedenle darbe davalarında itirafçı olan, bu konuda pişmanlığını ifade eden çok sınırlı sayıdaki sanık dışında, diğer sanıklarda yaptıkları eylemin yanlışlığına ve suç işlediklerine yönelik bir kabul ve bu kabule bağlı olarak bir pişmanlık emaresi göremedik." diye konuştu.

Aydın, bu durumun esasında FETÖ'ye mensup olmanın ve 15 Temmuz'dan sonra da bu bağlılığı ve mensubiyeti sürdürmenin doğurduğu psikolojik halin sonucu olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

"Örgüt mensupları, darbeye bilfiil iştirak eden örgüt mensupları aidiyetlerine darbe girişiminden sonra da yakalandıktan sonra da yargılandıkları süreçlerde de devam ettiler. Bu nedenle herhangi bir pişmanlık duymadılar, yargılamalar boyunca böyle bir şey gözlemlemedik. Aksine örtülü de olsa yaptıklarının doğru olduğunu, gerekli olduğuna yönelik bir hal içinde olduklarını görüyoruz. Eğer fırsat yakalasalar, eğer tekrar bir fırsat bulsalar yarım bıraktıkları işi tamamlayacaklarına yönelik güçlü bir iradeye sahip olduklarını görüyoruz. Bizim gözlemlerimiz bu şekilde."

Avukat Hüseyin Aydın, Erdoğan'ın doğrudan doğruya kendisini hedef alan eylemler nedeniyle müdahil olduğu davalardan "Erdoğan'a suikast", "Akıncı Üssü" ve "Genelkurmay Çatı" davaları sürecine ilişkin bilgileri de paylaştı.

Aydın, Erdoğan'a suikast eylemiyle ilgili Muğla'da kamu davası açıldığını hatırlatarak, Şubat 2017'de başlayan davada sanıklar hakkındaki cezaların onandığını kaydetti.

Sadece 4 sanık hakkında kararın bozulması nedeniyle mahkeme sürecinin devam ettiğini aktaran Aydın, geçtiğimiz yıl kasım ayında sonuçlanan Akıncı Üssü davası kapsamında şu anda gerekçeli kararın yazım aşamasında olduğunu bildirdi.

Aydın, Erdoğan'a suikast eyleminden sorumlu olan kişilerin de yargılandığı bir diğer davanın "Genelkurmay Çatı" davası olduğunu anımsatarak, yerel mahkeme aşaması sonuçlanan davanın yaklaşık 2 yıl önce istinafa gittiğini, birkaç ay önce istinafta onanan davanın temyiz incelemesinin devam ettiğini açıkladı.

İstanbul'da da bazı dosyaların sonuçlandığına işaret eden Aydın, "Bir kısmı istinaf incelemesinde, bir kısmı da Yargıtay incelemesinde devam ediyor ama Cumhurbaşkanı Erdoğan'a suikast eylemine münhasır olarak açılan dosya, sanıkların çoğunluğu açısından kesinleşmiş oldu. Üçü firari 46 sanıktan 43'ü ilk derece mahkemede ceza aldı. 40'ının aldığı cezalar Yargıtay tarafından onandı, 3'ünün yargılanması ise devam ediyor." bilgisini paylaştı.

Aydın, Avrupa'daki bazı ülkelerin FETÖ mensuplarını "yabancı terörist" olarak görmeyip, sığınma taleplerini kabul etmesi ve 15 Temmuz darbe girişimi davalarındaki adil yargılama süreci konularına değinerek, Türkiye'nin Batılı ülkeler ile terör kavramı, bunun kapsamı ve kimin terörist sayılacağı hususunda ciddi görüş ayrılıkları bulunduğunu anlattı.

Batı tarafından PKK'nın da terör örgütü olarak sayılmasının çok uzun yıllar yapılan mücadelenin sonucunda kısmen başarılabildiğine dikkati çeken Aydın, şunları kaydetti:

"FETÖ'yü tabii Avrupalılar, Batılılar çok farklı görüyorlar. FETÖ'de bu yüzyılın ve geçen yüzyılda karşılaştığımız tipik terör örgütlerinden değil, atipik bir terör örgütü. Bu örgütün yapısını, doğasını anlamak, birçok Batılı açısından bir kısım zorluluklar ihtiva etmekte ama Batılıların bunu anlamak istediğini, Türkiye'nin baktığı gibi bu meseleye bakmak istediklerini düşünmüyorum. Aksine Batılıların bu örgütü desteklediklerini, himaye ettiklerini ve zaman zaman Türkiye'ye karşı kullandıklarını değerlendiriyorum. Örgütün Batılı ülkelerle böyle bir ilişkisi var. Böyle bir ilişki olduğu için bu konuda bizle bir yakın zamanda, yani gelecek ne gösterir onu bilemeyiz ama yakın zamanda bizimle bir iş birliği içine gireceklerini ve örgütle mücadelemizde bize destek vereceklerini doğrusu beklemiyorum."

Aydın, FETÖ'ye yönelik davalarda adil yargılama ilkelerine uyulup uyulmadığı konusuna değinerek, ABD Kongre binasına 6 Ocak'ta yapılan baskın sırasında bir koruma görevlisi tarafından kadın göstericilerden birinin doğrudan hedef alınarak öldürüldüğünü hatırlattı.

ABD'nin kendisine yönelik tehditlerde yargılama konusunu göz önünde bulundurmadan göstericileri hedef alabildiğine işaret eden Aydın, 15 Temmuz darbe girişiminde ülkenin önemli kurum ve kuruluşlarının bombalanması gibi en ağır suçların faillerinin dahi güvenlik görevlileri tarafından yakalanıp adliyeye teslim edildiğini söyledi.

Aydın, hiçbir şekilde bu kişilere karşı hukuk dışı herhangi bir cezalandırma yönteminin tercih edilmediğine vurgu yaparak, şöyle devam etti:

"Adliyeye teslim ettikten sonra ne oldu? Savcılarımız hepsiyle ilgili ayrı ayrı delil toplayarak ve mevcut deliller ışığında bir kısım sanıklar hakkında kamu davası açtılar. Kamu davası açılması için yeterli delil olmayan hususlarda da takipsizlik kararları verdiler. Hakkında kamu davası açılanlarla ilgili olarak çok farklı kararlar da verildi. Toptancı bir yaklaşım olmadı. Yaklaşık 10 bine yakın kişi hakkında kamu davası açıldı ama bunların yarıya yakınının beraat ettiğini görüyoruz."

Sanıkların bir kısmının süreli, müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarıyla mahkum edildiğini, bir kısım olaylarda yerel mahkeme, istinaf mahkemesi ve Yargıtay'ın farklı kararlar verdiğini belirten Aydın, "Bütün bu tablo, mahkemelerimizin adil yargılanma ilkelerine uyarak, her bir sanık üzerinde değerlendirme yapma suretiyle bir sonuca vardıklarını görüyoruz. Eğer birilerinin iddia ettiği gibi toptancı bir yaklaşım olsaydı hakkında dava açılan 10 bin kişi aynı şekilde cezalandırıldı. Yani davanın sonuçlarına, istatistiki bilgilere bakıldığında sanık bazlı değerlendirme yapıldığını ve her bir sanığın hukuki durumuna göre bir sonuca varıldığını görüyoruz." ifadelerini kullandı.

Bu kapsamda ikinci olarak da yargılamaların nasıl olduğuna bakılması gerektiğinin altını çizen Aydın, şunları kaydetti:

"Bakın ben uzun yıllardır ceza avukatlığı yapıyorum. Bu darbe davalarından önce de birçok ceza yargılamasına katıldım. Türk mahkemelerinin ceza yargılamasındaki pratiğini de az çok biliyorum ve gözlemliyorum. Bizim bu konudaki pratiğimizin çok ötesinde, adil yargılama ilkelerine ve ceza muhakemesi usulünün kurallarına 15 Temmuz darbe davalarında harfiyen uyulduğunu görüyoruz. Savunma hakkına sonuna kadar riayet edildiğini ve esasında emsal durumlarda hiçbir ülkede tanınmayacak düzeyde savunma hakkına müsamaha gösterildiğini, savunma hakkının etkin bir şekilde kullanılması için yasal haklar neyse onlara harfiyen riayet edildiğini görüyoruz.

Avrupa'da, herhangi bir Batı ülkesinde benzer suçlamaların faillerinin bizdeki kadar adil yargılanacağına hiçbir şekilde ihtimal vermiyorum. Benzer hadiselerde bizim tanıdığımız hakları tanımadığını, terör söz konusu olduğu zamanda bütün temel hakları, kısmen veya tamamen askıya aldıklarını görüyoruz. Bunun Fransa'da, başka ülkelerde örnekleri var. Ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devleti olmasının gereği olarak bu darbe yargılamalarında hukukun dışına çıkacak hiçbir uygulamaya izin vermemiştir, her şey hukuk içinde ve adil yargılama ilkeleri çerçevesinde yürütülmüştür."

Belgeler ve deliller ışığında 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin "Asırlık Gece" kitabını kaleme alan Aydın, 4 yıllık çalışmanın ürünü olan kitabıyla 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili adil bir hafızanın oluşmasına katkı sağlamayı amaçlıyor.

Darbe girişimine dair dava dosyalarına yansıyan delillerden ve bu dosyalarla ilgili verilen mahkeme kararlarından yararlanılarak hazırlanan kitapta delile dayanmayan hiçbir ifadeye yer verilmedi.

Kitapta, "Hazırlık Safhası", "Tarihin Seyrini Değiştiren Bir İhbar ve Darbenin Erkene Alınması", "Genelkurmay Karargahı ile Kuvvet Komutanlıkları Karargahlarının İşgali", "Askeri Hedeflere Yönelik Diğer Olaylar", "Diğer Birliklerdeki Olaylar", "Emniyet Teşkilatına ve MİT'e Yönelik Eylemler", "Sivil Hedeflere Yönelik Saldırılar", "Cumhurbaşkanı'na Suikast", "Tünelin Ucu ve Diğer Eylemler", "Darbe Başarılı Olsaydı" bölümleri yer alıyor.
banner218