• BIST 108.434
  • Altın 151,237
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278

    Bir 'hayalperestin' Hrant'a ağıtı

    07.02.2011 09:44
    'Parçası olduğu kolektif anı belgeleyen' bir besteci Turgut Erçetin.
    Bir hayalperestin Hranta ağıtı
    Bir 'hayalperestin' Hrant'a ağıtı Bir 'hayalperestin' Hrant'a ağıtı Bir 'hayalperestin' Hrant'a ağıtı

    'Parçası olduğu kolektif anı belgeleyen' bir besteci Turgut Erçetin. Hrant Dink'ten "maskeli özgürlük savaşçıları" Zapatistalara adadığı besteleri, sahne için olduğu kadar sokaklar için de. Yarın Hrant Dink cinayeti davasının 4. yılında bir araya gelecek 'Hrant'ın Dostları' da yine adalet için yürüyecek.

    Hrant Dink 19 Ocak 2007"de öldürüldüğünde, vicdanını dinleyen herkes gibi Agos gazetesinin önünü dolduran kalabalığın içinden biriydi Turgut Erçetin. O gece Agos"un önündeki kalabalık grubun sesini kaydetti. Bir çağdaş müzik bestecisi ve devrimci olarak amacı o kayıtları bir parçada kullanmak değil, “parçası olduğu kolektif anı belgelemekti”. Müziğinin politik eylemlerinden, politik her türlü eyleminin de yazdığı müziklerden türediğini söyleyen Erçetin, o kayıtları kullanmasa da Hrant için ona pek çok kapı açacak “Unseen Unspoken Unheard” (Görülmemiş, Söylenmemiş, Duyulmamış) isimli bir beste yaptı.

    Erçetin için eylem alanı sahne olduğu kadar, sokaklar da aynı zamanda. “Ne var ki bizler gülümseyen leşlerin, hatıra artıklarının, kulakları ile konuşan ve ağızları ile duyan körlerin oluşturduğu bir toplumuz. On yıllardır ülkeyi demir parmaklıklarla örmüşüz. Acılarımız, sevinçlerimiz veya duyarlılığımız sadece dokunmamıza izin verilen bazı takvim yapraklarına verdiğimiz adaklar, o kadar...”

    Müzik yazmaktaki amacı tam da bunlar Erçetin"in. “Sınıf öğretmeninden tutun da polis kurumuna, aile kurumundan ordusuna bütün altyapıları ile her yanımızı saran devletleşmiş irrasyonalitenin on yıllardır "ötekileri" değil aslında "bizleri" nasıl katlettiğini ve bizim bunu kendi ellerimizle nasıl kutsadığımızı ifade etmek istedim. Bırakın faşist saldırıları veya devletin bunlara nasıl açık ve net bir şekilde taraf olduğunu, birtakım solcular, işçiler, emekçiler olarak nasıl bir iki yüzlülükle Hrant"ın öldürülüşüne hem tanık olduğumuzu hem de buna izin verdiğimizi ifade etmek istedim.”

    Geçen yaz Orta Amerika"ya yaptığı yolculukta da federal devletin yetki alanı dışındaki EZLN komününde deneyimledikleri de bu tanıklığın ve sorumluluğun parçası Erçetin için. Gustavo Aguilar için yazdığı “Ovenic” adlı parçayı komünde kendisiyle olan hesaplaşma sürecinde yazmış, “Benimle kendi onurlu mücadelelerini kısa bir süre de olsa dürüstçe paylaşan ve benim yolculuğumu bir anlamda benimle paylaşan Zapatistalara karşı gönül borcum sonsuz. Bu yüzden bu müzik, benim özelimde var ettiği ve yok ettiği her şeyiyle yüzlerini hiç göremediğim bu maskeli özgürlük savaşçılarına adandı” diyor.

    İTÜ Müzik İleri Araştırma Merkezi"ndeki (MİAM) eğitimi sırasında Dink için yaptığı besteyle, 20. yüzyılın büyük bestecilerinden Brian Ferneyhoung ve elektronik müziğin iki efsane ismi John Chowning ve Max Matthews ile çalışma fırsatı yakalıyor Erçetin. Hem de kendi deyimiyle “birçok "hayalperestin" verimli "oyun" alanı” olan Amerika"nın en iyi müzik okullarından Stanford Üniversitesi"nde doktora bursu kazanarak.

    Hâlâ doktorasına devam eden Erçetin, The Jack Quartet, Seda Röder ve Gustavo Aguilar gibi Türkiye, ABD ve Avrupalı çağdaş müzik sanatçılarından parça siparişi almaya da devam ediyor. MİAM"dayken yazdığı çağdaş müzik eserlerinde okulunun kendisine katkısını da her fırsatta yineliyor. En büyük katkı ise Pieter Snapper, Robert Reigle, Michael Ellison ve Kamran İnce gibi hocaların yanı sıra performansçı arkadaşlarının yeni bir şeyler keşfetme heyecanı ve bunu paylaşma arzusu olmuş.

    Çağdaş müziğin kavramsal olarak Türkiye"deki tanımı üzerine de eleştirileri var, bu tanımın hem müzisyenler hem de dinleyiciler için verimli olacak kadar açık olmadığını söylüyor: “Bunda kültür ve turizmin aynı çatıda ele alınmasının payı olduğu kadar cumhuriyet ile beraber gelen irrasyonel ve romantik bir sürecin kafa karışıklığı da büyük rol oynuyor sanırım. Bu yüzden bu müziği icra edebilecek bir müzisyen veya takip edecek bir kitle var olamıyor. Yine aynı sebeplerden bu müziği eleştirirken kavramın bağlamdan kopuk kullanıldığı yazılara, eleştirilere rastlamak mümkün oluyor. Dolayısıyla doğru bir eleştirinin, özeleştirinin olmadığı yerde, sağlıklı bir üretim de meydana gelemiyor .”

    www.myspace.com/turgutercetin


    Ayşegül Özbek - Cumhuriyet

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • iDANSla çağdaş dans vakti02 Ekim 2012 Salı 22:10
  • İstanbulda en kısa festival02 Ekim 2012 Salı 22:09
  • Turuncu Filmler Antalyada02 Ekim 2012 Salı 22:08
  • Beat’lerin Kralı Babylonda02 Ekim 2012 Salı 22:06
  • Türkiyeye utanç verici ceza02 Ekim 2012 Salı 22:05
  • Fazıl Sayın Evreni ilk kez Salzburgda02 Ekim 2012 Salı 15:02
  • Bilgin Adalı hayata veda etti01 Ekim 2012 Pazartesi 23:20
  • Uluslararası caz günü İstanbul’da gerçekleşecek30 Eylül 2012 Pazar 15:04
  • Askerler öldürdüklerini göremezlermiş30 Eylül 2012 Pazar 07:00
  • İşte Neşet Ertaşın son şiiri29 Eylül 2012 Cumartesi 16:38
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim