Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi sonrası “Tarikatlar Raporu” hazırlandı. Gizli ibaresiyle hazırlanan rapor, Temmuz 2019 tarihinde Kaynak Yayınları tarafından kitaplaştırıldı. Aydınlık, Ağustos 2019’da dizi halinde yayımladı. Yazı dizisinin editörlüğünü yaptığım için bazı bölümleri hiç unutmam. Hatta son gün ben de bir değerlendirme yaparak, “Madem bu tarikatlar iyi/doğru değil o zaman neden faaliyetteler?” diye sormuştum. Diyanet Raporu’nda özellikle beş ana konuda saptama vardı ve bunları bütün Türkiye olarak yaşadık, gördük…
Aydınlık gazetesi uzun yıllar FETÖ’nün iç yüzünü durmadan ısrarla yazdı… Belgelerle mücadele verdi. Bu konuda bedel de ödedi. Vatansever subaylarla birlikte… 21 Mart 2008’de yaygın şekilde başlayan FETÖ saldırısında çok sayıda vatanseverle birlikte Vatan Partililer de hapislere atıldı. Yaklaşık 6 yıl hapiste kalan arkadaşlarımız oldu. 10 Mart 2014’te Silivri Duvarları yıkıldı ve Türkiye’nin önü açıldı. Tabi mücadele orada bitmedi. Sayın Doğu Perinçek’in Silivri kapısında söylediği gibi, “Kınından çıkmış kılıç gibi… Tarikatların kökünün kazınması için” yeni bir mücadele başladı. Bu konuda haklı olduğumuz zamanla ortaya çıktı. 15 Temmuz Darbe Girişimi gecesi bile televizyonlara çıkan ilk siyasi lider oldu, herkesi bunun bir “ABD destekli FETÖ darbesi” olduğu konusunda uyardı. Sonrasında yaşananlar devrim niteliğindeydi. NATO ülkesi Türkiye, ABD-NATO Gladyosu’yla ciddi şekilde hesaplaştı ve Gladyo’nun subaylarını içeri attı. Özellikle savunma sanayisinde atağa kalktı. Kurumlarda arınma başladı. İşte Diyanet İşleri Başkanlığının raporu da bu çerçevedeydi. Saptamaları tarihi nitelikteydi. Çünkü tarikatların yaptığı dini tahrif etmek ve bunu mali ve siyasi çıkarlar için kullanmaktı. En önemlisi de dış bağlantıları vardı.
RAPORDAKİ TARİKATLAR
Diyanet Raporu ve Süleymancılar olayı! -
2019 Diyanet Raporu’na göre tarikatlar ticaret, siyaset hatta terör çıkmazı içinde... Diyanet Raporu şu saptamayı yaparak başlıyor:
“15 Temmuz Darbe Girişimi’nin ardından, Türkiye’de faaliyet gösteren ve dini argümanlarla hareket ettiğini iddia eden yapıların ayrıntılı bir şekilde incelenmesi kaçınılmaz olmuştur.
“Türkiye’nin son birkaç yıldır boğuştuğu FETÖ (Fetullahçı Terör Örgütü) problemi, ülkemizin dini oluşumlar haritasını çıkarmayı zorunlu kılmaktadır.”
Diyanet İşleri Başkanlığı, tarikatların “yasaklanmasından ziyade denetlenmesini/şeffaflaştırılmasını” istiyor. Oysa tarikatlar, Devrim Kanunları’na göre suç! Yeni yasa çıkarmaya bile gerek yok. Devrim Kanunları uygulansa, yaşanan sorunların önüne geçilir. Devrim Kanunları, teorik bir karar/tercih değil; Kurtuluş Savaşı sürecinde düşmanın Kuvayı Milliye ve Milli Ordu’nun üzerine sürdüğü ihanet çetelerini durdurmak, geri kalmışlığın önüne geçmek ve ilerlemek içindi.
Atatürk bu durum için “Biz dış düşmandan çok iç düşmanla uğraştık.” der. Fazla söze gerek yok. İşte Diyanet’in kendi raporunda bazı tarikatlara ilişkin değerlendirmesinin özeti:
Süleymancılar: Süleymancılarla ilgili olarak, onların, birtakım yabancı istihbarat örgütleriyle bağlantısı olduğu iddialarının ciddiye alınması ve yeni bir FETÖ ile karşılaşmamak için gerekli incelemelerin yapılması, üzerinde durulması gereken önemli bir konudur.
Menzilciler: Son zamanlarda Menzil Grubu’nun bürokraside teşkilatlandığı ve kamuda etkinliğini artırdığı yönünde bir kanaat, kamuoyunda dillendirilmeye başlanmıştır. Doğru olması halinde bu tezahürün ülkemizde orta ve uzun vadede sıkıntılara yol açacağı değerlendirilmektedir.
Alparslan Kuytul-Furkan Vakfı: Kuytul’un, devlet karşıtlığı söylemi darbecileri ve FETÖ’yü savunmaya, bunun yanında birçok milli meselede Türkiye düşmanlarını tercih etmeye kadar ulaşmıştır. Öte yandan FETÖ elebaşına benzer şekilde Hz. Peygamber’in adını istismar ederek onun kendi mitinglerine katıldığını iddia etme noktasına gelmiştir.
Adnan Oktar: Onun siyonizm karşıtlığı Yahudi devleti ile yakın temaslar kurarak Filistin’in Yahudilerin hakkı olduğunu savunabilecek bir noktaya savrulmuştur. Televizyonda yaptığı danslı şovlar ise artık nerede duracağına dair bir öngörüde bulunmayı bile imkânsız kılmaktadır. Oktar, etrafındaki bakımlı kız ve erkeklerden oluşan bir propaganda grubuna sahip olmakla birlikte aslında bir tabandan ve doktrinden yoksundur. Oktar, zaman içinde kimsenin hayal dahi edemeyeceği bir düşünce ve hayat tarzı evrimi geçirmiş ve eski halinden tam tersi bir duruma sürüklenmiştir.
İskender Evrenosoğlu: Evrenosoğlu’nun görüşleri, İslâm dininin değişmez esaslarına, Kur’an ve sünnetin temel hükümlerine kesin olarak aykırıdır.
İhsan Şenocak: Konuşma ve yazıları incelendiğinde, Şenocak’ın dar ve abartılı bir Ehl-i Sünnet yorumunu savunduğu, ümmetin birliği, cihat gibi konulardaki kendine özgü görüşleriyle “aksiyoner bir Müslüman” kimliği oluşturmayı hedeflediği görülmüştür.
Nurettin Yıldız: Yıldız’ın söylemlerinde öne çıkan dört husus şunlardır: cemaatçilik, ümmetçilik ve hilafet ideali, kadın konusunda aşırı gelenekçi tavır, üslup kaynaklı sorunlar, ilahiyat fakültelerine son derece muhalif tavrı. Özellikle kadın, cinsellik ve aile gibi konularda suistimale açık söylemlere sahip olduğu da söylenebilir.
Hizbut Tahrir: Haklarında, küresel güçlerin kontrolü ve desteğiyle faaliyet yürüttüklerine dair iddialar bulunmaktadır.
Yeni Asya Grubu: 15 Temmuz darbe girişiminin ardından hükümete yönelik aşırı muhalif tutumları ile paralel olarak FETÖ’yü destekler mahiyette yayınlar yaptıkları bilinmektedir.
Mehmet Okuyan: Okuyan, Kur’an’ı hiçbir yardımcı kaynak olmadan doğrudan anlamayı ve tefsir etmeyi benimseyen bir anlayışa sahip olarak geleneksel birikimi ve hadis külliyatını göz ardı etmektedir.
Işıkçılar: Oluşumun bazı söylemlerinin din istismarına kapı araladığı görülmüştür. Hanefi mezhebinin temel yaklaşımıyla bağdaşmayan vurgular dikkat çekmektedir. Enver Ören’in oluşuma lider olmasıyla birlikte, yapının bir cemaat hareketinden daha çok bir şirkete dönüştüğü görülmektedir.
TARİKATLARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ
Tarikatlar Raporu’nda saptanan önemli bir konu, bugün çoğumuzun gördüğü ve yaşadığı durumdur. Bunlar:
1-Tarikatlar dini tahrif ediyor.
2-Tarikatlar siyaset yapıyor.
3-Tarikatlar ticaret yapıyor.
4-Tarikatlar mezhepçilik ve dar grupçuluk yaparak fitne yayıyor.
5-Tarikatlar dış bağlantılı ve dolayısıyla milli güvenlik sorunu halindeler.
Bu saptamalar yalan/yanlış mı? Değilse bugün Adnan Oktarcılar, Furkancılar ve Süleymancılara yapılan operasyonlar kararlılıkla sürdürülmeli; tarikat yapılanmalarının kapalı ve hiyerarşik örgütlenme biçimleri, güçlü sadakat ve biat ilişkilerine dayanan iç kültürleri, kurumsal denetimin dışında gelişebilen karar alma mekanizmaları ve dış bağlantıları dikkate alındığında, bu yapıların kamu düzeni açısından daima potansiyel bir risk ve tehdit odağı oluşturabileceği göz ardı edilmemelidir.