• BIST 108.489
  • Altın 152,547
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242

    Demirtaş'tan sert eleştiri

    10.01.2011 18:03
    Ortada devlet diye birşey bırakmadınız
    Demirtaştan sert eleştiri
    Demirtaş'tan sert eleştiri Demirtaş'tan sert eleştiri Demirtaş'tan sert eleştiri


    BDP Genel Başkanı Selehattin Demirtaş, terör örgütü Hizbullah üyelerinin tahliye edilmesinin eksik tartışıldığını ibelirterek, “Biz fotoğrafın tümüne bakılması düşüncesindeyiz. KCK davasında da olduğu gibi Türkiye"de yürüyen bir çok davada olduğu gibi, Türkiye"de yargı sistemi çökmüş durumdadır. Şu anda Türkiye"de hiç kimse kendini yargı güvencesi altında hissedemez. Türkiye"de hiç kimsenin yargıya güveni kalmamıştır. Bu sadece son tahliyelerle ilgili değildir. Biz defalarca altını çizmeye çalıştık, Türkiye"de çökmüş bir yargı sistemi var iken çıkıp "tek millet tek devlet" falan diyip milliyetçilik üzerinden siyaset yapanlar kendine şunu sormalıdır. Ortada devlet diye bir şey bırakmadınız. Ortada toplumsal mekanizmaları tümüyle çürüten bir siyasi anlayış bıraktınızö dedi.
    16:11 | 10 Ocak 2011
    Cem EMİR-Serdar SUNAR/DİYARBAKIR, (DHA)

    BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Başkan Yardımcısı Gülten Kışanak ile Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Genel Baskanı Ahmet Türk, yardımcısı Aysel Tuğluk, 13 Ocak"ta yeniden başlayacak PKK'nın gizli sivil yapılanması Kürdistan Topluluklar Birliği türkiye Meclisi (KCK/TM) ana davasına ilişkin, basın toplantısı düzenledi. Diyarbakır"daki sivil toplum örgütü temsilcilerinin de katıldığı Sümerpark"taki basın toplantısında, Aysel Tuğluk, BDP ve DTK"nın ortak hazırladığı basın metnini okudu.

    "KCK DAVASININ MEŞRUTİYETİ KALMADI"

    Tuğluk, KCK operasyonlarını "siyasi soykırım" olarak değerlendirdiklerini belirterek, operasyonların asıl amacının, Kürt siyasetini ve talep ettiği demokratikleşme sürecini ortadan kaldırmak olduğunu söyledi. Davanın kamuoyu vicdanında mahkum edildiğini, "meşruiyeti" kalmadığını savunan Tuğluk, sanıkların konuşturulmadıklarını ve savunmalarının engellendiğini ileri sürdü. Tuğluk, mahkemenin "bilinmeyen dil" tespitine de tepki göstererek, “Şu gerçeği tüm kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz, bugün itibariyle Kürt halkının anadilini ve kültürünü yaşamın her alanında kullanma talebi ve demokratik özerklikle Türkiye Cumhuriyeti içerisinde eşit ve özgür bir şekilde yaşama iradesi, tüm yönleriyle ortaya çıkmıştır. Bu irade gücünü halktan almaktadır. Ve hiçbir siyasi operasyonla, baskıyla ve zorla sindirilemeyecek kadar güçlü ve birlik içerisindedir. Kürt siyaseti tüm kurum ve örgütleriyle, Türkiye"nin demokratikleşme sürecine büyük katkılarda bulunarak mevcut sınırlar içerisinde her bir yurttaşın, dini, dili, kimliği ile hiçbir ayrımcılığa uğramadan, özgür ve eşitçe yaşayabileceği bir değişim ve dönüşüm sürecine odaklanmıştır. Bu konuda hiç kimsenin şüphesi olmasınö dedi.

    "YENİ ANAYASA YÜZYILLIK ACILI TARİHİMİNİZİN ÖZ ELEŞTİRİSİ OLSUN"

    Demokratik Toplum Kongresi Eşbaşkanı Aysel Tuğluk, "Kürt siyasi hareketi"nin, Türkiye"nin tam demokratik bir cumhuriyete geçiş sürecinde en fazla önemsenmesi gereken ve vazgeçilmez dinamiklerinin başında geldiğini savundu. Dinamiğin darbelenmeye çalışılmasının, Türkiye"nin geleceğinin darbelenmesi anlamına geleceğini ileri süren Tuğluk, şöyle konuştu:

