Gençlik ve Spor Müdürlüğü yetkilileri ne yapar Aydın’ın bu utancı karşısında yüzleri hiç mi kızarmaz nasıl koltuklarında rahat oturabiliyorlar?
Aydın’ın başkenti Efeler spor alanları fakiridir.Gençlere yetecek semt sahalarına ek olarak yakın zamana kadar yüzme heveslisi çocuklara bu eğitim stattaki portatif havuzda veriliyordu.
Şüphesiz bu Aydın için utanç verici olay basına yapılan açıklamalara bakılınca halka bir başarı hikayesi gibi sunuluyordu.
Oysa günümüzde eğitim havuzları ayrı, büyüklerin yüzebilecekleri yarı olimpik yüzme havuzları ayrı, birden fazla havuzu olan ilçeler var.
(Bu ilk adım atılalı bir buçuk yılı geçti)
Adnan Menderes Stadı’nın tribünleri depreme dayanıksız gerekçesiyle yıkıldı 2024 Aralığında bir yıl süreli ihale ile yerine 6 bin izleyici kapasiteli yensi yapılacak dendi ikinci yılı da yarıladık daha tamamlanacak...
Gençlik ve Spor Müdürlüğü yetkilileri ne yapar Aydın’ın bu utancı karşısında yüzleri hiç mi kızarmaz nasıl koltuklarında rahat oturabiliyorlar?
Stadı yenileme karar resmileştiğinde iftiharla çektirdikleri resmi paylaşan vekillerimiz Ömer Özmen, Mustafa Savaş ve Seda Sarıbaş hemşerilerinin bu utancını neden dert etmezler, bu kadar mı halkı umursamaz oldular?
Haydi, farz edelim bütçe yetersizliğinden Aydın’a diğer il merkezlerinin çoğunda bulunan birinci lig maçlarının oynanabileceği ölçekte 25-30 bin seyirci kapasiteli bir stat yapmak mümkün olmadı.
Temeli atılan minisi zamanında hizmete açılsaydı bari de her yaştan insan yürüyüş yapabilseydi çocuklar boş zamanlarını telefon başında oyun oynayarak harcamak yerine bu statta spor yaparak geçirebilselerdi.
Kaldı ki, statlar çoğu ilde 24 saat aralıksız bu amaca yönelik hizmet verirler.
Bu da demek oluyor ki, artık günümüzde statlar hem dört mevsim yürüyüş yapan her yaştan vatandaşlara hem atletizmle uğraşan gençlere hem de Beden Eğitimi ve Spor Liselerine, askeri ve sivil yüksek okullara hazırlık için adaylara hizmet veriyorlar.
Biz de Adnan Menderes Stadı inşaatının tamamlanması için yetkililerden NATO’yu Aydın AK Parti eski il yöneticisi gibi Aydın’da bir toplantıya davet etmelerini mi talep etsek?
Siz ne dersiniz?
Siyasette Prens ve Prensesliğe Heveslenenlerin Dikkatine
Devrimiz hız dönemidir ve günümüz test çağı gençliğinin ise beklemeye tahammülleri olmadığı herkesin malumudur..
Siyaset ise tam aksine uzun süre emek harcamayı gerektiren ve ağzına, yüzüne bulaştırmadan başarılı olunabilmesi için çıraklık, kalfalık ve ustalık dönemlerinin eksiksiz yaşanmasını isteyen bir uğraşıdır.
. Temkini elden bırakan rodeo atından düşer ve bir daha kolay kolay iflah olmaz.Aşırı hırsın sonu çoğunlukla hüsrandır...
Eskilerin deyişiyle zengin adamı hayırsız evlat, küçük memuru süslü avrat, siyasetçiyi de hırsı bitirir.
Ayrıca servetin, şöhretin ve koltuğun taşınması sanıldığı kadar kolay değildir. Bu üç gücü elinde bulunduranların sahte dostları çok, gerçek dostu azdır.
Siyasette zirveye çıraklık, kalfalık, ustalık dönemlerini yaşamadan yani sürünmeden, uçarak çıkanların tecrübesizlikten algı yönetimi dışında dişe dokunur başarıları da pek olmaz..
Çünkü zirvelerin rüzgârı, boranı, karı ve fırtınası da o derece sık ve şiddetli olduğu için tecrübe ister. her bir insan duramaz.
Bu biraz da bir ideal peşinde koşmayı ve bunu gerçekleştirecek kültür ve tecrübeye sahip olmayı gerektirir.
Örnek 9.Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel kendini siyasete girmeye mecbur bırakan nedenin “Anadolu’da susuzluktan çatlayan topraklar, kuruyan başaklar”, olduğunu söyler.
Yoksa hikayesi kendi çıkar ve konforu olan siyasetçi menzile varmada önüne çıkan herkesi paydaş yerine düşman görür ve bel altı vurmalar da dâhil her türlü fitneliği yapar.
Rakibi de kendisinden tecrübeli ve güçlüyse kendi kazdığı kuyuya kendi düşer ve siyasi hayatı sonlanır.
Hele bir de prensin uğraştığı rakibi kadınsa daha çok dikkatli olunması gerekir çünkü hiç beklenmeyen bir anda kadın siyasetçi partisinden istifa eder kendisini hedef alan rakibin partisine katılarak hem kendini hem ağabeyleri dayıları ve amcaları bitirir..
Yetmezmiş gibi kırmızı kartla oyundan atılması yanında üstüne üstlük bir de cezalı duruma düşer ve sahalara veda eder..
O nedenle eskiler ihtiyatlı davranırlar “deniz ateş alır mı” sorusuna “ihtimaldir” yanıtını verirlerdi..
Bir diğer tanıma göre “bürokrasi adam çalıştırma”, siyaset ise ” “adam kullanma- değerlendirme- sanatıdır.”
Eğer siyasetçi bulunduğu yere gelmesinde örnek, abisinin, dayısının referansı etkili olmuşsa, bir de ağzına bir parmak bal çalınmışsa,bütün bunların bedelini ödemek adına onların çengelciliğini yapmak zorunda kalır .
(Çengelci halk dilinde kasabalarda belirli bir yüzdelik karşılığında bir tacirin parasıyla onun adına pamuk, zeytin gibi ürünlerin ticaretini yapan,ihtiyacı olana hasatta tahsil edilmek üzere para dağıtan ağasının gözü, kulağı pozisyonundaki elçilerine denir.).
Oysa ki,söz konusu siyaset ise asıl dikkat edilmesi gereken birilerinin kendini kurşun asker görmelerine izin vermemektir.
Çünkü siyasette mevkiler, makamlar ikram edilmez tam tersi zirveye tırmanmada babanız bile olsa kural birilerinin sırtına basmaktır. Çünkü her siyasetçi kendine çalışır ve zirve için;kimse kimsenin gözünün yaşına bakmaz,
Kimleri ne kadar taşımak gerektiğini de çıraklık, kalfalık ve ustalık dönemlerinde edinilen tecrübe belirler.Velhasıl siyaset,zirveye uçarak çıkanların harcı değildir.