banner339
banner274

Celil Nalçakan: Aldatılmaya ve yalan dinlemeye çok alışığım ama salak yerine konmaya tahammülüm yok

Celil Nalçakan, dışarıdan biraz sert görünüyor, o yüzden röportaja giderken geriliyorum. Ama sohbet ilerledikçe bunun aslında bir koruma kalkanı olduğu hissini veriyor. Sanırım karşısındakine güven duyduğunda biraz esniyor ama yine de bana hak veriyor. “Biraz sertim, mizacım böyle. Annemin telefonunda ‘Boz Ayı’ diye kayıtlıyım” diyor. ‘Kardeşlerim’ dizisinde Akif’e hayat veren Celil Nalçakan ile biraz diziyi ve karakterini biraz da kendi dünyasını konuştuk. Oya Çınar / [email protected]

Celil Nalçakan: Aldatılmaya ve yalan dinlemeye çok alışığım ama salak yerine konmaya tahammülüm yok
banner475


Gelişmelerden anında haberdar olmak için Google News'te Aydınpost'a abone olun

Aydınpost'a Google News'te abone olun

‘Kardeşlerim’ 11 Eylül’de yeni sezona başladı. İzleyiciyi nasıl bir sezon bekliyor?

Sürprizler var ve sürpriz olduğu için söyleyemiyoruz tabii onları. (Gülüyor) Çok heyecanlı bir sezon bekliyor izleyiciyi.  

Bazen çok iyi senaryo da iyi kadro da bir dizinin izlenmesine yetmiyor. Seyirci, ‘Kardeşlerim’i neden sevdi sizce? Dizide bir şey olmayınca olmuyor, orada umut giriyor devreye. Olmadı ama bir gün olur umuduyla izler insanlar. Beşeri hayattan baktığımızda da olmayınca olmuyor; orada da devreye kader giriyor. Kendi hayatında olumsuzluk yaşayan kişi, ölmemek için kadere inanır. ‘Kardeşlerim’ izleyicisi de umudu seviyor.

Akif’le nasıl bir bağ kurdunuz?  

Akif, gerçek hayatta var olan bir insan olsaydı ve bir dövmesi olsaydı, “Doğru yolda durmak, yanlış yolda yürümekten daha kötüdür” yazardı o dövmede. Akif de yürümeyi seviyor. Akif’i oynayan Celil için Akif’i oynamak çok zor çünkü ben yolda gördüğüm bir kediye mutlaka mama veririm. Problemlerimi konuşarak çözmeye çalışırım.



TÜM HATALARIMA AŞIĞIM, AŞIK OLMASAM AYNI HATALARI YİNE YAPARIM

İyi empati kurabildiğiniz yanlarınız var mı?  

Şüphesiz var. Akif aslında bizim asabi tarafımız. Diziyi izleyen muhataplarımız da bunu onaylar. Akif kimseyi öldürmedi ki bugüne kadar. Kendi kullanmadığı araba bir kamyona çarptı, biri öldü. Bir adamla kavga ettiler, adam silah çekti. O silah, adamı vurdu. Akif hiçbir şey yapmadı aslına bakarsanız.

Akif’in büyük zaafları var. Sizin hayattaki en büyük zaaflarınız neler?

Kız kardeşim, ailem, kedim… Hayatı soğan gibi düşünün, katman katman ya… En dış katmanı soyuyorsunuz, umurunuzda olmuyor ama o soğanın merkezi bensem şayet işte; benim en kıymet verdiklerim de o cücüğünün yanındaki yerler.

Hiç olumsuz bir zaafınız yok mu?

Hiç yok. Ben bütün hatalarıma aşığım. Aşık olmazsam bir daha yaparım. (Gülüyor) Hepimiz çocukluğumuzda o karınca yuvalarını bozmuşuzdur değil mi? İşte o gün onu yapmasam, bugün köpeğime bu kadar aşık olamazdım.

KENDİMLE KAVGALARIM SÜRÜYOR HENÜZ TAM BARIŞAMADIK

Kendinizle kavgalarınız sürüyor mu? Yoksa o işi ergenlikte çözdünüz ve artık tamamen kendinizle barıştınız mı?

Tabii ki henüz barışmadım. Hâlâ sürüyor o kavgalar. Bir kitapta okumuştum; insan yedi yaşındayken “Babam, her şeyi bilir” dermiş. 40 yaşında “Babam, hiçbir şey bilmiyor” dermiş. 70’e gelince başa döner, “Babam her şeyi biliyor” dermiş. Tekamül dediğimiz şey de bu zaten. Doğru, biricik değil, tek değil. Doğrularımız da hayatımızla birlikte eviriliyor.

Dışarıdan gözlemlediğim kadarıyla siz de Akif gibi ağzı iyi laf yapan birisiniz. Gerçek hayatta bunun ekmeğini yiyor musunuz?

Ben çok konuşmayı sevmem çünkü benim yakın arkadaşlarım çok kıymetli insanlardır. Mesela Hakan Altun’un yanında konuşamam çünkü ondan öğrenmem gerekiyor. Şu an size dört günlük konuştum. Normal hayatta bir günde bu kadar konuşmuyorum.

Çok okuyorsunuz o zaman…

Evet bu konuda mütevazı olamayacağım.

Ne okumayı seviyorsunuz genelde?

Rus edebiyatını çok severim. Daha dürüst olayım; romanda Rus edebiyatını severim. Tiyatroda daha çok Frankofon’lardan yanayım. Bir de okuduğum şeyi bir kerede bitirmem. Yaşar Kemal’in ‘Demirciler Çarşısı Cinayeti’ni 63 kere okudum. Biraz obsesif olabilirim… Bu bir hastalık olabilir çünkü kitap 632 sayfa. (Gülüyor)



ANNEMİN TELEFONUNDA ‘BOZ AYI’ DİYE KAYITLIYIM

SERT BİRİYİM, MİZACIM BÖYLE

Dışarıdan biraz sert görünüyorsunuz…

Öyleyim çünkü. Göründüğüm gibiyim. Annemin telefonunda ‘boz ayı’ diye kayıtlıyım, düşünün. (Gülüyor) Biraz sertim evet. Mizacım böyle diyelim.

HAYATA OMURİLİK SOĞANIYLA DEVAM EDİYORMUŞUM, BEYNİM YOKMUŞ GİBİ DAVRANILDIĞINDA DELİRİYORUM

Sosyal medyanızı inceledim biraz. Sabit tiwitiniz’de şöyle yazıyor: Ne dost edinecek ömrüm kaldı ne de dost yitirmeye takatim… Ne derdimi anlatmaya gücüm var ne de yalan dinlemeye vaktim… Yeni insan tanımak sizi kötü mü geliyor?

Yeni biriyle tanışmamak için yazdım işte onu. Bunu okursa inşallah tanışmaz benimle diye. Kalabalığı sevmiyorum. Ben 43 sene yaşadım ve bende olanlar, benim dostlarım bana yetiyor.

Yeni insan tanımak neden yoruyor sizi?

Ne güzel soru… Şu yoruyor mesela; ben aldatılmaya çok alışığım, yalan dinlemeye de çok alışığım ama salak yerine konmaktan nefret ediyorum. Bana bu hayatta yapılacak en büyük hakaret budur. Hayata omurilik soğanıyla devam ediyormuşum, beynim yokmuş gibi davranıldığında deliriyorum. O noktada işte mesafe giriyor araya.

ÇOCUKLUĞUMDA SÜREKLİ KURŞUN DÖKTÜRÜYORLARDI BANA, ‘BUNUN İÇİNE CİN KAÇMIŞ’ DİYORLARDI

Yolculuğunuzda “Kırılma noktamdı” dediğiniz bir yer var mı?

Var; kız kardeşimin doğumu ve dedemin ölümü… Dokuz yaşındaydım dedemi kaybettiğimde. Rahmetli dedeciğim çok özel bir insandı. Çok şey öğrendim ondan. Ben çocukken bana sürekli kurşun döktürüyorlardı, (Gülüyor) cinli sanıyorlardı beni.

Şaka yapıyorsunuz…

Vallahi! Çünkü saçma sapan sorular soruyordum sürekli. “Allah’ın kaç devesi var?” falan gibi… “Allah’ım bunun içine cin kaçmış” diye sürekli kurşun döktürüyorlardı. Dedeciğim de tüm bu saçma sorularıma çok mantıklı cevaplar verirdi. “Oğlum, her şey Allah’la senin aranda. Allah da senin içinde!” derdi. Bir gün sordum dedeme, “Neden bana herkes gibi davranmıyorsun?” diye.

Ne cevap verdi?

“Oğlum, ikimiz de Allah’a çok yakınız. Sen ondan yeni geldin, ben de şimdi ona gidiyorum. Arada kalanların kusuruna bakma sen” demişti.



‘SEVDA GİZ İLE OLUR’

Hiç aklınızı kaybedecek kadar aşık oldunuz mu?

Acı bir hikayeyi dinlemek kime iyi gelir ki… “Sevda giz ile olur demiş” ya Neşet Ertaş, ne doğru demiş.

Kısa kısa…

HAYATTA YAPTIĞIM EN İŞİ ŞEY, AZ ARKADAŞ EDİNMEK

Başlayınca durması zor olan bir şey?

Konser.

Hayatta yaptığınız en iyi şey?

Az arkadaş edinmek.

Yaparken her seferinde aynı zevki ve heyecanı duyduğunuz şey?

Beşiktaş maçına gitmek. Yemek yemek de öyle.

“Asla yapmam” dediğiniz bir şey?

Beşiktaş maçına gitmemek.

“Asla giymem” dediğiniz bir şey var mı?

Bu konuda çok faşist değilim.

Nasıl birine asla tahammül edemezsiniz?

Saygısız insana tahammül edemem.

Fotoğraflar: Ozan GÜZELCE
banner218