    “İktidarın ve bir bütün statükocu elitlerin, hamasi nutuklarla bu hareketi suçlaması ve polisiye operasyonlarla sindirmeye çalışması, 72 milyon yurttaşın tümünün zararına olduğunu belirtmek istiyoruz. Demokratikleşme ertelendikçe, huzurumuz-güvenimiz-özgürlüğümüz ve refahımız hep tehdit altında olacaktır. Bu konuda, herkesin alabildiğince duyarlı ve sorumlu bir şekilde, aktif yurttaşlık görevlerini yerine getirmesini ve iktidarın bu keyfi uygulamalarına karşı refleks göstermelerini bekliyoruz. Önümüzdeki bir-iki yıl içerisinde yapılmasını beklediğimiz yeni demokratik sivil Türkiye Cumhuriyet Anayasası, yüzyıllık acılı tarihimizin bir özeleştirisi olarak değerlendirilmesi gerektiğini özelikle vurgulamak istiyoruz. Dolayısıyla, içinde bulunduğumuz günlerden başlayarak önümüzdeki dönemi, her yönüyle aktif olan yeni bir toplumsal sözleşme oluşturma süreci olarak görmemiz gerektiğine inanıyoruz. Bu dönemde barış-özgürlük ve eşitlik için yapılacak her etkinliğin, her toplantı ve her mitingin; Cumhuriyet"in kuruluş sürecinde Erzurum ve Sivas Kongrelerini, Birinci Büyük Millet Meclisi oturumlarını hatırlatırcasına, demokratik bir Cumhuriyeti hep birlikte yeniden oluşturmak amacına yönelik olmasının altını çizmek istiyoruz.ö

    Tuğluk, 13 Ocak Perşembe günü görülmesine devam edilecek olan KCK/TM ana davasında yargılananların, Kürtçe savunma talebinin kabul edilmesini ve serbest bırakılmalarını isteyerek, aydın, sanatçı ve demokrat kesimleri davanın görüleceği gün Diyarbakır"a davet etti.

    HÜKÜMETTE İZLESİN

    Tuğluk"un konuşmasının ardından BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, gazetecilerin sorularını yanıtladı. CHP Genel Başkan Yardımcıları Sezgin Tanrıkulu ve Süheyl Batum"un KCK/TM ana davasının izleyecekleri yönündeki açıklamalarının sorulması üzerine Demirtaş, “Biz başından bu yana aslında Türkiye"deki bütün dinamiklere, bütün kesimlere çağrı yapıyoruz. Bu davayı yerinde izleyerek, bu hukuk skandalını herkes gelip yerinde görsün diye çağrılar yapıyoruz. Umud ediyoruz ki, bu çağrılarımız geniş kesimlerde karşılık bulacaktır. Sadece CHP değil, aslında hükümetinde bu duruşmayı izlemek üzere buraya gelmesi gerekiyor. AKP"ninde ilgi göstermesi gerekir. Buradaki hukuk adına yürütülen garabeti yerinde görmek bence faydalı olacaktır. İnsanların kendini, kendi anadillerinde ifade edemediği mahkeme salonları dururken, "Biz Türkiye"de demokratikleşiyoruz, Türkiye"de Kürt sorunun çözümü konusunda açılım yapıyoruz" demek boş laftan öteye bir anlam ifade etmezö cevabını verdi.

    HİZBULLAH TAHLİYELERİ: ORTADA DEVLET DİYE BİR ŞEY BIRAKMADINIZ

    Terör örgütü Hizbullah üyelerinin tahliye edilmesi yönündeki başka bir soruyu cevaplayan Demirtaş, şöyle dedi:

    “Meselenin sadece Hizbullah tahliyeleri ile ilgili ele alınıp tartışılması bir eksikliktir. Biz fotoğrafın tümüne bakılması düşüncesindeyiz. KCK davasında da olduğu gibi Türkiye"de yürüyen bir çok davada olduğu gibi, Türkiye"de yargı sistemi çökmüş durumdadır. Şu anda Türkiye"de hiç kimse kendini yargı güvencesi altında hissedemez, hem mağdurlar hem de sanıklar açısından adil yargılanma ilkesi evrensel bir ilkedir ama bugün görüyoruz ki Türkiye"de hiç kimsenin yargıya güveni kalmamıştır. Bu sadece son tahliyelerle ilgili değildir. Biz defalarca altını çizmeye çalıştık, Türkiye"de çökmüş bir yargı sistemi var iken çıkıp "tek millet tek devlet" falan diyip milliyetçilik üzerinden siyaset yapanlar kendine şunu sormalıdır. Ortada devlet diye bir şey bırakmadınız. Ortada toplumsal mekanizmaları tümüyle çürüten bir siyasi anlayış bıraktınız. İşte bizim önerdiğimiz yerinden yönetim modelleri, demokratik özerk yönetim sistemleri tamda böylesi günlerde anlamını bulur. Türkiye"de hükümetinde katkıları ile sadece AKP hükümeti değil, ondan önceki hükümetlerin katkıları ile yargı sistemi çökmüştür. Şu anda herkes, mahkemeye sanık olarak gidende, mağdur olarak gidende büyük bir tedirginlik, büyük bir tereddüt içerisinde gitmektedir.

    Çünkü adalet sarayları artık adalet dağıtan binalar olmaktan çıkmıştır. Durum bu kadar vahimdir.ö

    "MAHMEKEME KÜRTÇE SAVUNMA HAKKINA SAYGI DUYSUN"

    KCK/TM ana davasında sanıkların Kürtçe savunma yapmaktaki ısrarının sürüp sürmediği yönünde ki başka bir soruyu cevaplandıran BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Tutuklu arkadaşlarımızın kendi anadilleri ile savunma yapma kararları son derece saygın bir karardır. Bizlerde almış oldukları kararları başından beri destekledik. Bize göre onurlu bir duruştur. Arkadaşlarımızın almış olduğu bu karara saygı duymak herkesin görevidir. Sonuçta yargılanan kişinin kendi anadili ile konuşma isteği hiç bir hukuk kuralı ile engellenemez. Son görüşen avukat arkadaşlarımızda cezaevinde bulunan bütün tutukluların KCK davasından yargılanan bütün arkadaşlarımızın bu konuda haklı taleplerinin sürdüğünü ifade ediyorlar. Mahkemeye düşen bu hakka saygı duymaktırö dedi.

    CEMAATLERLE KARŞI KARŞIYA GELMEYİZ

    Demirtaş, yeniden Hizbullah ile bir gerginliğin olup olmayacağı yönündeki yorumunun sorulması üzerine, faili meçhul cinayetlere dikkat çeken Demirtaş şöyle konuştu:

    “Fi tarihinden bahsetmiyoruz, 10 15 yıl önceki Türkiye"den bahsediyoruz. Bölge halkı buradaki trajediyi unutmuş değil. Fakat devletin o dönem burada işlenen faili meçhul cinayetlerden sorumlu değilmiş gibi bir hava yaratılıyor ki, bu doğru değil. Dolayısıyla, Türkiye cumhuriyeti devletini o dönem yönetenler başta olmak üzere, bu işi yakın geçmiş ile hesaplaşmak üzerinden tekrar masaya yatırmak gerekir. Mesele iki üç kişinin tahliye olma meselesi değildir. Bunun üzerinden kıyametler koparılıp, konu başka yerlere çekilmeye çalışılıyor. Ama Türkiye"de faili meçhul cinayet diye bir olgu var ve bunların arkasında devlet gücünün olduğuna dair çok güçlü deliller var. Buna ilişkin devletin öz eleştiri yapması lazım her şeyden önce. Şuna biz dikkat çekmek istiyoruz geçmişte faili meçhul cinayet işleyen örgüt bölgede hizbi kontra olarak değerlendirildi. Bölgede o faili meçhul cinayetlerden yola çıkarak, o faili meçhul cinayetlerde kullanılan kişilerden yola çıkarak, dini cemaatler ve işte bir takım dini örgütlenmeler ile Kürt hareketini karşı karşıya getirilme girişimini de biz doğru bulmuyoruz. Bu bölgede herkes, demokratik teamüller çerçevesinde bir birine saygı temelinde yaşamayı öğrenmelidir. Hiç kimse başkasının çıkarlarına alet olmamalıdır herkes buna dikkat etmelidir. Umud ediyorum ki bundan sonrada geçmişten ders çıkarılarak bu şekilde hareket edilecektir.ö

    AHMET TÜRK"TEN HİZBULLAH"A: SİLAHSIZ OLACAKLARSA GELSİNLER

    Demokratik Toplum Kongresinin Eşbaşkanı Ahmet Türk ise, Abdullah Öcalan"ın, Hizbullah için "Kendilerini legal olarak ifade edeceklerse onlar DTK"ya çağrılır" yönündeki sözlerinin hatırlatılması üzerine, “DTK sivil alanın örgütlenmesidir. Halkımızın demokratik hak ve özgürlüklerini önemseyen herkese açık olan bir kongredir. Tabi ki bu kongre bütün inançlara, bütün farklılıklara, bütün kimliklere saygılı olmayı esas alan bir yaklaşımı göstermektedir. Ama sivil alanın örgütlenmesi sivil siyasetin yürütülmesi ve siyasal bir statünün gerçekleşmesi içinde buna inanmak gerekir. Gerçekten buna inanan herkes demokratik toplum kongresinde yer alabilir. Ama başından da söylediğim gibi elbette ki sivil siyaseti esas alan, silahı esas almayan ve bu halkımızın siyasal statüsünü önemseyen anlayışa sahip olan herkese açıktır" dedi.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Demirtaştan Akla Ziyan İddia!05 Ekim 2012 Cuma 08:37
  • Vekilin İsteği Başka!05 Ekim 2012 Cuma 08:36
  • Hüseyin Çelik: Panik yapmayın!04 Ekim 2012 Perşembe 20:18
  • Hüseyin Aygünden ilginç iddia04 Ekim 2012 Perşembe 20:07
  • MHPnin Neden Evet Dediği Belli Oldu04 Ekim 2012 Perşembe 14:46
  • Muharrem İnce Meclisi birbirine kattı04 Ekim 2012 Perşembe 14:44
  • CHPli heyetten ilk açıklama03 Ekim 2012 Çarşamba 22:45
  • Seçim teklifi komisyondan geçti03 Ekim 2012 Çarşamba 21:00
  • CHPden sağduyu çağrısı03 Ekim 2012 Çarşamba 20:55
  • BDPden ilk yorum Kaplandan03 Ekim 2012 Çarşamba 20:52
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim