• BIST 106.991
  • Altın 151,481
  • Dolar 3,6762
  • Euro 4,3196

    Ceyda Ateş'ten çok özel açıklama

    25.06.2012 12:11
    "Adını Feriha Koydum" dizisinin kötü kalpli ‘Hande’si Ceyda Ateş, sanatını ve özel hayatını anlattı.
    Ceyda Ateşten çok özel açıklama
    Ceyda Ateş'ten çok özel açıklama  Ceyda Ateş'ten çok özel açıklama  Ceyda Ateş'ten çok özel açıklama

     

    25 Haziran 2012 Pazartesi, 12:20

    “Bankada bir teyze ‘Kızım neden bu kadar kötüsün’ deyip tokat attı. Çok mutlu oldum. Ona teşekkür ediyorum. Demek ki çok iyi oynuyorum” dedi.

    -Nasıl bir çocuktunuz?

    Neşeliydim. Çok sakin görünen bir çocuktum. Sakin sakin durup sonradan 'pat' diye patlıyordum.

    -Babanız ne iş yapar?

    Babam banyo dekorasyonları ve banyo tesisatı yapıyor.

    -Aileniz oyunculuk konusunda size çok destek oldu mu?

    Benim en büyük destekçim babam, annem, anneannem ve dayılarımdır. Babam her zaman iyi ya da kötü hep arkamda durmuştur. O yüzden çok şanslı bir çocuğum.

    -Oyunculuğa nasıl başladınız?

    5 yaşında babamın bir müşterisi benim resimlerimi çocuk güzellik yarışmasına yollamış. Daha sonra 5 bin çocuğun içinden birinci seçildim. İlk dizimi 6 yaşında TRT'de çektim. Bugüne kadar 20 dizide oynadım. Bunların hepsi bilindik ve tanınmış diziler.

    -Sokaktaki insanlar size nasıl tepki gösteriyorlar?

    Sokaktaki insanlardan iyi ya da kötü eleştiriler alıyorum. Bana "Allah belanı versin" diyenler bile var. İzmir'de bankadaydım bir işim vardı. Teyzenin biri yanıma yaklaştı ve "Kızım neden bu kadar kötüsün. Yapma!" deyip bana bir tokat attı. Bu benim için büyük bir mutluluk. İyi ki o tokatı yedim. Bana tokat atan teyzeye teşekkür ediyorum. Çünkü demek ki rolümü çok iyi oynuyorum ki o da bana karşı nefret dolu. Bu benim işimin başarısıdır. Onların bana kötü eleştirisi benim için büyük bir övgüdür. Bana "kötü" diyenlere minnettarlık duyuyorum.

    Kötüyü oynamak kolay mı yoksa zor mu?

    Aslında hiçbir rol kolay değildir. Kötüyü oynamak, kötüyü insanlara hissettirebilmek her zaman biraz daha zordur. Kötülük sadece bir bakışla, bir yürüyüşle tamamlanacak bir şey değildir. Her insanın içinde kötülük vardır. Bende o kötülüğü kullanıyorum. Kötülüğü oynarken içimdeki kötülüğü açığa çıkartıyorum

    -İşinizde hırslı mısınız?

    Çok hırslıyım. Zaten işimde hırslı olmasaydım, başarıyı bu kadar istemeseydim bu yerde olamazdım. Hayatta kalabilmek hırstır.

    -Kıskanılan bir kadın mısınız?

    İşimde de çok kıskanılan bir kadın olduğumu düşünüyorum. Başarımla, duruşumla, güzelliğimle... İnsanların beni ne kadar çok kıskandıklarını hissedebiliyorum.

    -Peki siz onlara ne yapıyorsunuz?

    Sadece gülüp geçiyorum. Zaten o insanlarla uğraşmaya kalkarsam o başarılı kadın olamam ki.

    -Sizi kıskanan kişiler meslektaşlarınız değil mi?

    Genelde öyle. Yüzüme gülüp arkamdan konuşuyorlar. Onların cahilliğine güçsüzlüğüne bakıp gülüp geçiyorum. Kıskanç değilim. Kıskançlık insanı bitirir. Babam o konularda çok rahat yetiştirdi beni

    PİJAMALARIMLA SOKAKTA YÜRÜYORUM

    -Çocuk yaştan itibaren çok güzel olmak sizi özgüven sahibi yaptı mı?

    Güzel olmak tabii ki insana özgüven veriyor. Benim her zaman özgüvenim yerindeydi. Bugün bu kadar tanınmış bir haldeyken bile sahilde oturuyorum, pijamalarımla sokakta yürüyebiliyorum. Ya da Makyajsız dışarı çıkabiliyorum. Bu benim kendime olan özgüvenim. En yıkık olduğum zamanlarda bile dik durmaya çalıştım.

    ÖLÜ BÖCEKLERİ İNCELERDİM

    -Maceraya ne kadar açık bir kadınsınız?

    Her türlü maceraya açık bir kadınım. Nerede aksiyon, tırmanmalar, dağlar, tepeler, orada ben varım. Çocukluğumda da öyleymişim. Çocukluğumda böcekleri öldürür içlerini falan incelerdim. "Nasıl bu hayvan yürüyor" diye ölü böceklerin içlerini dışlarına çıkarırdım. Gecenin bir vakti mağara gibi bir yere girebilirim hiç korkmadan. O yönden hiç korkum yoktur.

    BABAM HER ZAMAN ARKAMDA

    -Sizi elinizden tutup yarışmaya götüren kişi babanız mıydı?

    Tabii babamla gittik yarışmaya. Babam elimi 6 yaşımda tuttu. Şu anda 25 yaşındayım hala elimi tutuyor. Hala arkamda. Ailem olmasaydı belki bu konumda ve bu kadar başarılı olmayabilirdim.

    -6 çok küçük bir yaş. Siz kaç yaşında, ne yaptığınızın farkına vardınız?

    Doğru, o kadar küçüktüm ki hiçbir şeyden anlamıyordum. 6 yaşındaki bir çocuk ne anlayabilir ki? Size "Dur" diyorlar, duruyorsunuz, "Konuş" diyorlar konuşuyorsunuz. 9 yaşında 'Küçük İbo' dizisine başladım ve o yaşta şöyle bir şey dedim; "Ben oyunculuğa aşık oldum. Ben oyuncu olacağım" 9 yaşında oyuncu olmaya karar verdim. Ki 9 yaşındaki bir çocuk böyle bir şeye nasıl karar verebilir?' diye.

    ÇOCUKLUĞUMU YAŞAYAMADIM

    -Oyunculukla uğraşırken çocukluğunuzu yaşayabildiniz mi?

    Çocukluğumu yaşayamadım. Hep setlerdeydim. Bebeklerim yoktu, onlarla oynayamadım ama usta oyuncularla oynadım. Usta oyuncular tarafından eğitildim. Ve ben bundan dolayı hiç pişman değilim. Çok da mutluyum. Bebeklerle oynamaktansa usta oyuncularla oynamak benim hayatıma çok şey kattı. Çok çabuk olgunlaşmamı sağladı. 9 yaşında böyle ciddi bir karar almamı sağladı. Bu yüzden hiç pişman değilim.

    -Fobileriniz var mı?

    Yılandan çok korkarım. Asansöre binemem nefesim daralır. Bir kere asansörde kaldım. Bir 45 dakika asansörün içindeydim ve tek başımaydım. Dizi setindeydim. Sonunda beni oradan çıkardılar ama hastaneye götürdüler, sakinleştirici yaptılar.

    -Artık asansöre binmiyor musunuz?

    Yürüyerek çıkıyorum. Bazen o kadar yüksek bir yer oluyor ki merdivenle de çıkamıyorum. Yanımda 3-5 kişi olacak beni asansöre hapsedecek. Yoksa o katları yürüyerek çıkıyorum.

    Bugün
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim