Bedelli askerlere ithaf olunur(!)

Abone Ol

Tarih 8 Eylül… Günlerden Salı… Yer Van Jandarma Filo Komutanlığı… Peşi sıra 16 ambülâns giriyor alana.

Her birinde evlerinden dualarla, terminallerden davullarla, zurnalarla uğurlanan sevdiklerinin yolunu beklediği, kendilerinin şafak gözlediği bir “kınalı kuzu” var.

Üzerlerinde “ kız kardeşlerinin gelinliği, kendilerinin son örtüsü”  olduğu halde son içtimaa çıkıyorlar.

Kol mesafesinde “sıra dağlar” gibi sıralanmış son görev tekmillerini gururla veriyorlar… Sanki sesleri alandan bütün Türkiye’ye dalga dalga yayılıyor… Iğdır’dan, Edirne’den, Erzurum’dan, Muğla’dan, Manisa’dan yankılanıyor.

 Piyade Kurmay Yarbay İlker Çelikcan, Erzurum…

Piyade Çavuş Tolga Artuğ, Iğdır…

Muhabere Uzman Onbaşı Özgür Yatakdere, Manisa…

Piyade Er Adnan Ergen, Muğla…

Piyade Er Uğur Yıldız, Tokat…

Tekmiller birbiri ardına uzayıp gidiyor… “Sesler Arş-ı Alaya yükseliyor”… “Peygamber kucağını açmış onları bekliyor”…”Onların ruhlarını melekler saygı duruşunda karşılıyor.”

Her zaman selam verdikleri bu sefer huzurlarında vecd ile onları selamlıyor… Başbakan, vali, general, üst düzey komutanlar ve alanı dolduran vatandaşlar…

Bütün Türkiye hüzünlü… Ağızları bıçak açmıyor… Herkes sessiz ve derin bir yas içinde… Manzara sadece yakınlarını, dostlarını, ekran başında izleyenleri değil ülkenin Başbakanını bile ağlatacak kadar ağır…

Zira yaşanan bu hadise hüznün de ötesinde bir şey… Hissedilen acı yürekler yakıyor… Görenlerin, duyanların zehir gibi içine üğünüyor…

Son içtimada çok istediği halde onlarla olamayan bu nedenle gözü yaşlı, üzüntülü biraz da mahcup bir “kınalı kuzu” var… Denizlili Şahin Şimşek…

O arkadaşları gibi görev tekmili verememesini, onlardan ayrı kalmanın üzüntüsünü sosyal medya üzerinden milletiyle paylaşıyor… Yüksek bir görev anlayışıyla hesap veriyor:       

“Koğuştaki birkaç tıkırtıyla uyandım… Üç gündür atlatamadığım gribin etkisi hala üzerimdeydi.

Koldaki arkadaşlarım ben hastayım diye beni yanlarında götürmek istemediler… O yüzden benden habersiz Dağlıca Karakoluna çıkıp PKK tarafından kapatılan Hakkâri-Yüksekova yolunu açacaklardı.

Saat 05,10:

Kol çıkmak üzere… Gelmemi istemedikleri halde kalkıp hazırlanışım, Kobranın yanına kadar varışım rahatsız etti hepsini…

“Sen hastasın gelme… Silah kaydın var… Bu gün burada kal” dedi, Tilki…

Israrımda diretmem üzerine komutanımın dudaklarından dökülen dört kelime çınladı kulaklarımda…

“Sana emrediyorum!...Burada kalacaksın!...”

Saat 15.00:

Dağlıca Karakoluna baskın olduğu yönünde asparagas olmasını umduğumuz bir haber geldi.

Saat 19.00:

Dağlıca Karakolu ile irtibat kesildi… Ulaşamıyoruz… Arkadaşlarım ve komutanım telsize cevap veremiyorlar.

“Frekans ayarlı değildir” diye teselli umup yine tedirgin bir şekilde haber bekliyorum.

Saat 20.35:

Dağlıca’dan şehit haberleri gelmeye başladı… Korkum ekmeğimi, suyumu paylaştığım… Bayat ekmeği üç kişiyle yediğim…

Aynı golde beraber bağırdığım… Aynı sigarayı içtiğim o güzel insanların beni terk etmeleri…

Saat 22.40:

Yan ranzada yatan TİLKİ ŞEHİT!...

Alt ranzada yatan,botlarımı saklayan HOCA ŞEHİT!...

Koğuşun en küçüğü TERLİKSİ ŞEHİT!...

Kol Komutanım Teğmen KIRGIZ YARALI!...

Yorganımı çekiştiren KOBRACI MURAT ŞEHİT!...

Kardeşinin düğünü için gün sayan ARAP MERT ŞEHİT!...

Şahin grip… Şahin gidemedi… Şahin’in yası var bu gün… Şahin yaralı…”

Başın sağ olsun Şahin… Ayrılığına üzüldüğün arkadaşlarının mekânı cennet olsun… 

 

 
Anroid Cihaza yüklemek için tıklayın!
 
İOS Uygulamayı yüklemek için tıklayın!
{ "vars": { "account": "UA-18838004-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }