Uzun bir aradan sonra bir komedi oyunuyla sahnelere döndünüz. İzlerken bolca kahkaha attım. ‘Çılgın Zamanlar’ı sizden dinleyelim.

Oyunda kadın-erkek eşitliği, kadının özgürlüğü, erkeklerin orta yaş krizi üzerine ince göndermeler var. Amerikalı oyun yazarı Sam Bobrick’in eserinden, Çağman Pala’nın kalemiyle Türkçeye çevrilen ‘Çılgın Zamanlar’ aldatan ve aldatılan bir çiftin yaşadıklarını komedi penceresinden ele alıyor.

KADININ NAMUS DEDİĞİ KAFADADIR, YANİ ERKEĞİN ANLADIĞI YERDEN 60-70 SANTİM YUKARIDA

Sizin kadın-erkek ilişkilerine bakışınız ne?

Erkeklerin, “Kadının namusu bize emanet” söylemini hiç sevmiyorum. Senin namustan anladığınla kadının anladığı farklı! Kadının namus dediği kafadadır; erkeğin anladığı yerden 60-70 santim yukarıda yani... Emek, ahlak, dürüstlük, sevgi, doğaya saygı, insana saygı, emeğe saygı gibi şeylerdir kadınların bahsettiği...

HASAN CAN KAYA’YA GÜLMÜYORUM

Siz tüm kariyeriniz boyunca politik mizah yaptınız. Bunu yapmak zorlaştı mı?

“Neden politik mizah yapmıyorsun?” sorusunu bana değil Hasan Can Kaya’ya soracaksın., Ben hayatımı politik espri yaparak geçirdim artık ölene kadar yapmam, o sırayı savdım. Kimse siyasi koşulları bahane etmesin. Senelerce Süleyman Demirel, Mesut Yılmaz, Erdal İnönü, Turgut Özal taklitleri yaptım. Şu anda mecram bu olsaydı Recep Tayyip Erdoğan’la ilgili de mizah yapardım; hakaret edersen, küfredersen tabii ki kızar ama sen kaliteli mizah yaparsan güler. Mizah, hakaretten daha keskin bir silahtır.

Hasan Can Kaya’yı beğenmiyor musunuz?

Eşim izliyor, çok gülüyor ama ben gülmüyorum. Basit ve kolay işler yapıyor. Tek derdiniz ekranlarda rahat rahat küfretmek miydi?

Küfür olmamalı mı?

Küfür yeri geldiğinde kullanılır. Bizim oyunda da var ama yeri geldiğinde edersin. Seyirciyi güldürmek için bunu zorlamak, kolaya kaçmaktır. Bunda zeka aramak yanlış. Cem Yılmaz da küfrediyor ama zeka pırıltısı var. Şahan’ı da severim çünkü çok önemli bir şey yapıyor. Zekasıyla oyunculuğa ve sinemaya farklı bir boyut getirdi. Bunu tek karakterle yaptı. Benim zekam küfrün arkasına sığınacak kadar zayıf değil.

YENİ NESİL STAND-UP APAÇİ İŞİ  KONUŞMALARDAN VAROŞLUK AKIYOR                                                                              

Sanat dünyasının acı kaybı... Güzin Çorağan hayatını kaybetti Sanat dünyasının acı kaybı... Güzin Çorağan hayatını kaybetti

Komedi ve stand-up eskisi gibi değil sanki. Bakış açısı mı değişti?

Tek kişilik gösterilerde çok sıkılıyorum. Artık stand-up yapmak da istemiyorum. Şakayı beceremiyorlar; fazla belden aşağı indi. Dijital platformlara bakıyorum, kullandıkları dil argo bile değil. Can Yücel de argo kullanırdı ama adabı vardı. Yeni nesil stand-up apaçi işi; konuşmalardan varoşluk akıyor. Samimiyetle laubalilik, özgüvenle ukalalık birbirine karıştı.  

18-20 YAŞINDA KOMEDYEN OLUNMAZ

İyi bir komedyen olmanın ölçüsü ne sizce?

Bir şeyin çok izleniyor olması onun kıymetli olduğu anlamına gelmez. Hayatıma katkıda bulunuyor mu, bana dokunuyor mu? Önemli olan bu. 18-20 yaşında komedyen olunmaz. Bu yaş aralığı, sanatta taklit dönemidir. Kendini bulma yaşın 28-30’dur. Bu yaşta artık gençsindir. 40’larda da olgun bir komedyensindir. Komedyenlik birikimle alakalı. Zeytin ağacını ektiğin gün sana zeytin vermez.

ŞAHAN GÖKBAKAR YENİ KEMAL SUNAL’DIR

Artık bir Kemal Sunal’ımız yok, değil mi?

Şahan Gökbakar bence yeni Kemal Sunal’ımız. İlle de birebir Kemal Sunal’a benzemesi gerekmiyor. Kemal Sunal “Eşşoğlueşşek” diyerek güldürüyordu; Recep İvedik bize magandalığın nasıl evrilebileceğini anlatıyor.

SEKS FİMLERİNİN SERBEST OLDUĞU DÖNEMDE TACİZ VE TECAVÜZ YOKTU

 Ekranda sizi neler rahatsız ediyor?

Mafyaya ve silahlara özendirilmesi... Sigaraya, içkiye blur koyacağınıza erkek şiddetini göstermeyin. Öpüşme, sevişme sahneleri de kesiliyor, bu da yanlış. İnsanlar neyi çok görürse, o sıradanlaşır. Öpüşmeyi sevişmeyi değil; şiddeti kaldırmak lazım. Türkiye’de seks filmlerinin serbest olduğu dönemde taciz ve tecavüz yoktu. Cinselliğin gizlenmesi ters tepiyor; bunun kadını erkeği yok.

BİR KADININ BAKIŞI VE GÜLÜŞÜ BENİ BENDEN ALABİLİR

Bir kadında ne ararsınız? Karakter mi güzellik mi?

İkisini de ararım. “Aman onun içi güzel” gibi laflara çok kızıyorum. Çok ünlü biri, çok çirkin bir tablo yapsa asar mısın duvarına? Estetik güzellikten bahsetmiyorum. Zaten içi çirkinse dışının güzel olması mümkün değil. Dışı güzelse içinin çirkin olması mümkün değil. Benim için bakış ve gülüş önemli. Bir kadının bakışı ve gülüşü beni benden alabilir.

Neden beş kez evlendiniz?

Hepsinin bir sebebi vardı ama anlatma yeri burası değil.

NURGÜL’DÜR NE DERSE YERİDİR

Nurgül’dür ne derse yeridir. Kızar da konuşur da… Sorun değil.

İKİ ÇOCUĞUM DA İSTEMEDEN OLDU

Dünyanın haline bakınca ne düşünüyorsunuz?

Dünyada hiçbir şey bundan daha iyiye gitmeyecek. Eskileri yad etmeye devam edeceğiz. Kapitalizm doymak bilmiyor. İnsanlara tavsiyem şu: Eğer çocukları seviyorsanız çocuk yapmayın. Onların iyiliği için... Çünkü çok kötü bir dünya var ve daha da kötü olacak.

Siz neden çocuk yaptınız o halde?

İkisi de istemeden oldu. Yani niyetlenerek yapmadık.

SOYUM YÜRÜSÜN MANTIĞIYLA ÜREMEK SAÇMA! PADİŞAH MISIN?

Doğdukları için mutlu değil misiniz?

Mutluyum ama kızımın mutsuzluğunu ve gelecek kaygısını görünce mutsuz oluyorum. Çocuğunun gelecek kaygısı yaşamayacağı kadar maddi imkanın varsa yap. Ancak maddi imkanı olanlar daha az ürüyor; maddi imkanı olmayanlar ürüyor da ürüyor. Adam asgari ücret alıyor, yedi çocuk yapıyor. ‘Soyum yürüsün’ mantığıyla üremek saçma! Padişah mısın sen? Depresyonla mı yaşasın çocuklar?

Öyle demeyin; zıpkın gibi Z kuşağı geliyor!

Ya geç bunları! Z kuşağı diye bir şey yok. Zaman ve çağ var. Z kuşağı, gökten zembille inmedi; bizi de kurtarmayacak.

DHA