Değerli Aydınlılar,
Sadece memleketin değil belki de dünyanın en mümbit bölgelerinden birinde yaşıyoruz.Heredot “gökyüzü altındaki en güzel yeryüzü”, Evliya Çelebi “dağlarından yağ, ovalarından bal akan” memleket olarak tasvir etmiş güzel Aydınımızı.Güzel ülkem 2013 yılı itibariyle 10 bin 800 dolarlık kişi başı milli gelir ile orta halli ve de orta gelir tuzağında bir memleket.(2014 yılı 9 bin dolar altı olabilir). Gelirlerimiz reel olarak düşük. Gelir dağılımı adaletsizliğinde dünya süper ligindeyiz.
Aydınımızda çalışan nüfusun yüzde 50’den fazlasının asgari ücretli olduğu düşünülürse 50 kuruşluk çay ve ekmek çok önemli mevzudur. Bir tüketici olarak belediyemizin elli kuruşa çay içirip ,1 buçuk liraya tost yedirmesinden mennun olmamak için herhangi bir sebep yoktur. Sayın Büyükşehir belediye başkanımız yaptığı açıklamada”Biz her zaman halkımıza layık olmak, halkımızın başını öne eğdirmemek için tüm gücümüzle çalışıyoruz. Sosyal belediyeciliği en iyi şekilde uygulayacağımıza söz vermiştik. Sosyal belediyecilik gereği bundan 3 yıl kadar önce kentin değişik yerlerinde kafeler, parklar açtık. Ne söz verdiysek, yaparız. Biz efe torunuyuz. Dar gelirli vatandaşlarımız sosyal hayatın içinde olsun diye şimdi de Adnan Menderes Parkı’nı hizmete açtık. Gelin 50 kuruşa çayınızı için. 1.5 liraya tostunuzu yiyin. Bu park sizin parkınız, sizin için yaptık. Sizlerle gurur duyuyorum, iyi ki varsınız” demiştir. Bu bir bakış açısıdır.Şimdilerde vizyon diyorlar buna.
Gelecekte ne olacağı meçhuldür.Ancak biraz tahmin edilebilir olmuştur. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı sayın M.Rifat Hisarcıklıoğlu’nun vilayetimizi ziyaretinde yapmış olduğu konuşmasında öngörülebilecek bir vizyonu şu sözlerle anlatmıştır.
“Hisarcıklıoğlu, dünyada rekabetin artık ülkeler arasında değil şehirler bazında gerçekleştiğine işaret ederken, “Bugün dünyanın en büyük 600 şehrinde 1,5 milyar kişi yaşıyor. 30 trilyon dolarlık bir ekonomi demek bu. 10 yıl sonra bu 600 şehirde 2 milyar kişi olacak. 64 trilyon dolara ulaşacak ekonomileri ise dünya ekonomisinin yüzde 60’ı demek” ifadesini kullandı. Artık dünyada ülkeler değil şehirler birbiriyle rekabet ediyor. Ayrıca TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, internetin ekonominin bel kemiği haline geldiğine işaret ederek, orta gelir tuzağına karşı ekonomide interneti aktif kullanma çağrısında bulundu TOBB Birliği Başkanı Sayın Rifat Hisarcılıoğu’nun yaptığı konuşmadan öğreniyoruz ki Amerikada bir belediye başkanı şunu vadediyor. Kolorado eyaletinin Boulder şehri Belediye başkanın tek iddası var dünyanın en hızlı internetini ben şehrime getireceğim.Herkes şüpheyle yaklaşıyor ama seçiliyor ve gerçekleştiriyor.Şehir kaybettiği nüfus ve ekonomik canlılığını IT şirketleri sayesinde geri alıyor.Bunu gerçekleştiren de bir belediye başkanı.(bu konuşma yapılırken sayın Aydın BŞB Başkanı başka bir programı nedeniyle salonda yoktu).Bu anlatılanda bir başka bakış açısıdır ve buna da vizyon diyorlar.
Tabii ki sosyal belediyecilik 50 kuruşluk çay ile 1,5 liralık tosttan ibaret değildir ve de olmamalıdır.Bütün olarak bakmak bizi daha doğru sonuçlara ulaştırabilir.Mesela sosyal belediyecilik iddiası ortaya koyan şehrin belediye başkanı, mülkiyeti kamuya yani bize ait olan yolları hukuki ve ahlaki dayanakları havada duran bir ihale ile otopark haline çevrilip buradan para kazanmasını zahmet edip açıklarsa o çok sık telaffuz ve reklam ettiği” sosyal belediyecilik” kavramının aldığı yeni boyutu hep birlikte öğrenmiş oluruz.
Ne yapalım bizim belediye başkanının da hem sosyal belediyeci hem de dünyada marka şehir olmak gibi bir iddiası var ancak o vizyon bir buçuk liralık tosttun arasına elli kuruşluk çay kadar cancazım.
Memleketler parasızlıktan değil ahlaksızlıktan çökerler. CICERO
***
19 Ocak 2015 Pazartesi günü "Aydın İl Turizm ve Kültür Müdürlüğü kapatılsın!" demiştim.
Yaklaşık 1 ayda Aydınpost Yazı İşleri Müdürlüğü'ne aşağıdaki açıklama gönderilebildi.
Yaptığımız eleştirilerdeki vaziyetin tüm çıplaklığını gelin beraber okuyalım.
Demişiz ki, “….İlimizin turizm potansiyeline eklenecek bir Sırtlanini mağarası vardır. Bilmem duyanınız var mıdır? Turizm müdürlüğümüzün bu güne kadar bu mağarayı Aydın turizmine kazandırmak için bir şeyler yaptığını en azından ben duymadım. Yukarı Çamarası ile Narlıgedik köyü(mahallesi) arasında yer alan mağaraya her iki köyden de gidilebiliyormuş. 20-25 dakikalık bir yürüyüşle Narlıgedik köyü daha yakınmış. Afrodisias harabelerine de yakınmış. Şimdi bu mağara neden antik Afrodisyas kentiyle entegre edilmez. Bu bölge insanının hem gelir hem de refah olarak gelişmesine kaynaklık edilmez anlamak mümkün değil.
Kimse kılını kıpırdatmıyor kardeşim. Neden? Aydın sahipsiz. Aydın kendi başına. Aydın batıdaki en köhne il olarak sırıtmaya başlamış. Aydın kaybedenler kulübü üyesi bir il olmuş ve ne hazindir ki Aydın yasal olarak büyükşehir.”
Kültür ve Turizm Müdürlüğü, “Sırtlanini Mağarası'nın turizme açılmasının gerçekleştirilememesinin nedeni konunun farklı birçok kurum ve kuruluşu ilgilendirmesidir. Mevzuatın uygun hale getirilmesi durumunda gerekli izinler alındıktan sonra bu proje de sonuçlandırılacaktır. Bununla ilgili çalışmalar ilgili bakanlıklar, kurum ve kuruluşlarla devam ettirilmektedir” diye yanıt vermiş.
Topu hemen atmış başka kurumların üzerine. Dönemin en iyi çıkış yolu. Bunu yazınca mesele çözülecek sanıyorlar anlaşılan.
Demişiz ki, “…Büyükşehir olan güzel vilayetimizde bir adet müze giriş kartı veren cihaz yok. Ya bir nefeste Efes antik şehrine veya bir koşu Karacasu’da Afrodisyas antik kentine kadar bir zahmet gidivericeniz artık. Böyle olur büyükşehrin müzesi!”
Kültür ve Turizm Müdürlüğü, “Bakanlığımızın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının müzeleri daha kolay ve ucuz ziyaret edebilmeleri için hazırladığı Müzekart uygulaması müze ve örenyeri gişelerinde yapılmaktadır. İlimize Afrodisias, Milet, Apollon müze ve örenyeri gişelerinde Müzekart verilmektedir. Aydın Arkeoloji Müzesinde de geçici Müzekart verilmektedir. Aydın Arkeoloji Müzesin'nde asıl müze kart verilmesi ile ilgili Bakanlığımıza müracaatlarımız mevcuttur. Asıl Müzekart verilmesi talep edilmiştir” diye yanıt vermiş.
Pek çok cümle kurmuşlar ancak, Müzekart’ı Aydın’da veremiyoruz diye itiraf edememişler. Okuduğunuz gibi…
Demişiz ki, “…Ya hu bu memlekette Devlet Tiyatrosu müdürlüğü var. Devlet tiyatroları taşra teşkilatı şemasında olan, yok mudur bunun doğru olup olmadığını sorup soruşturacak, güzel Aydınımıza devlet tiyatrosu gibi bir hizmeti kazandıracak hayır sahibi. Devlet tiyatroları Aydın’da olmalı. İhtiyacı geçtim gereklilik. Siz öz eleştiri yapamıyorsanız özelleştirin müesseseyi.”
Kültür ve Turizm Müdürlüğü, “İlimizde her ay bir veya iki Devlet Tiyatroları gelmektedir. Devlet Tiyatrolarının Türkiye genelinde uyguladığı turne planı genellikler bu çerçevededir” diye yanıt vermiş. Biz Devlet Tiyatroları gelmiyor, niye turne programında yokuz mu demişiz? Siz neyin cevabını veriyorsunuz değerli yönetenler söyler misiniz?
Demişiz ki, “…Bu bölgenin en zengin tarihi eserlerinin sergilendiği bir müzeye sahibiz ancak yine pazarlama sıkıntısı çektiğimizden bir türlü istenilen verim alınmıyor veya alınamıyor. Kimse müze işletmesi özelleşti bu işlere TURSAB bağlantılı şirket bakıyor muhabbeti yapmasın. Daha dün bugün iki. Bu müze hizmete alınalı nerdeyse 3 yıl oldu en azından ben gelen gideni görmedim bırak yabancı turisti Aydın’da yerini sorsan bilemeyecek Aydınlı çıkar. O kadar başarılı bir tanıtımı yapılmış yani. Şehir içindeki kültür ve turizm için değerlendirilecek mekânları bileniniz var mı? Sorun sadece bu mu? Hayır.”
Kültür ve Turizm Müdürlüğü, “İlimizin ve Aydın Arkeoloji Müzesi'nin tanıtımı yurt içi ve yurt dışı fuarlarda yapılmaktadır. Aydın müzesinin tur planlamasına alınması için seyahat acenteleri ile sürekli görüşülmektedir. Bu çerçevede Aydın Arkeoloji Müzesi "2015 Yılı Avrupa Yılın Müzesi" yarışmasına müracaat etmiş ve uluslararası EMYA hakeminin gerekli incelemeleri yapmasından sonra Türkiye'den adaylığı kabul edilen tek müze olmuştur. Bu yarışma süreci de Aydın Müzesinin Avrupa'da daha iyi tanınmasına vesile olacaktır.” diye yanıt vermiş.
Şimdi yorum sizlerin.
Siz karar verin ve bir daha düşünün bakalım;
"Aydın İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü kapatılsın!" mı yoksa “alkışlansın mı?”