Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup toplantısında konuşuyor.



Gelişmelerden anında haberdar olmak için Google News'te Aydınpost'a abone olun

Aydınpost'a Google News'te abone olun

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar:

Sözlerimin hemen başında Akçakale sınırımızda bölücü terör örgütünün döşediği patlayıcı sebebiyle şehit olan askerlerimize Allah'tan rahmet, yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyorum. Şehitlerimizin kanları yerde kalmadı Allah’ın izniyle de kalmayacak.

Ülkemize yönelik terör tehditlerini kaynağında kurutmaya devam edeceğiz. Ne Cudi’de ne Gabar’da ne Tendürek’te ne Besler’de, nerede aklınıza bir terör bölgesi geliyorsa orada bizler Mehmetçiğimizle, jandarmamızla, polisimizle, güvenlik korucularımızla varız, var olmaya devam edeceğiz.

Yine elim bir trafik kazasında hayatını kaybeden milli futbolcumuz Ahmet Çalık’a Allah’tan rahmet, yakınlarına ve futbol camiamıza başsağlığı diliyorum.

Yeni yılla birlikte ülkemize ve milletimize hizmetlerimizi her zeminde olduğu gibi meclis çatısı altında da yoğun bir şekilde sürdüreceğimiz döneme girdik. Geçtiğimiz hafta stokçuluğa ceza artırımını da içeren bir kanun değişikliği paketi Genel Kurul’da kabul edilmişti. Bu hafta da vadeli hesaplara döviz kuru desteği verilmesini, bireysel emeklilikte devlet katkısının yüzde 25’ten yüzde 30’a çıkarılmasını, BOTAŞ’ın kademeli doğalgaz satış uygulayabilmesini, Türk lirası üzerinden yapılan sözleşmelere ek fiyat farkı ödenebilmesini, emekli aylıklarının sınırının en az 2500 lira olmasını, ihracatçı firmalar için kurumlar vergisinin yüzde 19’a düşürülmesini, kamu görevlilerinin toplu sözleşmelerindeki yılın ilk ayına ilişkin artış oranının yüzde 5 yerine yüzde 7,5 olarak uygulanmasını, velhasıl milletimize verdiğimiz sözleri birer birer yerine getirebilmemizi sağlayacak çok sayıda değişiklik teklifi görüşülerek kanunlaşacak.

Aynı şekilde komisyonlardaki çalışmalarımız da sürecek. Görüldüğü gibi ülkemizi Türkiye modeliyle dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına sokma hedefimiz doğrultusunda her mecrada yolumuza kararlılıkla devam ediyoruz. Tabii bu süreçte bizim ne yaptığımızı, niçin yaptığımızı, nasıl yaptığımızı anlamak için hem Türkiye’nin 2 asırlık kalkınma yolculuğunu hem dünyada son dönemde yaşanan gelişmeleri çok iyi bilmek gerekiyor.

Ülkesinin geçmişinden ve dünyanın bugününden bihaber gafillerin ezbere atıp tutarak milletimizin moralini bozmaya, umudunu kırmaya dönük gayretlerini kimi zaman üzüntüyle kimi zaman öfkeyle takip ediyoruz.

Türkiye’nin Osmanlı döneminde başlayan ve Cumhuriyetin ilk döneminde de süren ancak tek parti faşizmi, darbeler, koalisyonlar anaforu içerisinde adeta kaybolan sanayileşme hamlesinin önünün nasıl kesildiğini hatırlayın. Milletimizin kendi değerlerinden, geçmişinden, medeniyetinden kopararak, köksüz bir ağaç gibi kurutmaya çalışanların ayak oyunlarını hatırlayın. Yapılan yatırımlara, başlatılan güzel işlere, üretilen eserlere, hazırlanan reformlara destek vermek yerine üzerlerine beton döken zihniyetin ipinin kimlerin elinde olduğunu bilmek için herhalde allame olmaya gerek yok.

Biz kaybederken kazananlar kimlerse, biz ağlarken gülenler kimse bu felaketin müsebbibi de onlardır. Türkiye’de hangi dönemde her kim bu gidişin önünü kesmek, ülkenin makus talihini değiştirmek, milleti hak ettiği özgürlüklere ve refah düzeyine kavuşturmak için adım atmışsa başına gelmeyen kalmamıştır. Rahmetli Menderes’in akıbeti darağacında nihayete ermiş, rahmetli Demirel’in, rahmetli Erbakan’ın, rahmetli Türkeş’in mücadeleleri darbelerle kesilmiş. Rahmetli Özal’ın sonu beklenmedik bir ölüm olmuştur. AK Parti’nin 20 yıllık geçmişi de kesintisiz bir şekilde bu habis zihniyet ve onun gerisindeki güçlerle mücadeleyle geçmiştir.

Salgın süreci küresel ekonominin 2008 finans kriziyle zaten bozulmuş olan dengelerini daha sert bir şekilde altüst etmiştir. Küresel üretim, tedarik, lojistik ve enerji sektörlerinde yaşanan sarsıntılar, enerji ve gıda başta olmak üzere emtia fiyatlarının yükseltilmesinden finansal genişlemeye bağlı enflasyon artışına kadar pek çok soruna yol açmıştır.

Öyle ki gelişmiş ülkeler anında 5 katına, 7 katına çıkan enflasyon gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalmıştır. Hatta bu ülkelerde üretici fiyatları enflasyonu yüzde 20’li, yüzde 30’lu rakamlar gibi tarihlerinde görülmemiş oranlara ulaşmıştır. Ülkemizde de elbette enflasyon sorunu vardır. Üstelik Türkiye, enflasyona ilave olarak döviz kuru dalgalanması gibi can yakıcı bir sorunla da boğuşmuştur. Buna rağmen ülkemizdeki enflasyon artışı nispeten diğer ülkelerin altında kalmıştır. Döviz kurunda olduğu gibi enflasyonda da ülkemiz ve ekonomimizin gerçekleriyle uyuşmayan bir şişkinliğin bulunduğu açıkça ortadadır. İnşallah en kısa sürede bu şişkinliği ortadan kaldırarak milletimizin haksız bir fiyat artışı yükünün altında kalmasının önüne geçeceğiz.

Bunun yanında asgari ücreti yüzde 50 oranında artırarak, yılın ilk yarısı için memur ve emekli maaşlarını yüzde 26 ile 31 arasında yükselterek, emeklilerimizin taban aylığını 2500 liraya çıkartarak milletimizin hiçbir kesimini enflasyon karşısında ezdirmedik, ezdirmeyeceğiz.

Ayrıntılar geliyor...