GETTO'laşan Aydın ve Ilıcabaşı modern!

Abone Ol

Değerli Aydınlılar,

Yapmış olduğumuz mahalle ziyaretleri en ilginçlerinden birisi Ilıcabaşı mahalle ziyaretimiz. Anladık ki bu mahallemizin şu hali ile Varşova gettosundan pek bir farkı yok. Gettolaşma için duvarlar çekmeye gerek de yok. O duvar zaten görülmeden zihinlerde örülür ve betondan daha sağlam bir hale gelir. Sosyal yapıdaki ihtimal dahilindeki yırtılmalar da buradan başlar ve önlenemez bir hal alır.  Sosyal dokuyu oluşturan faylardaki herhangi bir sarsıntıda en büyük sosyal sorun olarak uç verirler ve çözülmesi çok meşakkatli bir sürece ve sosyal alanda tahribata neden olurlar.

Hatırlatalım Mayıs 2013’te bir panel düzenlenmiş kentsel dönüşümün Ilıcabaşı mahallesinden başlayacağı açıklanmıştı. Ağustos 2013’te de ilk ve de şu ana kadar son kazma Ilıcabaşı Modern için vuruldu. Ne yazık ki devamı gelmedi. Aydınımız için örnek teşkil edebilecek bir proje belki de şahsi kapris, siyasi hırs,  önyargı veya beceriksizlik esiri olmaktan kurtulamadan bürokrasinin ağır çarkları arasına terk edildi.(Bir kentsel dönüşüm ofisi var da…)

Kent, kentlilik, kent kültürü kavram olarak neleri ihtiva eder, içinde aidiyet hissi barındırır mı? Bu kavramlar nasıl görülür, nasıl yaşanır? Alınır mı, satılır mı? İçine nasıl girilir, nasıl vazgeçilir? Mübeccel Kıray’ın ifadesi ile kent: Tarımsal olmayan üretimin yapıldığı ve daha önemlisi hem tarımsal hem de tarım dışı üretiminin dağıtımının kontrol fonksiyonlarının toplandığı belirli teknolojik seviyelere göre büyüklük, heterojenlik ve bütünleşme düzeylerine varmış yerleşim biçimleridir. Buna bağlı olarak da kentleşme insan davranış ve ilişkilerinde kentlere özgü değişikliklere yol açan nüfus birikimi süreci olarak tanımlanabilir. Kent ile kentlileşme birbirini örten bir süreç olarak devam etmez. Yani şehirleşirken alt yapı ile üst yapı arasında olduğu gibi yoğun nüfus akışı ile bu nüfusun ihtiyaçlarının karşılanması arasında fark oluşur. Tek yönlü olarak değerlendirilmemesi şartıyla bu farkların ortadan kaldırılma yollarından birisi kentsel dönüşümdür.

Aydınımızda tek katlı evlerin yıkılıp yerine çok katlı binaların yapılması kentsel dönüşüm anlamına gelmez. Kentsel dönüşüm daha bütüncül yaklaşımlar ve bakış açıları gerektirir. Ne yazık ki Mimarlar Odası bu konuda tek kelime etmez. Mesela Atatürk Kent Meydanı ve Büyükşehir belediye binasının mimari olarak bu kentin estetiğine ne kattığını en azından ben merak etmekteyim.

Kitabı ortasından okursak… Büyükşehir belediyesinin kapıları bilim ve bilim insanlarına ardına kadar açamaz ise elli kuruşluk çay ile maşallah kuşakları eksik sünnet çocuğu gibi gezdirilen belediye otobüslerinin arasında Menderes bulvarında gider geliriz. Ilıcabaşı’nın modernliğini bilemeyiz ancak bu anlayış ile estetik duygulardan mahrum harabelik değişmez kader olur!

Memleketler parasızlıktan değil ahlaksızlıktan çökerler. CICERO

Getto; Bir kentin kendiliğinden herhangi bir azınlık kümesince yerleşilen kesimi

Son not: Sayın Kılıçdaroğlu, taşeronlaşmayı sona erdireceği açıklamasını BŞB binasının önünde yaptı. Bunun sosyal devletin gereği olduğunu söyledi. Önünde konuştuğu sosyal belediye binasının başkanına bir sorsaydı, hiç taşeronun var mı diye. Cevap ne olurdu acaba?

 

 
Anroid Cihaza yüklemek için tıklayın!
 
İOS Uygulamayı yüklemek için tıklayın!
{ "vars": { "account": "UA-18838004-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }