CHP iktidarı için tek çare Özlem Hanım(!)

Abone Ol

CHP yıllardır ne yaptıysa kar etmedi muhalefet limanından bir türlü iktidar denizine açılamadı.

Bu işin önündeki yegâne engel Deniz Baykal dendi… Bir kaset olayı ile o gitti yerine Kemal Kılıçdaroğlu geldi.

İlk sınavı 2011 seçimlerinde ona büyük ümitler bağlandı... Yıldızını parlatmak için Gandi Kemal dendi… Dürüst Lider dendi… CHP’yi uçuracağı söylendi.

”Sil gözyaşlarını Türkiye’m Gandi Kemal Geliyor…” “Kılıçlar çekildi bu bir düello/Geliyor kılıçdar Kılıçdaroğlu…” diye adına şarkılar bestelendi.

Ama ne tarihi isimler ne de yeni moda şarkılarla süslemeler onun üzerine oturdu… O yeni söylemler yerine bildik klasik şarkılar söylemeye devam etti.

 Laiklik dedi… Devlet dedi… Gelir adaletsizliği dedi… Köhne düzeni yıkacağım, türü beylik laflar etti.

”AK Parti ve Tayyip Erdoğan’ı yerle bir edeceğim” dedi…”CHP’yi tek başına iktidara getireceğim” dedi.

Söylediklerine hem kendi hem de CHP’liler inandı… Ancak bağlanan ümitler boşa çıktı… Bırakın yüzdürmeyi gemiyi yerinden kıpırdamadı.

O meşhur kurultaylar toplandı… Acemiliğine geldi, bir şans daha verelim, hem daha iyisini nereden bulacağız görüşü ağır bastı da yerini koruyabildi.

Bu arada rakibi Recep Tayyip Erdoğan ise girdiği seçimlerde rekor üstüne rekor kırdı ve  %52 oyla hem de ilk turda Cumhurbaşkanı seçilmeyi başardı.

CHP cephesinde istifa yerine hep o bildik şarkı söylendi… Galip sayılır bu yolda mağlup olanlar…

Düşünüldü, taşınıldı… Yiğit düştüğü yerden kalkar dendi… At değiştirmeden dere geçmenin yolları arandı.

İlk çare modası geçen klasik şarkı repertuarı baştan sona yenilendi… Söylemler değiştirildi… Kitlelere coşku verildi.

Asgari ücret 1500 TL olacak… Emekliye iki maaş ikramiye verilecek… Evi olmayana kira yardımı yapılacak… Çiftçiye 1,5 TL den mazot verilecek… Dört yılda yoksul vatandaş bırakılmayacak, dendi.

Milletten dört yıllık süre istendi… Bu sürede bütün şikâyetlerin dineceği, herkesin yüzü güleceği mutlu insanların yaşadığı cennet gibi bir ülke sözü verildi.

Millete yalvarıldı, yakarıldı… Diller döküldü… Ne olur bir defacık da bizi deneyin… Ülkeyi gül ü gülzar edeceğiz dendi

Kaynak soran ise “benim adım Kemal” diye geçiştirildi.

Burjuvazi partisi olduğu algısını silmek için Kılıçdaroğlu duygusal bir eda ile ailesinin yoksul bir Anadolu köylüsü olduğu temasını işledi.

Solcu diye tanımlanan tayfa ile gemiyi yüzdürmenin mümkün olmadığı tecrübe ile sabit olduğundan başka acentelerden Mehmet Bekaroğlu, İlhan Kesici gibi yeni tayfalar transfer edildi.

Partinin geçmişten miras muhafazakâr ve dindar kesim ile sorunu olduğu algısını yok etmek üzere başörtülü bayanlarla resimler çektirildi, reklamlarda onlara yer verildi.

Ama sonuç yine hüsran… 2011 çıtası bile yakalanılamadı. Hâlbuki öyle zannedildiği gibi iktidar denen Anka Kuşu Kaf Dağı’nın ardında da değildi.

Önemli olan onun nasıl yakalanacağını bilmekti… Gandi Kemal’de eksik olan da o becerinin yokluğuydu.

Hâlbuki şöyle kafasını kaldırsa görecekti…

Aynı partiden bu işin kompetanı Özlem Hanım eşine az rastlanır bir popülizmle seçim rekorları kırıyordu.

Trafik, nazım imar planı, kent yaşam kalitesinin yükseltilmesi gibi köklü sorunlara el atamadı ama Allah var halkın sofrasından ekmeği, patatesi, midesinden çayı, tostu eksik etmedi.

Kılıçdaroğlu sadece Özlem Hanım’ın yaptıklarını kopya etse de mesela vatandaşa üç beş kamyon patates, beş, on ton portakal, bir kaç tır dolusu salatalık, on beş, yirmi ton makarna, pirinç dağıtsaydı!(!), örneği ortada, eminim öyle koalisyonlarla değil doğrudan iktidara gelirdi.

Ayrıca mitinglerde uzun uzadıya konuşmak yerine halka pilav üzeri tavuk yedirseydi veya lokma ikram etseydi(!) rekor bile kırardı.

Şimdi Kılıçdaroğlu’nun önünde altın bir fırsat var... Otuz ramazanı illerde iftar vermekle değerlendirirse(!) hiçbir şeye gerek kalmadan en erken seçimde en az %40 oyla aşerdiği o iktidara kavuşur.

Bu onun son şansı… Baktılar gördüler atın teri soğumuyor bir kurultaya bakar bu iş… Bir de bakmışsınız Gandi Kemal gitmiş yerine Özlem Hanım CHP Genel Başkanı olmuş(!)

Hem onun iktidarı daim olur. Zira dağıtılacak erzak ve zerzevat için maliyeye yük de getirmez. Mesela su faturaları üzerinden bu parayı sadeyağdan kıl çeker gibi vatandaştan tahsil eder.

Ne demişler… At binenin kılıç kuşananındır.

 

 
 
 
{ "vars": { "account": "UA-18838004-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }