Milyonlarca çifti kapsıyor. Evin anahtarını ailesine vererek evin manevi bağımsızlığını ihlal eden eş boşanma davasında kusurlu sayılıyor. Avukat Emir Akpınar, evli çiftleri ilgilendiren uyarılarda bulunarak, “Anahtarın verilmesi ile ailenin bahse konu müşterek konutu kendi evleri gibi kullanması manevi anlamda ihlal oluşturmaktadır' dedi.

Kayseri Barosuna kayıtlı Avukat Emir Akpınar, boşanma sürecinde kusurlu eşin manevi tazminat yükümlülüğü hakkında açıklamalarda bulundu. Akpınar, “Boşanma nedeniyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmasının yanında tazminat talep eden tarafın kusursuz veya az kusurlu olması gerekir.

Eski kanun döneminde kusursuz olan eşin tazminat hakkı bulunurken, yeni kanun ile bu koşul kaldırılmıştır. Artık mutlak bir kusursuzluk aranmamakta, daha az kusurlu olma hali yeterli sayılmıştır. Manevi tazminata hükmedilmesi için boşanmaya sebep olan olayların diğer eşin maneviyatına ağır şekilde tecavüz etmesi gerekir. Kusurlu eşin davranışı sebebiyle talep edenin derin üzüntü, ızdırap ve onurunun zedelenmesi bu duruma örnektir. Sadece boşanma, manevi tazminat istemine yeterli gerekçe değildir. Kanun lafzını dikkate aldığımızda 'boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden' ibaresine açıkça yer verildiğini görüyoruz” ifadelerini kullandı.

"EVİN MANEVİ BAĞIMSIZLIĞINI İHLAL EDEN EŞ BOŞANMA DAVASINDA KUSURLUDUR"

“Tazminat talep edilen manevi zarar ile boşanmaya neden olan hadiseler arasındaki sebep sonuç ilişkisinin gerçekleşmesi tazminat talebini haklı çıkaracaktır” diyen Avukat Akpınar, “Boşanma sürecinde aile konutunun ihlali nedeniyle taraflar arasında çekişmeler daha fazla gündeme gelmeye başlamıştır. Nitekim Türk Medeni Kanunu'nun ilgili madde gerekçesinde aile konutu 'eşlerin bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdiği, yaşantısına buna göre yön verdiği, acı ve tatlı günleri içinde yaşadığı, anılarla dolu bir mekan' olarak tanımlanmıştır.

Aile konutunun birliğin devamı sırasında elden çıkarılması veya mülkiyet ve kullanım hakkını sınırlayan işlemlere konu olması bununla birlikte evlilik birliğinin sona ermesi halinde de üçüncü kişilere devredilmesi, büyük sıkıntılara yol açabilmektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 'Evin anahtarını ailesine vererek evin manevi bağımsızlığını ihlal eden eş boşanma davasında kusurludur' yönündeki kararı da konuyu somutlaştıran bir örnektir. Anahtarın verilmesi ile ailenin bahse konu müşterek konutu kendi evleri gibi kullanması manevi anlamda ihlal oluşturmaktadır" dedi.

"TAZMİNATIN NİTELİĞİ TESKİN EDİCİ, DENGELEYİCİ OLMALIDIR"

Manevi tazminatın boşanma davası esnasında talep edilebileceği gibi boşanma kararı kesinleştikten sonra bağımsız bir dava ile talep edilebildiğine de değinen Akpınar, "Sadece tazminat isteminin beyan edilerek tazminat talebinde bulunmak ya da maddi tazminat istemini ifade etmiş olmak manevi tazminata hükmedilmesini sağlamaz. Manevi tazminat tür ve miktar olarak talep edilmelidir. Manevi tazminat sadece para olarak ödenebilir. Ayni ödemelere ya da özür dileme gibi edimlere karar verilemez. Ancak taraflar aralarında aksini kararlaştırabilir. Hakim manevi tazminatı belirlerken tarafların ekonomik durumlarına, mevcut zarara, kusur oranına, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlal edilen ve beklenen menfaat durumlarına göre karar vermektedir. Ayrıca takdir edilen miktarın tarafları zenginleştirmemesi, zenginleşme aracı olarak kullanılmaması gerekir. Ancak tazminatın niteliği teskin edici, dengeleyici olmalıdır” şeklinde konuştu.