• BIST 109.156
  • Altın 153,061
  • Dolar 3,8203
  • Euro 4,5092

    Erdoğan Özkök'ü ürkütmüş

    04.03.2008 10:22
    Bunca yıldır edindiği tecrübelere göre, Erdoğan'ın siyasi hayatının en tehlikeli dönemine girdiğini söyleyen Özkök, 'Erdoğan beni ürkütüyor' diyor. İşte Özkök'ün korkuları:
    Erdoğan Özkökü ürkütmüş
    Erdoğan Özkök'ü ürkütmüş Erdoğan Özkök'ü ürkütmüş Erdoğan Özkök'ü ürkütmüş

    Bugünkü yazısında Başbakan Erdoğan'ın kendisini korkuttuğunu söyleyen Hürriyet'in genel yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök, Erdoğan'ın siyasi hayatının en tehlikeli dönemine girdiğini ileri sürüyor. Başbakan'ın övünerek savunduğu 'belagat sanatının' esiri haline geldiğine geldiğini ifade eden Özkök, Erdoğan'ın özgürlükleri savaş ilan eder gibi savunduğunu ve bu tutumun da kendisini çok irkilttiğini belirtiyor...

    İşte Özkök'ün, Erdoğan korkusu ve nedenleri:

    Bahşedilmiş Özgürlük Demokrasisi

    BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan, siyasi hayatının en tehlikeli dönemine girdi.

    Gördüklerim, okuduklarım, bunca yıldır edindiğim tecrübe bana bunu söylüyor.

    Geçen pazar günü AKP Gençlik Kolları önünde yaptığı konuşmayı izlerken, bu izlenimim, basit bir gözlem olmaktan çıkıp belirgin bir iddiaya dönüştü.

    Başbakan, övünerek savunduğu "belagat sanatının" artık esiri haline geliyor.

    Ama asıl tehlikelisi, artık yakın çevresinde bu yanlışları söyleyebilecek ne güç, ne takat, ne de cesaret kaldı.

    * * *

    Konuşmayı hayretle izliyorum.

    Bir siyasetçi, "özgürlükleri" böyle savaş ilan eder gibi bir belagatla savunursa, ben onun arkasında özgürlük değil, başka niyetlerin bulunduğu hissine kapılıyorum.

    Erdoğan, "biz" ve "onlar" duygusundan kendini koparamıyor.

    Türban konusundaki tavrına karşı çıkanları, hatta türban takmayan kızları, hep "onlar" diye niteliyor.

    Ve "onların" haklarına da "biz tolere ediyoruz" duygusuyla bakıyor.

    Burada çok temel bir "demokrasi arızası" var.

    Kendine "hak" gördüğü bir şeyi "özgürlük" diye niteleyip, başkalarınınkini "Biz karışıyor muyuz" gibi, azınlığa "bahşedilmiş", yani "görmezden gelinmiş", "tolere edilmiş" bir davranış olarak gören zihniyet, olsa olsa bir çoğunluk nobranlığının tezahürü olabilir.

    Dikkat edin ben kanunlardan, anayasalardan değil, bir kişilikten söz ediyorum.

    Başbakan"ın "belagati" artık sanat olmaktan çıkıp totaliter bir anlayış haline dönüşüyor.

    Bu zihniyete, "demokratik" demekte zorlanıyorum.

    İşte o nedenle, türban sorununun artık siyasetçilerce çözülemeyeceğine olan inancım iyice pekişiyor.

    Dünyanın hiçbir özgürlüğü, böyle insanların kafasına odunla vurur gibi savunulmamalıdır.

    Elbette, bayağı bir vurdumduymazlıkla, "Belagat bir sanattır, fazla ciddiye almamak gerekir" deyip geçebiliriz.

    Hayır, bu belagat beni irkiltiyor.

    Çünkü güçlü liderinin o belagat öfkesi, dalgalar halinde AKP"nin mensuplarına, belediye başkanlarına da yayılıyor.

    Erzurum"da yapılan şu gösteriye bakın.

    Erzurum Büyükşehir Belediyesi"nin MHP"li eski başkanının kaldırdığı bir "Ermeni mezalimini kınama" gösterisi, Aşkale İlçesi"nin AKP"li başkanı tarafından, 21"inci yüzyıl Türkiye"si hakkında hepimizi dehşete düşürecek bir farsa dönüşüyor.

    Hani nerede, daha beş gün önce AB büyükelçilerinin önünde söylenen o sözler?

    "301"i yerde bırakmayacağız" vaatleri.

    301 bu kafayla mı kaldırılacak?

    Cevabı tahmin edebiliyorum.

    "Canım bir belediye başkanı yapmış, bizi bağlar mı?"

    Zaten hep onu anlatmaya çalışıyorum.

    Genç çocukların önünde esen o belagat şiddetinin adresi budur.

    "AKP"li gençler eli satırlı olmayacaktır" derken hançereye yerleşen öfke, o genç insanlara acaba hangi tsunami halinde ulaşıyor?

    AKP"nin çok övündüğü bilim takımı, bu belagat depreminin Richter ölçeğine göre şiddetini hesaplayabiliyor mu?

    Hiç sanmıyorum.

    * * *

    Oysa ben bugün, Deniz Baykal"ın "türban sorununun çözümü" ile ilgili sözlerinden aldığım işareti yazmayı düşünüyordum.

    Geçen pazar günü "türban sorunu çözülür" diye başlayan cümlelerini tamamlamayı, onun arkasına geçip, üniversitede nasıl bir çözüm bulunabileceğini düşünmeyi, düşündürtmeyi planlıyordum.

    Ama karşımızda öyle bir belagat sanatı var ki, o sanatın yarattığı öfke duvarını aşmamız çok zor görünüyor.

    Olsun ben yine de yılmayacağım ve sorun nasıl çözülür egzersizime devam edeceğim.

    Çünkü bu belagat sanatı dağıtılırken ben nasibimi alamamışım.

    Diğer Haberler
  • O manzaralar içimizi sızlatıyordu06 Ekim 2012 Cumartesi 12:50
  • Sucuk ve Salamı karıştıramayacaklar06 Ekim 2012 Cumartesi 12:48
  • 56 yaşındaki ev hanımının yaptığı pes dedirtti!06 Ekim 2012 Cumartesi 12:47
  • Şehit yakınlarına internet indirimi06 Ekim 2012 Cumartesi 12:39
  • Bir top mermisi daha düştü!06 Ekim 2012 Cumartesi 11:51
  • Bisküvi kutusundan tarih çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 10:58
  • Nevşin Mengü rövanşı böyle aldı!..06 Ekim 2012 Cumartesi 10:56
  • Bu haberi okumadan yola çıkmayın06 Ekim 2012 Cumartesi 10:40
  • 4+4+4ün gerekçeli kararı Resmi Gazetede!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:39
  • Başbakan Erdoğanın arıyla imtihanı!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:37
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim