Büyükşehir Meclisi mi, kasaba meclisi mi?

Abone Ol

Büyükşehir Belediyesi’ni hala Aydın Belediyesi gibi görenler var. Oysa Aydın’da 30 Mart seçimleri ile birlikte Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gibi bir devlet kuruldu.

BŞB meclisi de tıpkı Cumhuriyeti kuran meclis gibi ileride kurucu meclis adı ile anılacak. Artık böyle bir mecliste bir kasaba meclisinde konuşulan çöplerin toplanması, konserler düzenlenmesi, iftar verilmesi gibi günlük basit işler konuşulmamalıdır.

Bu meclis hızlı tren, şehirleşme, enerji, geri kalmış bölgelerin kalkındırılması, marka şehirler yaratılması gibi bütün Aydın’ın elli yıllık, yüz yıllık geleceğini ilgilendiren önemli konuların konuşulduğu, tartışıldığı ve karara bağlandığı yer olmak zorundadır.

Üzülerek söylemek gerekirse 30 Marttan bu yana geçen bir yıllık süredeki performansı ile meclis bu görüntüyü veremedi. Onun için de kuruluş kör topal ilerliyor.

Tabi bundan sorumlu olan meclis değil gündem hazırlama yetkisi olan Özlem Hanım’dır. Meclis gündemi konuşmak, karara bağlamakla yükümlüdür. Ancak öneride bulunabilirler. Onun da gündeme alınması yine başkanın oluruna bağlıdır.

Ayrıca meclisin üretkenliği yönetim kültürü yani liderlikle alakalıdır. Seçim kazanmakla başkanlık sıfatı elde edilebilir ancak bu aynı zamanda lider olunduğu anlamına gelmez. Liderlik başka, başkanlık başka bir şeydir.

Lider uzlaştırıcı kimliği ile her insanın bir değer olduğuna inanan, doğruluk ve dürüstlük üzerine vatandaşta güven oluşturan ve karşılıksız hizmet edene denir.

Ayrıca lider meclis üyelerini sorun çözmede enerji ve düşüncelerinden yararlanılacak birer paydaş, başkan ise bir kasaba politikacısı gibi bir tasdik, bir formalite aracı kabul eder.

Bu gerçekler ışığında Özlem Hanım’ın eski ve yeni uygulamaları incelenirse  onun yüksek ideallerin sahibi bir lider değil icraatları ile seçim kazanmayı hedefleyen bir politikacı olduğu sonucu çıkar.

Son çıkışı Ümmet Akın’ın mecliste sözlü sataşması karşısında basında yer alan “şov yapıyorsun, sanki çok lazımsın” sözleri onun lider değil politikacı olduğunun diğer bir kanıtıdır.

Zira her mecliste başkana veya hatibe biraz şov biraz da hatibin dikkatini dağıtmak için   “laf atma” geleneği vardır. Bazen bu sataşmalar hoş esprilere de neden olabilir.

Burada meclis yöneticisine düşen görev her laf atana atarlanmak değil sabırlı, tahammüllü ve hoşgörülü bir yönetim sergilemektir. Zira liderliğin gereği budur.

Kadınlardan örnek verecek olursak Meclis Başkan Vekili Meral Akşener’in sergilediği tahammül sınırlarının zorlandığı yönetim tam bir liderlik örneğidir.

Ne Ümmet Akın’a ne de bir başkasına vatandaşın sandıkta temsil yetkisi verdiklerine sıfatı ne olursa olsun hiç kimse nezaket kuralları dışına çıkarak azarlama hakkına sahip değildir olmamalıdır da…

Siyaset kurumu Ümmet Akın’ın şahsına olmayabilir ama en azından meclisin saygınlığı adına olaya demokratik tepkisini göstermesi gerekirdi, diye düşünüyorum.

Kendi partilerinden olan bir başkana sahiplenmek adına daha duyarlı davranması gereken MHP geç de olsa olayı kınama zahmetinde bulundu. AK Parti’den ise ses seda çıkmadı.

Şahsı adına tek tepki koyan ve Ümmet Akın’a sahip çıkan tek meclis üyesi ise İncirliova Belediye Başkanı Gürşat Kale oldu.   

Bazıları da karşı görüş olarak Ümmet Akın’ın “yuh olsun” sözünü Özlem Hanım’ın haklılık gerekçesi saydılar. Fakat iki yanlışın bir doğru ettiğini bu güne kadar gören, duyan olmamıştır.

Ümmet Akın çıkışı ve meclis üyelerinin hali, pürmelâli aslında Özlem Hanım’ın meclis üyelerine hangi gözle baktığının da ipuçlarını vermektedir.

Gerek geçen dönemdeki gerek bu dönemdeki uygulamalara bakıldığında ne yazık görünen o ki, Özlem Hanım bu meclisi bir kurucu meclis değil de onayına sunduğu kararları onaylamak zorunda olan memurları gibi görüyor.

BŞB personelinin hizmet binasında oturacağı bir odası ve masası bulunduğu halde gruplar bir odadan bile mahrumdur. Bu demek oluyor ki, meclis üyelerinin memurlar kadar değeri yoktur.

Haydi, bunu geçtik… Yoğunluktan incelemeye bile fırsat bulamadıkları bir gündemle toplandıkları salonda seslerini duyuracak mikrofonların çalışmamasına ne demeli?

Ayrıca basın toplantısı yapmaları için bilgisayar, internet gibi alt yapı donanımı tam gruplar adına müstakil olmasa da müştereken yararlanabilecekleri bir merkez bile onlara çok görülmektedir.

Beterin de beteri sanki teröristmiş gibi basın açıklaması yapmak isteyenleri neredeyse yakasından tutup dışarı atacak derecede işi ileri götüren güvenlikçilerin ortaya koyduğu kaba davranışlarıdır.

Bu haliyle ve bu yönetim tarzıyla kasaba meclisinden farksız bu meclis ne  “kurucu meclis” görevi yapabilir ne bir yatırım gerçekleştirebilir ya da bir başarıya imza atabilir.

Yapsa yapsa iktidarıyla, muhalefetiyle medyatik şovlarla, konserlerle, piyasaya yönelik gerilim siyaseti ile Ulusal Medyaya bolca malzeme üretir.

Hizmet hayali kuran Aydınlıya da telde hünerlerini sergileyen cambaza bakmak düşer.   

 

Anroid Cihaza yüklemek için tıklayın!
 
İOS Uygulamayı yüklemek için tıklayın!
{ "vars": { "account": "UA-18838004-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }