Türkiye'de cezaevinde bulunan gazeteci sayısı 14'tü, 15 oldu.
15’inci kim?
YELİS AYAZ.
Tutuklu gazetecilerin çoğu,
“silahlı terör örgütüne üye olmak” ve
“terör örgütü propagandası yapmak” suçlamalarıyla ceza aldı.
Peki YELİS AYAZ’a yöneltilen suçlama ne?
TCK 217/A:
“Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma Suçu.”
Kamuoyunda bilinen adıyla:
“Sansür yasası.”
Hükümet bu yasayı çıkarırken, gazetecilik faaliyetlerinin ve eleştirel açıklamaların bu kapsamın dışında kalacağını ifade etmişti.
Bu suçun oluşması için,
kişinin paylaştığı bilginin yalan olduğunu bilmesi
ve bunu sırf halkta korku, panik ya da kaos yaratmak amacıyla yapması gerekiyordu.
Bugün ise bu yasa, amacı dışında kullanılarak eleştiren ve sorgulayan herkesi susturmanın bahanesine dönüştü.
Bu yasayla siyasal iktidarın vekillerine, basın karşısında dikensiz bir gül bahçesi sunuluyor.
Eleştirisiz…
Sorusuz…
Habersiz…
——
Eski Tunceli Valisi’nin oğluyla ilgili dosyada, olaydan yıllar sonra yeni iddialar gündeme geliyor.
Delillerin karartıldığına yönelik çok ağır ithamlar ortaya atılıyor.
Peki o dönemde YELİS gibi bir gazeteci çıkıp bunları yazsaydı ne olacaktı?
“TCK 217/A: Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma Suçu”ndan yargılanacaktı.
Belki de bugün olduğu gibi tutuklanacaktı.
Gazetecinin yazdığı haber mahkeme salonunda,
kalemi savcılık dosyasında,
kendisi cezaevindeyken…
“Hâlâ ‘Basın özgür.’ mü diyorsunuz?”
Bu arada:
Yanından hiç ayırmadığı Seda Sarıbaş hakkındaki iddialar karşısında, Özlem Çerçioğlu’nun sessizliği de dikkatlerden kaçmıyor.