Bu tarz siyasetle BŞB yönetilemez

Abone Ol

Türk siyaseti çıkarcılık ve “kazanmak için her şey mubahtır” (pragmatizm) felsefesi üzerine kurulu, adına “imaj odaklı siyaset” de denilen Amerikanvari siyaset tarzı ile tam olarak 2002 seçimlerinde Genç Parti olayı ile tanıştı.

Adayların harcamalarında şeffaflık, devlet imkânlarından yararlanma yasağı gibi prensipleri içinde barındıran bu siyaset mühendisliği bizde şark kurnazlığı ile birleşti.

Böylece siyaset gelecek tasavvuru üzerine kurulu “hizmet odaklı” alan olmaktan çıktı en fazla beş yıllık bir periyodu içine alan “kazanma odaklı” bir eyleme dönüştü. İşin içine para da karışınca iş şirazesinden çıktı ve siyaset yozlaştı.

Ülkenin veya kentin sorunlarının ve çözüm yollarının konuşulduğu, projelerin tanıtıldığı ortamlar yerini şov amaçlı halk konserlerine bıraktı.

Siyaset biraz da şova dayanır noktasından hareketle bunun anormallik neresinde, diyenler olabilir. Takım oyununun oynandığı yerlerde şova dayalı siyasetin mahzurları seçimden sonra takım çalışması ile giderilebilir.

Ancak Aydın BŞB de olduğu gibi takım oyunun olmadığı, “her şey bende başlasın ve bitsin” egosu ile hareket eden vizyonu olmayan başkanların iş başında olduğu yerlerde sorunlar ötelenir, tersyüz edilir, kurnazlıkla atlatılır, kazanmak için türlü cambazlıklarla kentin geleceği tüketilir.

Bu anlayışa göre öyle parti teşkilatlarına da gerek yoktur. Kazanmak için ne yapılacağı konusunda yüklü paralar ödenen danışmanlık şirketi ve medya gerekli rehberliği yapacaktır.

Bu siyaset mühendisliğinin ulusal ölçekteki uygulayıcısı Cem Uzan’dı. Aydın ölçeğinde de Özlem Hanım’dır.

Hatırlanacağı üzere Cem Uzan plansız, projesiz sadece İbrahim Tatlıses konserleri ve pilav dağıtmakla ki, Özlem Hanım’ın lokma döktürmesi ve iftar vermesinin ilham kaynağı bu olmalı, girdiği ilk seçimde % 7 oy almıştı.

Başarıda Amerikan GSM şirketini dolandırdığı iddiası da etkili olmuştu. Bu olay onun devleti yönetebilecek kurnazlığa ve zekâya sahip olduğuna yorulmuştu. Bu değerlendirme aynı zamanda dolandırıcılığın prim yapması anlamına gelmesi açısından da önemlidir.

O dönemde oyunu Genç Parti’ye vereceğini söyleyen bir köylüye nedenini sorduğumda “Amerikan şirketini alt eden birisi ülke sorunlarının da hakkından gelir ve bizi dolara boğar” yanıtını vermesi hayli ilgimi çekmişti.

Cem Uzan’ı sistem tasfiye ettiği için bu tür bir siyasetle hangi başarıya imza atacağı görülemedi.

Fakat Özlem Hanım şark kurnazlığı soslu Amerikanvari siyaseti Aydın’da 2009 seçimlerinden bu yana eksiksiz uygulamaya devam ediyor.

O gün oldu, büfelerin kaldırılmasında olduğu gibi kurnazlık yaparak olayları manipüle etti.

Mahkeme kararı gereği zaten kaldırılacak olan ve bunda bir başarı aranacaksa Valiliğin ve emniyetin olması gerekirken o kendini olayın kahramanı ilan etti. Birilerinin gözünde “Topuklu Efe” yaramazlık yapanların, Aydınlının hakkını yiyenlerin Köroğlu misali haddini bildirecekti.

Bu olay ve sonrasında kul hakkı, yetim hakkı popülizmi yapıldı ama “Aydın Halkını donmaktan” korumak gibi komik bir gerekçe ile halkın parasını seçim hediyesi atkı ve fular yapımında ve benzeri işlerde harcamada iç hiçbir sakınca görülmedi.

Gün oldu, Aydın’ı tanıtıma para bulunamadı ama kendi reklamına 25 milyon TL harcadığını bizzat seçim mitingi için Aydın’a gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan söyledi.

Gün oldu, Başkan Yardımcısı Cemalettin Küçükerol ve Belediye İmar ve Şehircilik Müdür Vekili Ali Çetin’in olumsuz raporlarına rağmen imar ve inşasının imkânsız olduğu bilindiği halde Ay-Konut Kooperatifine 41 dekar yere 1470 konut kondurma izni verilmekle mağdurlar üzerinden siyaset üretildi.

Gün oldu, algı yaratmak için anlı, şanlı, işin ehli profesyonel danışmanlarla Aydın’ı uçuracağını söyledi ama danışmanların bu güne kadar aldıklarının karşılığı olarak neler ürettiklerini bilen duyan olmadı.

En önemlisi de Büyükşehre başkan seçilme başarısını gösteren bir siyasetçinin en başta gelen özelliklerinden biri entelektüel bir kimliğe ve bilgi birikimine sahip olmasıdır.

Oysa geçen süre içersinde Özlem Hanım’ın bir panelde veya konferansta yerel yönetim veya diğer konularda konuşma yaptığını gören olmadı.

Beş yıllık görev süresi içersinde basın aracılığı ile kamuoyunun karşısına çıkıp yaptıklarını, yapmak istediklerini, yapamadıklarını da anlatmadı.

Onun yerine “mavi kuvvetler” ve “kırmızı kuvvetler” diye ikiye ayırdığı basından mavi kuvvetler aracılığı ile PR yapmayı tercih etti.

Asıl mesele birileri öyle veya böyle kaybetmezken Aydın ne kazandı veya birilerinin kazanması Aydın’a ne kaybettirdi, sorularının birilerince sorulmasıdır.

Tabi önemli olan da yanıtı… Aydın’da kent yaşam kalitesi yükseliyor, BŞB mahalleliye Özel İdare günlerini aratmıyor, paraların harcanması noktasında kul hakkına riayet ediliyor, diyen varsa beri gelsin.

Başından beri anlatmaya çalıştığımız siz adına ister imaj odaklı siyaset ister Amerikanvari siyaset tarzı deyin birileri bu yolla seçim üzerine seçim kazanabilir, kanunların boşlukları işlediği suçları örtbas etmesini de sağlayabilir, kendini kurtarmak için halkı da kandırabilir.

Ama çıkış noktası millete hizmet olmadığı için “kendi kaderinden”, “tarihin hükmünden” ve “Allah’ın adaletinden” kurtulamaz.

 

{ "vars": { "account": "UA-18838004-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }