Bir sene önce bugün, 6 Şubat 2023 Pazartesi günü büyük bir facia yaşadık ve sadece 9 saat arayla iki büyük depremle sarsıldık. Merkez üssü Kahramanmaraş'ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri olan depremler çok geniş bir alanda yıkım yarattı. Ülkemizi yasa boğan bu facia binlerce canımızı aldı ve geride kalanlara unutulması imkânsız bir acı bıraktı.

O günden bugüne hayatımızda pek çok şey değişti ve hayat asla eskisi gibi olmadı. Mashable Türkiye olarak 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde hatırlamamız gereken 8 bilimsel yaklaşımı derledik.

Deprem değil bina öldürür

Depremler Türkiye’nin 11 ilinde, 124 ilçesinde, 6 bin 929 köy ve mahallesinde büyük bir yıkıma yok açtı. Merkez üssüne yakın bölgelerden gelen fotoğraf ve videolar hasarın büyüklüğünü gözler önüne seriyordu. Binlerce bina yerle bir oldu ve sadece eski yapılar değil 2001 sonrası deprem yönetmeliği uyarınca inşa edilen yeni binalar da yıkıldı.

Depremden etkilenen kentlerimizin pek çoğunda hasar o kadar büyük ki ‘yıkılmayan binalar’ sosyal medyanın gündemine yerleşti, haberlere konu oldu. Bilim insanı, jeofizik mühendisi ve eğitimci Ahmet Mete Işıkara’nın Marmara depreminde hafızalara kazınan ‘deprem değil bina öldürür’ sözleri böylece yeniden gündemimize geldi. Yıkılmayan binalar neyi yanlış yaptığımız konusunda çok önemli bir noktaya işaret ediyordu.

Bayraktar TB3, 19. test uçuşunu gerçekleştirdi Bayraktar TB3, 19. test uçuşunu gerçekleştirdi

Geçtiğimiz günlerde depremlerle ilgili soruşturmalara ilişkin bilgi veren Hatay Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Çelikkol şu açıklamayı yaptı: “Vefat olayı gerçekleşen 1759 bina tespit edilmiş olup Cumhuriyet Başsavcılığımızca soruşturmaları devam etmektedir. 975 binanın ruhsatsız yapı olduğu tespit edilmiştir.”

Depremi önceden tahmin edebilmek mümkün mü?

Kısaca yanıtlamak gerekirse hayır. Kandilli Bölgesel Deprem Tsunami İzleme Değerlendirme Merkezi Müdürü Doç. Doğan Kalafat bu soruya şöyle yanıt veriyor:

“Bu konu, uzmanlık alanı sismoloji olan ve özellikle deprem kayıtlarını analiz edebilecek yetkide olan kişilerin yorum yapabileceği bir şey. Eğer elimizde herhangi bir sayısal kayıt yok ise bu konuda konuşma hakkına sahip değiliz. Bazı kişiler medyatik olma, isim yapma gibi birçok nedenden dolayı böyle paylaşımlar yapabiliyor.”

Teknoloji ilerlemeye devam ediyor ve deprem tahmini belki bir gün gerçeğe dönüşebilir. Ama şu an için dayanıklı yapılar ve bilinçli toplumlar inşa etmek depreme karşı en iyi savunma biçimi olmaya devam ediyor.

1996 yılında yayınlanan harita: Depremlerin nerede olacağını biliyor muyuz?

Evet, depremin tam olarak ‘ne zaman’ meydana geleceğini tahmin etmek (şimdilik) mümkün değil ancak bilim insanları ‘nerede’ olabileceğine dair araştırmalar yapıyor, raporlar hazırlıyor ve sıklıkla öngörülerini kamuoyu ve yetkili kurumlar ile paylaşıyor.

6 Şubat depremlerinin ardından gündeme gelen, bilimsel verilere dayanan ve önemli öngörüler içeren ‘Türkiye'nin sismik boşluk haritası’ çalışması bunlardan sadece biriydi. Bu harita bize bir şez daha kâhinlere değil bilim insanlarına kulak vermemiz gerektiğini hatırlatıyor.

HABERİN DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