Darbe Girişimi

Abone Ol

Darbe girişiminin üzerinden 18 gün geçti. Binlerce gözaltı ve tutuklama, on binlerce açığa alma, kapatılan okullar, basın kuruluşları, öğrenci yurtları, şirketler vs. Darbe esnasında suçsuz yere ölen insanlarımız. Bir girişim dahi olsa, başarısız da olsa etkisi korkunç olmuştur. Acaba darbe girişimi başarılı olsa idi ne olurdu? Darbeyi yapan kişiler ülkede neler yapardı?

Yukarıda saydığımız olumsuz durumların on kat, yirmi kat, belki de elli kat beterini görürdük. Kardeş kardeşi vurur duruma düşer, kimin kime hangi zulmü yaptığını anlayamazdık. Irk ve mezhep çatışmaları olağan olurdu. Ülke kan gölüne döner, ekonomi biter, hukuk askıya alınır, insan hakları falan yok olurdu. Ülkemiz üzerinde plan yapan emperyalist güçler ülkemize çöker, bizim kanımızı büyük bir zevkle emerlerdi. O hep kınadığımız Ortadoğu ülkelerini bile geçer, üçüncü sınıf Afrika ülkesi konumuna düşerdik.

Darbe girişimi oldu, bitti. Alınabilecek en güzel sonuç, olabilecek en az zararla alındı. Gerek iktidar, gerekse muhalefet gerekli dersi aldı. Mesela, demokrasi için bazen yürümek gerektiğini herkes öğrendi. Demokrasinin ve temel insani değerlerin herkese lazım olabileceği görüldü. Bağımsız hukuka herkesin gereksinimi olduğu, her kesim tarafından anlaşıldı. Kumpaslarla bir yere varılmayacağı net bir şekilde görüldü. Cumhuriyetin kuruluş yıllarında ortaya konan ilkelerin ne kadar doğru olduğu, vatanın ve bayrağın değeri daha iyi anlaşıldı. Atatürk’ün çizgisinin ne kadar yerinde olduğunu da herkes gördü.

Durum böyle. Şimdi kimse darbe girişimini savunmasın. Bu ülkeye darbeler hiçbir zaman fayda sağlamamış, aksine hep demokrasimiz ve temel insan haklarımız zarar görmüştür. Yapılması gereken hatalardan ders almak, yeni bir girişimle karşı karşıya kalmamak için gerekli önlemleri almak olacaktır.

Peki, bunu nasıl gerçekleştireceğiz? Darbelere nasıl karşı duracağız? Devletin kurumlarını devleti yıkmak isteyenlere teslim etmemek için neler yapmalıyız?

Cevap çok basit.

Devletin her kurumunda, her yerinde hukukun temel alınması sağlanmalı, demokrasi, insan hakları ve liyakat her yerde temel değerler olmalıdır. Eskisi gibi; “şu benim adamım, şurayı yönetsin, şu benden değil, defolup gitsin anlayışı” olmamalıdır. Her kurum yasalar çerçevesinde, liyakata göre yönetilmelidir. Yaklaşık 100 yıl önce Atatürk’ün ortaya koyduğu yönetim felsefesine sahip çıkmalıyız. Yoksa feto yapılanması gider, yerini başka yapılanmalar alır, bir süre sonra dar kafalılar tarafından yeni darbe girişimleri yaşanır.

Başka Türkiye yok. Ülkemize sahip çıkalım, devletimize, vatanımıza ve milletimizin bekasına yönelik tehditler karşısında tek yürek olup tüm dünyaya karşı dimdik olalım.

“Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!” (Mustafa Kemal ATATÜRK)

{ "vars": { "account": "UA-18838004-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }