• BIST 108.153
  • Altın 153,903
  • Dolar 3,8325
  • Euro 4,5073

    "Dipteydim, hayata döndüm"

    31.05.2012 19:50
    İzel, geride kalan beş yıllık süreçte oldukça zor günler geçirdi.
    Dipteydim, hayata döndüm

    Türk Pop Müziği'nin saygın isimlerinden İzel, 5 yıllık aradan sonra müziğe döndü. İzel, o 5 yıllık arada oldukça zor günler geçirdi. Albüm yapamadı, sürekli olarak hasta olan babasıyla ilgilendiği için sevgilisi kendisinden ayrıldı. Sonra babası vefat etti. Bütün bunların sonucunda depresyona giren, kendini dibe vurmuş hisseden, zaman zaman şarkıcılığı bırakmayı bile düşünen İzel'i yeniden hayata bağlanması uzun zaman alsa da artık işinde son derece hırslı, özel hayatında ise oldukça şen.'İnsanların güvenini kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim' felsefesiyle geçirilen 5 yılın ardından yeni albümü 'Aşk Her Zaman Büyüktür'ün gördüğü ilgi İzel'e uzun zamandır tatmadığı duyguları yeniden tattırdı.

    'Yok oldu' söylentilerinin bile çıktığı 5 yıllık süreçte 'Ben ne yapıyorum, cidden yok mu oluyorum?' şeklinde paniğe kapıldınız mı?
    Kapıldım elbette. Allah beni çok seviyor olmalı ki paniğimin tavan yaptığı dönemde karşıma bir konser çıkıyordu. O konserlerde gösterilen ilgi beni bir süreliğe kendime getiriyordu. Konserlerde gördüğüm ilgiden dolayı kaybolup gittiğimi hiç düşünmedim ama içimden bir ses albüm yapmam için elimi çabuk tutmam gerektiğini söylüyordu. Ne var ki istediğim gibi bir şarkı bulamadığım için süreç uzadıkça uzadı. Belki uzun zamandır yoktum ama yitip gitmedim.

    İlle de 'en iyisini bulacağım' düşüncesi neden? Zaten günümüzde şarkılar piyasaya çıktıkları gün tüketilirken siz neden bu kadar titiz davrandınız?
    Albert Bosch'un çok sevdiğim bir lafı vardır; "İnsanların güvenini kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim." Başka bir söze de gerek yok. Parayı tercih etme adına içime sinmeyen şarkıları seslendiren biri olsaydım ben zaten İzel olamazdım. İzel bir gün öyle biri olacaksa işi güce bıraksın daha iyi. En azından hakkımda saygıyla "Ya bir İzel vardı. Kayboldu gitti ama çok güzel şarkı söylerdi. Hepten püften şarkı söylemek istemediği için köşesine çekildi" derler.

    Belki de "Ya bir enayi İzel vardı. İlle de 'kalite' diyerek kahramanlık yaptı, işi gücü bıraktı da ne oldu ki, heykelini mi diktiler?" derler...
    Öyle demezler. Diyecek olanlar zaten kötü insanlardır. Kötü insanlar öyle diyeceğine göre ben kalitesiz yapmaktansa işi güce bırakmakla doğru yapmışım demektir. Doğal olarak iyi insanların gönüllerine heykelim dikilecek. Zaten herkesin amacı bu değil mi?

    5 yıl ara verecek kadar titiz davranmanız kıymet görüyor mu?
    Başka türlüsünü bilmem ki. Şarkı söylerken oramı buramı açmam, reklama dönük yapay ilişkiler yaşamam. Benim işim şarkı söylemek. Başka bir iş yapmayı bilmiyorum. Bu nedenle de elbette işimi en iyi şekilde yapmam gerekir. Kıymet görme konusuna gelince. Evet, görüyor. Sektörel şartlardan dolayı albümler çok fazla satmasa da 5 yıllık bir aranın ardında da 'İzel! Seni çok özledik'i duymak bana gösterilen en büyük kıymetlerden biri. Çünkü o insanlara işimi iyi yaparak iyi şarkıları güzel okuyarak kazanmışım.

    Sektöre kırgınlık oldu mu?
    Ara dönemde sürekli olarak sektörde ne olup ne bittiğini gözlemledim. Şarkıların birbirinin tekrarı olduğunu, çok sevdiğim, beğendiğim aranjörlerin bile kendilerini tekrar ettiğini gördüm. Açıkçası bu durum beni endişelendirdi. 'Acaba bu işi bırakmak mı gerek?' diye düşünmedim değil. Başka iş de bilmediğime, şarkı söylemeyi de çok sevdiğime göre kalıp kendi doğrularımla şarkı söylemeye devam etme kararı aldım.

    Günümüzde şarkıların birbirinin tekrarı olması, özensiz yapılarak günü birlik bir yapıya sahip olmalarında siz ve sizin gibilerin kendilerini bir köşeye atmalarının ne ölçüde bir payı vardır?
    Ben ve benim gibiler kendilerini bir köşeye atmıyorlar. Bizler bir köşeye atılıyoruz. Sözüm meclisten dışarı, özellikle medya günü birlik şarkı üreten veya seslendiren şarkıcılar mesleki anlamda başarılı olamayacakları için yapay olaylar yaratıyorlar. Medya da o yapay olayları gündemlerine alıp haber yapıyorlar. Bizler asla yapay olaylar yaratmayacağımız için bir köşeye itiliyoruz. Bunun sonucu olarak da günü birlik şarkı yapanlara prim tanınmış oluyor. Böylelikle sanki ortada şarkı söyleyen 3-5 kişi varmış gibi algılanıyor.

    Nedir o yapay olaylar?
    Herkes ne olduğunu biliyor. Şimdi bir yapay bir olayı tanımlarım direk birini hedef almış, ona laf sallamış gibi olurum.

    Aşk cidden her zaman en büyük müdür?
    Aşkın her zaman büyük olduğunu aşık olmadığım, ilişkimin bulunmadığı bu dönemde daha iyi anladım. Aşıkken, ilişkinin içinde yaşanan mutluluklarla, üzüntülerle aşkın ne kadar büyük olduğunun farkına varılmıyor. Keşke aşık olsam da ilişkinin mutluluklarını da üzüntülerini de yaşasam. İki yıldır 'En büyük aşk başka büyük yok' diyorum. Çünkü iki yıldır bir ilişkim yok.

    İki yıllık yalnızlık sizi asıl etkiliyor?
    Ben pek bir aşk kadınıyım. Bu nedenle yalnızlık benim için zor.

    Ne var ki ilişki yaşadığınız dönemlerinizde de albümler yaptınız? Şimdi ne değişti de aşkla iş bir arada olmadı?
    Aşkla işi bir arada beceremediğimi söylemiyorum. Sadece aşkın olmadığı bir dönemde yeni albümümün çalışmasının denk geldiğinden söz ediyorum. Ayrıca benim ilişkilerim genellikle işimle bağlantılı kişilerle olduğu için aşk nedeniyle işe veya iş nedeniyle aşka yeterince konsantre olamam söz konusu olmadı. Aşk beni diğer her şeyden uzaklaştırmaz, aksine diğer her şeye daha da yoğunlaşmam için beni besler.

    İki yıl önceki beraberliğiniz neden bitti?
    Babamın rahatsızlığı nedeniyle bitti. Ben sürekli olarak ağır bir hastalık geçiren babamın yanında durduğum için sevgilim 'Bize de biraz zaman ayırman gerekiyor. Bizim de bir hayatımız var, benimle de ilgilenmem gerek' dedi. Ne var ki ben 'Kusura bakma o benim babam' dedim. Bütün zamanımı babama ayırmak istedim. Bu nedenle da ilişkimiz bitti. Ben, aynı zamanda babamın hemşiresiydim. Yoğun bakım hemşirelerinden ve doktorundan eğitim de aldım.

    Sevgilinize kızdınız mı? Tersi bir durumda siz nasıl bir tepki verirdiniz?
    Hayır, kızmadım. Aslında tepki bile veremedim. Sevgilim de kendine göre haklıydı. Babamdan başka kimseyi düşünmüyordum. Tek amacım babamı yaşatmaktı. Hiç pişman değilim. Bugün olsa yine aynı şekilde davranırım. Tersi bir durumda ben hasta babasının yanında durmak isteyen sevgilime anlayış gösterirdim. Ne var ki bön böyle yapardım diye herkesten aynı davranışı beklemem.

    Aşk sizin için her zaman büyüktü. Peki ya sevgilileriniz için?
    Her aşkımı zirvede yaşadım. Hiçbir aşkım karşılıksız değildi. Ben nasıl yaşadıysam sevgililerim de öyle yaşadı. Her kadın sevgilisinin neden kendisiyle birlikte olduğunu anlar. Aşk için mi yoksa başka nedenlerden mi? Benim sevgililerim hep aşk için benimle birlikte olmuştur.

    Yenilenme dönemi içinde olduğunuzu söylüyorsunuz? Bu dönemi biraz açabilir misiniz?
    Bir insan her taraftan dibe vurduğu bir dönem vardır ya, işte ben o döneme girdim. Tamam, arada bir konser veriyordum ama genel anlamda dibe vurmuştum. Ellerimi açıp "Allah'ın bana bir şarkı gönderin" diye dua ettim. İşte kaliteli şarkı bulmakta bu kadar zorlandım. Veya benim heyecanlandıracak şarkılarla denk düşmedik. Çünkü beni ben yapan şarkılar 'Kızımız Olacaktı', 'Hasretim' veya 'Bebek' gibi şarkılardır. Yani ben şarkılarımla var olmuşum. Bu nedenle de şarkı konusunda titiz davranmam doğaldır. 'Babamı da kaybetmem psikolojimi alt üst etti. Bir baktım ki dibe varmışım. Orada ya kendimi bırakıp dibe boylu boyunca uzanacaktım veya ayaklarımı vurup tekrar yukarı çıkacaktım. Şarkı söylemeyi çok sevdiğim için ikincisi yaptım. Şimdi düşünüyorum da aslında dipten son anda yukarı çıkıp hayata yeniden bağlandım. Biraz daha zaman geçseydi ne olurdu bilmiyorum. Belki de çok geç olacaktı.

    Depresyona girdiğinizde ne yaptınız? Psikoloğa gittiniz mi?
    Sadece dua ettim. Dualarım kabul oldu ki beğendiğim şarkıları önüme çıkarıp 'Aşk Her Zaman Büyüktür' albümünü yapıp dibe batmaktan kurtuldum. Psikoloğa gitmedim. Çünkü gerçekten o kadar halim yoktu. Bazen gerçekten çıkmak için önce dibe vurmak gerekiyor. Şimdi o günlerimi hatırlıyorum da sanki o kişi ben değildim de başka biriymiş gibi geliyor bana.

    Maddi anlamda dibe vurdunuz mu? Keza siz 'hayır' diyemediğiniz için herkese borç veriyorsunuz?
    Çok şükür maddi olarak dibe vurmadım. Zamanında öyle çok borç verip geri alamadığım için paramın kontrolünü anneme verdim. En azından şimdi isteyene 'Param yok' diyebiliyorum. Çünkü gerçekten yok. Annemden harçlık alıyorum. Alacaklarımı toplayabilsem var ya..

    Ne kadardır?
    Bilmem, kaydı kuydu yok ki. Ama çok fazla olduğunu biliyorum.
     

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim