• BIST 107.479
  • Altın 151,616
  • Dolar 3,6610
  • Euro 4,3049

    Beyaz çarşaf tepkisi

    19.02.2008 21:21
    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, grup toplantısında yaptığı konuşmada, "İdam sehpaları, kefenler çağrıştırılıyor, beyaz çarşafla yola çıkma sözleri sarfediliyor. Bu kutuplaşmaların yolunu açıyor" diyerek, AKP ve CHP'yi gerilimin tarafı olmakla suçladı.
    Beyaz çarşaf tepkisi
    Beyaz çarşaf tepkisi Beyaz çarşaf tepkisi Beyaz çarşaf tepkisi

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''MHP'nin hiçbir şerefli mensubunun, demokrasi bezirganlarından, özgürlük tüccarlarından, inanç pazarlamacılarından alacağı ve öğreneceği hiç bir şey yoktur ve asla da olmayacaktır'' dedi.

    Partisinin grup toplantısında konuşan Bahçeli, toplum hayatında yaşanan her sorunun, siyasetin ilgi alanına girmesi gerektiğini söyledi. Siyasete yansıyan tüm sorunların çözümü için azami mutabakat, asgari tartışma kültürünün yerleşmesinin, rejim ve ülke geleceği açısından önemli olduğunu vurgulayan Bahçeli, bu hassasiyetle partisinin sorunların çözümünde yapıcı katkıyı ortaya koyduğunu anlattı.

    Devlet Bahçeli, son zamanlarda toplumsal kutuplaşmanın ve ayrıştırma senaryolarının sahnelenmeye çalışıldığı tehlikeli bir gerilim sürecine girilmeye başlandığını ifade ederek, ''Millet olarak müşterek değerlerimizin etrafında birlik olmamız gereken kritik bir zamanda, AKP ve CHP'nin sahneledikleri cepheleştirici siyaset taktikleri, zaten hassas bir dengede duran huzur ve güven ortamını yeni bir sıkıntılı istikamete yönlendirmiştir'' diye konuştu.

    Benzer kutuplaşma ve gerilimin, 22 Temmuz öncesinde Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde de yaşandığına dikkati çeken Bahçeli, şöyle dedi:

    ''Bugün geldiğimiz aşamada ise sonu olmayan tartışmalar yalnızca söylem boyutunda kalmamış, siyasetçiler üslup değiştirerek siyaset kurumu ile devlet kurumları arasında bir siyasi düello ortamı yaratma gayretine girmişlerdir. İdam sehpalarının hatırlatıldığı, kefenlerin çağrıştırıldığı beyaz çarşafla yola çıkma edebiyatı ile demokrasi dışı yöntemlerin ima edildiği bu ortamda, aziz milletimiz adeta cepheleşmeye çağrılmakta ve taraflar arasında saf tutmaya davet edilmektedir. İstismar alanları alabildiğine geniş, ancak siyasal etikleri iyiden iyiye çürümüş olan bu felaket tellalları; korku tacirliği yaparak bir yandan milletimizin gönlüne perde çekmeye çalışmakta, diğer yandan ise demokrasimizin olgunlaşmasını ve geleceğini tehlikeye atmaktadır.''


    'TOPLUMUN DEMOKRASİYE OLAN İNANCI VE GÜVENİ...'
    Geçmişte siyaset kurumunun başını çektiği kutuplaşmaların, Türkiye'yi nasıl bir darboğaza sürüklediğinin hazin örneklerle dolu olduğunu dile getiren MHP Genel Başkanı Bahçeli, ''Değerlendirme yanlışı yaparak milletin kendisine verdiği iktidar gücünü müebbet bir kudret sananların, demokrasi dışı müdahalelere nasıl çanak tuttuğu da yakın tarihimizden iyi bilinmektedir. Bu nedenle, iktidar partisi ile ana muhalefet arasında ibret verici bir biçimde cereyan eden siyasal çekişmeler, hem toplumsal müsamahayı aşındırıp hoşgörüyü ortadan kaldırmakta, hem de toplumun demokrasiye olan inancını ve güvenini derinden sarsmaktadır'' dedi.

    Bahçeli, siyasette, üniversitede ve medyada yer tutmuş MHP hasımlarının, politik duruşlarını anlamak istememelerine rağmen MHP'nin, milletin ve devletin varlığını ve geleceğini korumak için üstüne düşen sorumluluğu yerine getirmeye sonuna kadar kararlı olduğunu bildirdi.


    'İTİDAL TAVSİYE EDİYORUZ'
    ''MHP olarak aziz milletimize artan gerilimler karşısında itidal tavsiye ediyor, tahriklere ve tuzaklara karşı çok dikkatli olmalarını öneriyoruz'' diyen Devlet Bahçeli, şunları kaydetti:

    ''MHP'nin Mecliste yer almadığı geçmiş dönemdeki alışkanlıklarını sürdürmek isteyenlerin, partimizi devre dışı bırakma veya kendilerine benzeştirme çabaları sonuç vermeyecek nafile bir girişimdir. Her fırsatta MHP'nin varlığını ve toplum nazarında kabul görmesini bir türlü sindiremeyen sözde entelektüel mihrakların, hangi odaklarının taşeronluğunu yaptıkları bizce çok iyi bilinmektedir. Unutulmamalıdır ki MHP'nin hiçbir şerefli mensubunun demokrasi bezirganlarından, özgürlük tüccarlarından, inanç pazarlamacılarından alacağı ve öğreneceği hiç bir şey yoktur ve asla da olmayacaktır. MHP, Türk Devletinin bekasını ve Türk milletinin değerlerini her şeyin üstünde tutan bir gönül misyonunun haysiyetli bir yuvasıdır. Bu zamana kadar bizi, Türk milleti için doğru ve yararlı olacağına inandığımız konuları açık ve yüksek sesle söylemekten hiçbir güç alıkoyamamış ve buna cesaret edememiştir. Bundan sonra da Türk milliyetçileri olarak inandıklarımızı haykırmaktan kaçınmayacağımızı, düşündüklerimizi sonuna kadar söyleyeceğimizi ve söylediklerimizin de arkasında mutlaka ve mutlaka durmaya devam edeceğimizi buradan bir kez daha açıklıyorum.''


    'MHP'NİN SİYASET ANLAYIŞI...'
    MHP Genel Başkanı Bahçeli, siyaset anlayışlarında; tıkanan meselelerde somut çözüm yolları göstermek, yaklaşan tüm tehlikelere karşı uyarmak ve uyandırmak ve sorunlar üzerine Meclisin ve toplumun dikkatini çekmek gibi konuların bulunduğunu vurgulayarak, ''Bu muhalefet anlayışımıza karşı, geleneksel çatışma anlayışını aşamamış mihraklarca ağır bir karalama kampanyası başlatıldığı, yaptığımız her hamlenin etkisizleştirilmeye çalışıldığı, girişimlerimizin yapay tartışmalarla sulandırılmak istendiği görülmektedir. Bu durumu, partimize yönelik olarak aşılamamış ön yargıların yanı sıra geleneksel kirli muhalefet alışkanlıklarından kurtulamamış zihniyetlerin siyasal miyopluğun da bir sonucu olarak görmek gerekmektedir'' şeklinde konuştu.

    Demokrasilerde muhalefetin önemine dikkati çeken Bahçeli, Türkiye'nin ciddi sorunlarla yüz yüze olduğu bu dönemde, MHP olarak iktidarı uyaracak, eleştirecek, yol gösterecek ve bu gücü milli menfaatler için harekete geçirecek etkin ve kararlı bir muhalefet anlayışını benimsediklerini bildirdi.

    Bahçeli, ortaya koydukları etkin muhalefet stratejisinin ana ekseninin, AK Parti'nin elindeki sayısal gücü, kendi siyasi emelleri için değil, Türk milleti ve devletinin yükselişi ve refahı yönünde kullanmasını sağlamak olduğunu söyledi.


    EKONOMİK GELİŞMELER
    Devlet Bahçeli, 2007 yılı Temmuz ayından itibaren, küresel piyasalarda başlayan dalgalanmanın, başta Türkiye olmak üzere tüm dünyada etkisini hissettirdiğini söyledi. Geçtiğimiz günlerde Japonya'da yapılan G-8 Zirvesinde risklerin hala devam ettiğinin teyidinin yapıldığına işaret eden Bahçeli, şöyle devam etti:

    ''AKP iktidarı tarafından ısrarla görmezden gelinmeye çalışılsa da ekonomide uzunca bir süredir var olan ve üstü örtülmeye çalışılan kronik sorunlar; yaşanan dalgalanmanın sonucunda gün ışığına çıkmıştır. Ne yazık ki bugün ülkemizin en büyük talihsizliği, karşımızdaki ekonomik sorunların hangi olumsuzlukları doğurabileceğinin farkında ve bilincinde olmayan basiretsiz bir siyasal iktidarın yönetimde bulunmasıdır. Türkiye ekonomisinde var olan riskler, küresel kriz senaryolarının gerçekleşmesine ciddi anlamda davetiye çıkarmaktadır. Borsada işlem gören hisse senetlerinin yüzde 70'inden fazlasına ve Hazine iç borçlanma senetlerinin yaklaşık yüzde 20'sine yabancıların sahip olduğu göz önüne alınırsa, durumun ne kadar kritik olduğu açıkça anlaşılacaktır. Yaklaşık 38 milyar dolara düzeyine ulaşan cari açık; ekonominin içinde bulunduğu riskli durumu göstermesi bakımından anlamlı ve önemli bir göstergedir.''

    MHP lideri Bahçeli, kısa ve orta vadede, AKP Hükümetinin dilinden düşürmediği ekonomik büyümenin gerçekleştirebilmesi için döviz açığına adeta mecbur olunacağını öne sürerek, işsizlik sorununun da kaygı verici durumda olduğunu bildirdi.

    İşsizliğin, AK Parti Hükümeti tarafından dikkate alınmadığını ileri süren Devlet Bahçeli, ''Uygulanmakta olan ekonomi politikalarında köklü değişiklikler yapılmadığı sürece, tamamen dışa açık ve bağımlı hale gelmiş Türkiye ekonomisinin her dalgalanmada önemli ölçüde hasar görmesinin ve ülke kaynaklarının yurt dışına transferinin önüne geçilmesi mümkün olmayacaktır'' diye konuştu.

    'Lozan Antlaşmasına açıkça aykırı olan ve daha önce Sayın Cumhurbaşkanı tarafından veto edilen Vakıflar Kanunu, AKP tarafından hiçbir değişikliğe tabi tutulmadan 23. Yasama Döneminde TBMM Genel Kuruluna tekraren getirilmiştir'' diyen Bahçeli, Vakıflar Kanununun, Lozan Antlaşmasında öngörülen mütekabiliyet ilkesinin dikkate alınmadan hazırlandığını savundu.

    Bahçeli, konuşmasına şöyle devam etti:

    ''Görüşülmekte olan Vakıflar Kanunu bu vazgeçilmez ilke çerçevesinde düzeltilmediği takdirde, hem Lozan Antlaşmasının dengeleri bozulmuş olacak, hem de Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesi içte içe tartışmaya açılacaktır.

    Bizim kararlı muhalefetimize ve bütün itirazlarımıza rağmen, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin, gizli bir taahhüt içine girmiş gibi ısrarla takındığı gayri milli politik tutumunu sürdürmeye çalışmasını anlamak mümkün değildir.''


    'VAKIF ADI ALTINDA ÖRGÜTLENMELER...'
    Devlet Bahçeli, yapılan değişikliklerle, azınlık vakıflarının yeni mal edinmelerinin sınırsız ve süresiz hale getirildiğini ileri sürerek, azınlık vakıfları dahil tüm vakıfların yabancı vakıflar ile ilişkilerinin hiçbir sınırlamaya tabi tutulmadığını bildirdi.

    Azınlık vakıfları dahil tüm vakıfların ve diğer kişi, kurum ve kuruluşların ülke vakıflarına yardım etmesinin ve bu vakıflardan yardım almasının tamamen serbest bırakıldığına dikkati çeken Bahçeli, ''Azınlık vakıflarının temsilcisi, Türk vakıflarının karar merci olan Vakıf meclisine alınmıştır. Cemaat vakıflarına işletme ve iştirak kurma serbestisi tanınmıştır. Kanun tasarısında ki vakıf tanımına göre; cemaat vakıfları istisnai statüden çıkarılmış. Medeni Kanuna göre kurulan genel vakıf statüsüne getirilmiştir. Yabancıların vakıflarda söz ve yetki sahibi olmasının önünü açan bu düzenlemeyle; ülkemizde sivil toplum yapısı kuşatılacak, milli konulardaki direnç etkisiz bir hale getirilecektir'' diye konuştu.

    MHP lideri Bahçeli, yasanın yürürlüğe girmesiyle Türkiye'nin vakıf malları konusunda çok büyük miktarda tazminat ödemek durumunda kalacağını savundu. Her bir azınlık vakfı ve kilisenin tüzel kişiliğe kavuşacağına işaret eden Bahçeli, Batı Trakya Türk ve Müslüman azınlığı için Lozan'da öngörülen mütekabiliyet prensibinin ihlal edileceğini ifade etti.

    Türkiye'deki misyoner derneklerin, yabancı fonların yönlendirmesiyle vakıf adı altında örgütlenmelerinin olacağı uyarısında bulunan Bahçeli, bunların denetimsiz bir biçimde faaliyette bulunacaklarını kaydetti. Bahçeli şöyle devam etti:

    ''MHP olarak, Cumhuriyetimizin varlığına dönük açık bir saldırı ve ihanet olduğuna inandığımız Vakıflar Kanunundaki değişikliğe karşı karalı ve tavizsiz muhalefetimizi sonuna kadar sürdüreceğiz.

    Aziz milletimiz, bize hükümet olma imkanı verdiği takdirde bu değişikliklerin eski haline getirileceğimizi buradan huzurlarınızda açıkça belirtiyor, değişiklikten yararlanmak için pusuda bekleyen mihrakları da şimdiden uyarıyorum.''


    KOSOVA'NIN BAĞIMSIZLIĞI
    Devlet Bahçeli, eski Yugoslavya Cumhuriyetinin bir parçası olan Kosova yönetiminin bir Cumhuriyet olarak bağımsızlığını ilan ettiğini anımsatarak, kararın Kosova halkına ve bu bölgede yaşayan soydaşlara hayırlı olması temennisinde bulundu.

    ''Bu son gelişme ile birlikte Osmanlı İmparatorluğunun Balkan topraklarından çekilmesinden sonra Avrupa'daki topraklardan bugün 11 ayrı devletin doğmuş olması, kutlu ceddimizin yönetim ve hükümranlık gücünü de göstermesi bakımından aynca ibret vericidir'' diyen Bahçeli, ''Hükümetin, bu yeni devlet içinde yaşayan soydaşlarımızın haklarını ve hukuklarını koruyup kollamasını, Avrupa içinde yerini alan Müslüman Kosova halkı ve bağımsız Kosova Cumhuriyeti ile iyi ve kalıcı ilişkiler kurmasını temenni ediyorum'' dedi.


    TERÖR OLAYLARI
    MHP lideri Bahçeli, konuşmasında son günlerde terör olaylarının tekrar artışa geçtiğini belirtti.

    Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş felsefesiyle sorunu olan, Türk milletine karşı hasmane duygular besleyen mihrakların saldırı ve tacizlerinin artık sabırları aşıracak boyutlara ulaştığını bildiren Bahçeli, ''Bölücü hayasızlığın ve iktidar gafletinin ulaştığı en son nokta, bağımsızlığımızın ve hürriyetimizin sembolü olan şerefli al bayrağımızın hainler tarafından dalgalandığı gönderden indirilerek, yerlerde sürüklenmesi hadisesi olmuştur'' ifadesini kullandı.

    Bahçeli, ''Benzerleri işgal kuvvetlerinde bile görülmeyen bu alçakça saldırı, bölücülüğün hangi seviye ve cürete ulaştığını göstermesi bakımından da bu konuyu anlamakta direnenler için ibret verici olmuştur'' diye konuştu.

    Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

    ''İmralı canisinin yakalanışını sözde protesto eden bölücüler, Türkiye'nin bir bölgesinde kepenkleri kapattırmışlar, yollara barikat kurmuşlar, sokağa döktükleri yandaşlarını güvenlik güçleriyle çatıştırmışlardır.

    Bu gelişmelerin, bölücülüğün siyasi uzantısı olduğu gün gibi ortada olan bir partinin; tek bayrak, tek millet, tek vatan kabullerimizi eleştirileri ile eş zamanlı gerçekleşiyor olması bu odakların asıl niyetlerini açığı vurması açısından önemlidir. Ancak daha önemli olan, bu vahim hadiselerin, Türkiye'yi yönetme iddiasında bulunan siyasal iktidarın gözleri önünde açıkça cereyan ediyor olmasıdır.

    Türkiye, hükümetten umudunu kesmiş, kronikleşen sorunlarından kurtulmak için çare aramaktadır. Milli birliğimiz ve binlerce yıllık kardeşlik hukukumuz, iktidarın müsamahası altında her yeni gün ağır tehdit ve şantajlara maruz kalmaktadır.''


    'TÜRK MİLLETİNİN SABRININ TÜKENMEKTE OLDUĞU...'
    Devlet Bahçeli, Cumhuriyetin ve binlerce yıllık varlığıyla tarihe yön veren milletin; AK Parti döneminde yeniden bir beka mücadelesi içine sürüklendiğini ileri sürerek, dört bir yandan sahnelenen ihanet oyununun, AK Parti tarafından sadece izlendiğini ve gereken önlemlerin alınmadığını savundu.

    MHP lideri Bahçeli, şunları kaydetti:

    ''Gerek bölücülüğü küçümseyerek tedbir almaktan kaçınan iktidar mensupları ve gerekse ihanetlerinin dozunu iyice tırmandırarak bayrağımıza hakarete cüret eden mihraklar, Türk milletinin sabrının tükenmekte olduğunu artık görmeli ve çok geç olmadan anlamalıdırlar.

    Üniter devlet yapısını bir fantezi ya da farazi bir durum olarak değerlendirenler bilmelidirler ki Türk milleti namus bildiği aziz vatanın her karışına sahip çıkacak cesarete, Türk milliyetçileri ise yeri ve vakti geldiğinde müdahale edecek şuur ve inanca sahiptir.

    Türkiye'nin varlığına ve şanlı Türk Bayrağına kastetmek isteyenler bilmelidir ki hain niyetlerinin gerçekleştiğini görmek, Türk milliyetçilerinin bulunduğu bir yerde kendilerine asla ve asla nasip olmayacaktır.'' (AA)

    Diğer Haberler
  • Demirtaştan Akla Ziyan İddia!05 Ekim 2012 Cuma 08:37
  • Vekilin İsteği Başka!05 Ekim 2012 Cuma 08:36
  • Hüseyin Çelik: Panik yapmayın!04 Ekim 2012 Perşembe 20:18
  • Hüseyin Aygünden ilginç iddia04 Ekim 2012 Perşembe 20:07
  • MHPnin Neden Evet Dediği Belli Oldu04 Ekim 2012 Perşembe 14:46
  • Muharrem İnce Meclisi birbirine kattı04 Ekim 2012 Perşembe 14:44
  • CHPli heyetten ilk açıklama03 Ekim 2012 Çarşamba 22:45
  • Seçim teklifi komisyondan geçti03 Ekim 2012 Çarşamba 21:00
  • CHPden sağduyu çağrısı03 Ekim 2012 Çarşamba 20:55
  • BDPden ilk yorum Kaplandan03 Ekim 2012 Çarşamba 20:52
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim