Eğitim Sendikaları Siyasi Partilerin nesidir?

Abone Ol

Dünyadaki sendika oluşumu Sanayi Devrimi ile birlikte 18.yüzyılın sonlarında İngiltere’de başlar.

Fabrikalaşmanın ilk safhalarında işçiler oldukça zor şartlar altında çalıştırılıyorlardı. Öyle ki günde 18-20 saat çalıştıkları bile oluyordu.

İşçilerin çalışma şartlarını ve ücretlerini düzelttirmek için kurmuş oldukları dernekler sendikaların ilk temelini oluştururken, ilk yasal işçi sendikası 1824 yılında yine İngiltere’de kurulur.

Ülkemizde ise sendika hareketlerinin temeli 1871’de Amelperver Cemiyeti ve takip eden yıllarda İstanbul Amele Birliği ile devam eder.

Cumhuriyet dönemindeki sendika hareketleri ise 1940’ların sonunda başlar. 1960’dan sonra hız kazanarak bu günlere gelir. Kamuda çalışan memurların sendika kurma hakları da 1961 Anayasa’sında yer alır. Bu tarihten sonra grev hakları olmasa da birçok Kamu Çalışanları Sendikaları kurulur.

TÖS (Türkiye Öğretmenler sendikası) eğitim alanında kurulmuş en etkili sendika olur. Öyle ki 1969 yılında öğretmen sayısının 160 bin olduğu ülkemizde 110 bin öğretmen ile dört günlük boykot yapabilmişlerdir.

1980 askeri darbesiyle konulan yasakların bitmesinden sonra, 1990’ların başında yeniden çıkarılan sendika kanunları ile diğer alanlarda olduğu gibi Eğitim alanında da sendikalar kurulur. Eğitim-İş, Eğitim-Sen, Türk Eğitim-Sen, Eğitim Bir-Sen bu sendikalardan belli başlarıdır.

Şimdi bu özetlenmiş sendika tarihçesinden sonra gelelim asıl meselemize;

Öğretmenlik; hitap ettiği hedef kitlenin çeşitliliği ve yaygınlığı, temelinin insan ve çocuk sevgisine dayanması, özverilik boyutu, yüksek sabır istemesi, belli bir zaman aralığı ile sınırlandırılamaması, gerçek anlamda emeklilik ile değil mezarlıkta bitmesi gibi yönleriyle diğer bütün mesleklerden ayrılır.

İşte bu yüzden bir eğitim sendikası, diğer sendikalardan daha çok siyaset üstü olmalıdır. Böyle olmalıdır ki toplumun bütün kesimlerinin güvenini büyük oranda sağlamış olsun.

Peki, ülkemizdeki durum nasıldır?

İster kabul etsinler, ister etmesinler, belli başlı büyük sendikaların hepsinin, her hangi bir siyasi parti ile organik bir bağı olmasa da, duygusal ve işlevsel bir bağlantısı mutlaka vardır. Bunun böyle olduğunu herkes bilir.

Bu eğitim sendikalarından hangisinin yakın olduğu siyasi parti iktidarda ise, kadrolaşma-adam kayırma hareketlerine bu sendika öncülük eder. Listeler verilir, isimler çizilir.

İstisnaları tenzih ederek söylüyorum, makam mevki elde etmek için sendikalar değiştirilir. Değiştirilince şube müdürü, okul müdürü, müdür yardımcısı falan olunur.

Sendikaların köklü üyeleri ise zaten bir yerlere getirilmişlerdir. Ama bu durum binlerce üyesi bulunan sendikalarda her üyeye böyle bir fırsat verilecek anlamına gelmez. Maalesef herkese yetecek kadar makam kadrosu yoktur.

Makamsız kalanlar ise onların makam sahibi olmalarına sayı yeterliliği yapmış olurlar. Yani sadece rakamsal bir anlamları vardır.

Şimdi çok üzülerek söylüyorum, öğretmenlik gibi yüce bir meslek, bir araya gelip, özlük haklarımız ve hak ettiğimiz ücretleri alma noktasında, bizi tek bir sendika çatısı altında nasıl ve neden buluşturmuyor?

 Niçin tek bir eğitim sendikası yok?

Asıl işi “hak arama, hak alma” olan sendikacılık, niçin siyasi partilerin alt-yan kuruluşu gibidir?

Bir öğretmenin siyaset üstü olması gerekirken, siyasilerin alt ve yan kuruluşu gibi hizmet etmeleri gerçekten hem üzücü, hem de onur kırıcı bir durum değil midir?

Bir milyonu aşkın öğretmen ve eğitim çalışanı doğal olarak aynı dünya görüşüne sahip olmayacaktır. Ama bu farklılıklar değişik ortamlarda, sivil toplum kuruluşlarında, derneklerde ifade edilemez mi?

Tabi ki de edilir. Tabi ki de…

Edilir ama, bizim neredeyse genlerimize kadar işlemiş şu partizanlığımız yok mu! … İşte o olduğu müddetçe edilemez…

Sonuç olarak;

Sendikal faaliyetlerde siyasi düşüncelerin ön plana çıkması, bir siyasi parti gibi davranıp gerçek işlevlerinden uzaklaşmaları kesinlikle sendikacılık değil, farklı bir şeydir.

Öğretmenlerimiz üç kuruşluk siyasi hesapları bir kenara atıp, öğretmenlik mesleğine yakışan tek bir sendika çatısı altında birleşmelidir.

Bu eğitim sendikasının amacı, sadece üyelerinin özlük hakları ile ücret ve maaşlar olmalıdır.

Eğitime dair görüşlerimizi, düşüncelerimizi ve projelerimizi sendika değil de, yine eğitimcilerin kurduğu dernek, topluluk, kulüp gibi sivil toplum kuruluşlarında yapmalıyız.

Sağlıcakla kalın.

 

 

 
 
{ "vars": { "account": "UA-18838004-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }