Bu kadarına da pes doğrusu!

Abone Ol

Bu kadarına da pes dedirten olay ise listede adı bulunmayan ikinci derecedeki bir kurum yetkilisine rektör tarafından tahsis edildiği kaportasındaki Adnan Menderes Üniversitesi yazısından anlaşılan aracı sabahları yarım saat önceden kapıda hazır eden şoförün yetkili teşrif edinceye kadar kışın ısınması yazın soğuması için kontağı açık bekletmesidir.

Devlet yöneticilerinin en fazla başlarını ağrıtan konuların başında değilse de ikinci sırada gelen taşıttır.

Devletin taşıt tahsis ettiği makamı dolduranlar her zaman yeni model araçlara binmeyi muradederler.

Yeni araba isteyen de konfor isteğini veya ihtirasını açık etmeden dolaylı olarak oturduğu koltuğun itibarı üzerinden dillendirir.

Alt birimlerde çalışan ikinci derece yardımcılar da isterler ki, kurum amiri kurumun araç imkânlarından kendilerini de faydalandırsın.

Araç tahsisinde asıl belirleyici olansa yasa, yönetmelik ve genelgelerdir.

Belediyeler dışında kalan kamu kurumlarında 237 sayılı Taşıt Yasasına göre iki çeşit araç vardır.

1-Amirin emir ve şahsına tahsisli olanlar 2-Hizmete tahsisliler.

İllerde emrine ve şahsına araç tahsisi yapılan vali ve kaymakamlardır. Hizmet amaçlı araç tahsis edilenler ise üniversite rektörleri, il müdürleri, defterdar, vergi dairesi müdürü, emniyet müdürü ve kuruluşların bölge müdürleridir.

Hizmet araçlarını kişiye özel olandan ayıran özellik ise özel işlerde, tatil günlerinde kullanılmasının yasak olmasıdır ki, resmi plakalı olanlarında “Resmi hizmete mahsustur,” yazısı yer alır.

Bu konuda belirleyici ilki yasa diğeri genelge iki düzelmeme vardır.

İlki yeni CB sistemine göre güncellenmesi yapılan 237 sayılı Taşıt Kanunu ikincisi de 2007/3 sayılı “Başbakanlık Tasarruf Genelgesidir.”

Bir kısım okurlarımız biraz sonra açıklayacağımız araç savurganlığına taraftar tavrıyla, bu keyfiliği tasvip etmeyen bir kısım okurlarımız da bu uygulamalardan duydukları üzüntüyle bunlarda mazide kaldı, diyebilirler. 

Günümüzdeki araç savurganlığına bakarak görüşlerini dile getiren her iki kesimin de haklı olduğu yönlerin bulunduğu söylenebilir.

Fakat yenisi çıkıncaya kadar eski hüküm geçerlidir hukuk kuralına göre Taşıt Kanunu da 2007/3 Genelgesi de geçerliliğini korumaktadır ki, benim eleştiride hareket noktam da budur, şahıslar değildir.

2007/3 Genelgesi kurumlarda araç savurganlığına engel olmak için kanunun izin verdiği makamlar dışında tahsis yapılmamasını, taşıtların valiliklerin sorumluluğunda oluşturulacak havuza alınmasını istemiştir.

Yasa ve genelgeye göre kurumların yardımcı pozisyonundaki görevlilerine araç tahsisi yapılmaz.

Onun yerine kurumun imkânı ölçüsünde amirleri isterse bu personele ikametgâhları ile görev yerlerine sabah akşam geliş ve gidişlerinde servis araçları görevlendirilebilir.

Yine yönetmeliğe göre kamuda gereksiz harcamaların önüne geçilmesi ve kaynakların rasyonel şekilde kullanılması amacıyla taşıtların denetim ve takibi illerde valiler tarafından yapılır.

Üniversite ise valilikten ayrı bir taşıt havuzu oluşturmak ve bunda kampus esas alınmak zorundadır, uygulamadan da rektör sorumludur.

Taşıt tahsisleri ve kullanımı idarelerce özenle takip edilmek zorundadır, uymayanlar ise 2 ayla bir yıl arasında hapisle cezalandırılacaktır.  (Md.237/16)

Taşıt konusundaki yasal düzenlemeler bu ama uygulamaya gelince tam bir keyfilik söz konusu…

İlk genelgeyi arkadan dolanan araçları havuza alınan bazı kurumlar oldu.

Bunlar koruma dernekleri,  vakıfları aracılığı ile edindikleri taşıtlarla genelgeyi delmeyi başardılar.

Ayrıca aldıkları araba sivil plakalı olduğu için onlar mesai dışı gün ve zamanlarda da taşıtları kullanmada geniş hareket imkânına eriştiler.

Yetkililer de verdikleri onayla akaryakıt desteği sağlamakla onların işlerini daha da kolaylaştırdı.

Modeli eskiyen ve hizmetten düşen taşıtların yerine yenisinin alınmasına onay vermek yerine araç kiralama yöntemiyle bu sefer genelgeyi dolanan devlet oldu.

Oysa makam sahipleri için mesai saatleri dışında tatil beldelerinde, piknik alanlarında görüntülenme konusunda resmi plakalı araçların bir caydırıcılık özelliği vardı.

Sivil plakalı araçlar bu işlere düşkün amirlere denetim ve kontrolden kurtulma fırsatı kazandırdı.

Daha da genişleyen makam aracı uygulamasına hizmet aracı adı altında ilçe müdürlükleri de eklendi, ardından ilçe müdürlerine makam araçlarını kullanma yetkisi geldi.

Bu yetki bir şoför ehliyeti olan birisini ikinci bir ehliyetlinin taşımasının önüne geçilmesi gibi görünse de uygulama devlete ait olan bir taşıtı özel işlerinde kullanma hevesinde olanlara istedikleri kapıyı aralama fırsatı verdi.

Bu gün kurum yetkililerinin çocuklarını okula, hanımlarını çarşı alışverişine götüren okul kapılarında çarşıda, pazarda ama resmi ama sivil araçtan geçilmiyor.

Bununla birlikte artık bir belediye başkanının, bir kurum yetkilisinin seleflerinin kullandığı makam araçlarını garaja çektirerek yerine yenilerini almaları adet haline geldi.

Bu kadarına da pes dedirten olay ise listede adı bulunmayan ikinci derecedeki bir kurum yetkilisine rektör tarafından tahsis edildiği kaportasındaki Adnan Menderes Üniversitesi yazısından anlaşılan aracı sabahları yarım saat önce kapıda hazır eden şoförün yetkili teşrif edinceye kadar kışın ısınması yazın da soğuması için kontağı açık bekletmesidir.

Demek ki, yeterli denetim ve takip olmayınca “devletin malı deniz, yemeyen keriz,” diyenlerin iştahı açılıyor.

Bu durumda o can alıcı soruyu sormak gerekiyor, o araba acaba kendisinin olsaydı bırakın şoförü oğlu olsa bu hareketi yapmasına o yetkili sessiz kalır mıydı?

İşte asıl mesele bu, herkes kendine, kendi malına yapılmasını istemediği bir davranışı tüyü bitmedik yetimin üzerinde hakkı olan devlet malı söz konusu olduğunda ne kendisinin ne de başkalarının yapmasına izin vermelidir.

Bir şoförün boş yere araba çalıştırması gibi olaylara içinden geçmekte olduğumuz ekonomik krizden önce halk pek tepki göstermez, üzerine düşmezdi.

Akaryakıtın litre fiyatının 12 TL’yi zorladığı böyle bir dönemde haklı olarak bu saltanata karşı seslerini yükselten vatandaş da çoğalıyor.

Çünkü gün çarığı çarığın da ayağı sıkmasının öfkesiyle halk o arabanın akaryakıt giderinin kendinden çıkan bir para olduğunun artık bilincinde.

Sonuçta tek başına taşıt konusundaki israf ve savurganlık bile insana demek ki, ekonomik kriz boşuna değilmiş dedirtmeye yetiyor da artıyor.

{ "vars": { "account": "UA-18838004-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }