• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242

    Diyabetle savaşa Abdi İbrahim'den doping

    30.11.2011 10:20
    “Aynı Pencereden Bakıyoruz” sloganı ile diyabet pazarına giren Abdi İbrahim İlaç, Diyabet tedavisinde etkin ve yenilikçi çözümler sunmayı hedefliyor.
    Diyabetle savaşa Abdi İbrahimden doping
    Diyabetle savaşa Abdi İbrahim'den doping Diyabetle savaşa Abdi İbrahim'den doping Diyabetle savaşa Abdi İbrahim'den doping

     

    Türk ilaç sektörünün lider firması Abdi İbrahim İlaç, diyabetin ve diyabet tedavisinin öneminin bilinci içerisinde yeni oluşturduğu tedavi grubunu diyabet ürünlerine ayırdı. Bu grupta diyabetli hastaların etkin şekilde tedavisine ve olumsuz sonuçların önlenmesine yönelik, eşdeğer ilaçların yer almasının yanı sıra, yeni ve yenilikçi ilaçların Türk tıbbı ile buluşturulması hedefleniyor. “Aynı Pencereden Bakıyoruz” sloganı ve ruhu ile oluşturulan diyabet grubu hakkında konuşan Abdi İbrahim İlaç Satış ve Pazarlama Genel Müdürü Dr. Cüneyt Gedikli, diyabetli hastaların yaşamına onların penceresinden bakarken, Türk hekimlerinin diyabet tedavisine yaklaşımına da onlarla aynı pencereden bakarak en etkin ve yenilikçi çözümleri sunmak amacıyla yola çıktıklarını belirtti. 
     
    DİYABET: “Halk sağlığı ve sağlık ekonomisinin önündeki yükselen tehlike” 
     
    Tüm dünyada 2010 yılı için tahmin edilen diyabetli sayısı 285 milyona yükselmiştir ve bu durumda dünya nüfusunun %6,6′sı diyabetlidir. Diyabetli sayısının 2030 yılına kadar 450 milyona yükselmesi bekleniyor. 
     
    Prof. Dr. Temel Yılmaz, Türkiye’deki diyabetlilerin 10 milyona yaklaştığını belirterek, “Türkiye’de diyabet sıklığının 2025 yılında % 7.2’ye ulaşması bekleniyordu. Ancak Türkiye maalesef daha 2000 yılında bu oranı buldu” dedi.
     
     “Türkiye’nin %13.9’u gizli diyabet”
     
    Diyabet prevelansındaki artış, kalp ve damar sistemi hastalıklarına bağlı ölümlerde artışı da beraberinde getirecektir. 1997 verilerine göre ülkemizin erişkin toplumunda diyabet %7,2, halk arasında gizli şeker olarak bilinen bozulmuş glukoz toleransı ise %6,7 sıklıkta görülmektedir. TURDEP-II çalışmasının ön raporuna göre, Türk erişkin toplumunda diyabet sıklığının %13.7′ye, bozulmuş glukoz toleransı sıklığının ise %13.9’a ulaştığı görülmüştür ki, bu rakamlar Türkiye’de diyabetin ne kadar ciddi bir durum olduğunu bize göstermektedir. Metabolik Sendrom Derneği tarafından 17 ülkede yürütülen PURE (İleriye Dönük Kentsel Kırsal Epidemiyolojik Çalışma) çalışmasına göre; Prof. Dr. Temel Yılmaz, “Türkiye’de her 2 kişiden birinde şişmanlık, her 4 kişinin birinde şeker bozukluğu bulunduğunu belirtti.”  Dünya Sağlık Örgütü’nün verileri Türkiye’de diyabetin artış hızının dünya ve Avrupa genelinin üzerinde olduğunu ortaya koyuyor.Kronik bir hastalık olan diyabet, uzun yıllar belirti göstermeden, organ hasarı geliştiğinde kendini belli edebiliyor. Hastalık kontrol altına alınmadığında organ kaybı ya da diyabete bağlı organ yetersizliği ve ölümle sonuçlanabiliyor. Kan şekeri kontrol altına alınması gereken bu kişilerde, aşırı şişmanlık yani obezite en önemli risk faktörüdür.
     
     “Diyabetin Sosyal Güvenlik Kurumuna maliyeti 13 milyar TL
     
    Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sağlık Kurumları İşletmeciliği bölümünün yaptığı 7095 hastanın gerçek hayat verileri kullanılarak yapılan “Türkiye’de Tip 2 Diyabet Komplikasyonlarının Maliyeti” araştırmada da ortaya çıktığı gibi diyabete eşlik eden komplikasyonların maliyeti, diyabetin doğrudan tedavisinden daha fazladır. Prof. Dr. Temel Yılmaz, “Diyabet, hızlandırılmış damar hasarı hastalığı. Hastalar ve ülke ekonomisine yükü çok ağır” dedi. Türkiye’de diyabetin sosyal güvenlik kurumuna yıllıkmaliyetinin 13 milyar TLYe yakın olduğu tahmin ediliyor.Diyabetin Sosyal Güvenlik sistemine oluşturduğu yıllık doğrudan maliyetin sadece yüzde 10.9’unu diyabetin tedavisine yönelik ilaçların oluşturduğu ortaya çıktı.
     
    Bugün yüzde 14’lere ulaşan diyabet prevelansına sahip bir ülke olarak diyabetin hem hastaya hem de devlete yükünü azaltabilmek için iyi ve doğru tedavinin önemi çok büyük.
     
    ABDİ İBRAHİM HAKKINDA: 
     
    Dünyanın en büyük 100 ilaç şirketi sıralamasında yer alan ilk Türk şirketi olan Abdi İbrahim, 1912 yılında küçük bir eczane laboratuarı olarak kurulmuştur. Güçlü vizyonu, dinamik yapısı ve çağdaş bakış açısı ile 2003 yılından bu yana, ciro ve toplam kutu satışında Türkiye ilaç sektörünün lideri olan Abdi İbrahim; 3500’e yakın nitelikli insan gücüyle sektördeki en yüksek istihdamı yaratan ve en geniş pazarlama - satış kadrosuna sahip şirkettir. Portföyündeki 150 marka, 352 milyon kutu üretim kapasitesi, 14.500 paletlik lojistik işlem gücü ve otuza yakın lisansör ile de sektörde önemli bir yere sahip olan Abdi İbrahim, başarısını uluslararası platformlara da taşıyarak 15 ülkeye ihracat gerçekleştirmektedir.Türkiye’nin akredite olmuş ilk Ar-Ge merkezini kuran ve her yıl cirosunun % 5’ini Ar-Ge’ye ayıran  Abdi İbrahim,  2008-2010 yılları arasında 27 uluslararası patent başvurusuyla bu alanda da liderdir.İnsana ve çevreye duyarlılık bilinciyle hareket eden Abdi İbrahim’in bu alandaki girişimleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nca da ödüllendirilmiştir. 2010 yılında Küresel İlkeler Sözleşmesi Global Compact’a imza atan Abdi İbrahim; tüm faaliyetlerini güvenilirlik, şeffaflık ve hesap verebilirlik temellerine dayandırarak yürütmektedir.
     
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim