MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkgün Gazetesi'ne, Terörsüz Türkiye süreci ve çıkarılan çerçeve yasaya ilişkin değerlendirme yaptı.
Türkiye’nin yakın coğrafyasında barış ve istikrarın güçlenmesinin, Doğu Akdeniz'den Kafkasya'ya, Orta Doğu'dan Avrupa'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada etkinliğinin artmasının, "Terörsüz Türkiye"nin hedefleri arasında olduğunu söyleyen Bahçeli, Türk barışının, Türk milletinin tarihi misyonu çerçevesinde düzen, adalet ve istikrar unsurlarına dayanan, Türkiye’nin medeniyet birikimlerini dış politika yapımında etkin ve rasyonel bir şekilde denklemin içinde tutan reel politikaya dayandığını aktardı.
Bahçeli, ülkede ve bölgede istikrarın tesis edilmesinin, etnik, dini ve mezhepsel ayrışmanın sona erdirilmesinin elzem olduğunu vurgulayarak, "Türk barışı, başta Suriye olmak üzere Irak, Lübnan gibi bölge ülkelerinde merkezi otoritelerin güçlendirilmesini, milli birliklerinin ve toprak bütünlüklerinin muhafaza edilmesini, demokratik hukuk devleti sisteminin tesis edilmesini hedeflemektedir. Bunun için de öncelikli olarak illegal silahlı yapıların ve terör örgütlerinin mutlaka ortadan kaldırılması gerekmektedir" ifadelerini kullandı.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türkiye'nin, Asya ile Avrupa arasında enerji, ulaştırma ve ticaret koridorlarının kesişim noktasında bulunduğunu, Orta Koridor, Kalkınma Yolu Projesi, Turan Koridoru (Yolu) ve enerji nakil hatları gibi stratejik projelerin başarıya ulaşmasının, büyük ölçüde güvenlik ve istikrar iklimine bağlı olduğunu kaydetti.
"DİPLOMATİK BİR AVANTAJA DÖNÜŞECEK"
Terörsüz Türkiye'nin, bu projelerin daha etkin şekilde hayata geçirilmesine katkı sağlayacağını ifade eden Bahçeli, şunları söyledi:
"Türkiye, terörle mücadelede elde ettiği tecrübeyi, bölgesel istikrarın inşasında diplomatik bir avantaja dönüştürebilecektir. Suriye, Irak ve diğer komşu ülkelerin toprak bütünlüğünü esas alan, terör örgütlerine alan bırakmayan ve bölgesel iş birliğini önceleyen bir yaklaşım, Türkiye’nin uluslararası etkinliğini daha da artıracaktır. Aynı zamanda savunma sanayii, lojistik, turizm, tarım ve sınır ticareti gibi birçok sektörde yeni fırsatlar doğacaktır. Güvenlik için ayrılan kaynakların önemli bir bölümünün eğitim, teknoloji, üretim, altyapı ve sosyal kalkınmaya yönlendirilmesi, Türkiye’nin sürdürülebilir büyüme hedeflerine ivme kazandıracaktır.
Netice itibarıyla ‘Terörsüz Türkiye’; yalnızca güvenlik politikalarının başarısı değil, ekonomik refahın, diplomatik etkinliğin ve bölgesel istikrarın da stratejik anahtarı olarak değerlendirilmelidir. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında güçlü devlet, güçlü ekonomi ve etkin dış politika hedefleri, güven ve istikrar iklimiyle daha sağlam bir zemine oturacaktır. Türkiye temel hak ve hürriyetlerin anayasal güvence altında olduğu, insan haklarına saygılı, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir. Aynı zamanda bireysel hak ve özgürlükleri daha da geliştirme arzusundadır. Bireysel hak ve özgürlükler, doğal hukuk doktrininden doğmuş, modern devlet düşüncesinde anayasa ile teminat altına alınmıştır. Bu bağlamda kişiye sıkı sıkıya bağlı, vazgeçilmez, devredilmez, paylaşılmaz çekirdek haklar üzerinde devletin keyfiyetini ve etki alanını sınırlamıştır. Bir gruba, sadece o gruba ait olduğu için tanınan kategorik/kolektif haklar ise bireysel iradeyi yok eden, demokrasiyi tıkayan ve milli egemenliği aşındıran, ayrıştırıcı bir mahiyete sahiptir. Etnik köken, cinsiyet ya da dini/mezhepsel grupları referans alarak şekillendirilen kolektif/kategorik haklar, özellikle ulus devletlerin bünyesinde yaşayan farklı etnik ve dini grupları, vatandaşlık kimliğinin ve hukukunun temel dinamiğinden ayırarak, parçalayıcı, ayrıştırıcı kimlik, etnik ya da mezhep/dini grup siyasetini doğurmakta; bu yönüyle de arkaik, ilkel ve tahakkümcü bir nitelik taşımaktadır.”
"TÜM VATANDAŞLARIMIZI EŞİT HAK VE SORUMLULUKLAR TEMELİNDE BULUŞTURMAYI SAVUNUYORUZ"
MHP olarak sağlıklı bir demokrasinin tesis edilebilmesinin, bireysel hak ve özgürlüklerin önündeki engellerin kaldırılması ve bu hakların en geniş anlamda kullanımının temini ile mümkün olabileceğini değerlendirdiklerinin altını çizen Bahçeli, şunları kaydetti:
“Bireysel hak ve özgürlüklerin anayasada belirtilen istisnai durumlar dışında kısıtlanması söz konusu değildir. Bu yönüyle devlet-birey ilişkisini düzenleyen ve bireyi devlet gücüne karşı koruyan bireysel hak ve özgürlüklerin kategorik/kolektif haklar çerçevesinde mahiyetinin değişmesi, vatandaşlık kimliğinin içini boşaltan, devletin üniter ve milli yapısını zedeleyen, etnik ve mezhepsel siyasetin ayrıştırıcı diline hukuki bir koruma isteyen talepler demetine haiz olacaktır. Cumhuriyetimizin yeni yüzyılında bireysel hak ve özgürlüklerin kapsamı daha da genişletilebilecek, uygulama sahasındaki aksaklıkların telafi edilebilmesi için birçok alanda mevzuatî ve kurumsal düzenlemeler yapılabilecek, güçlü bir kapasite inşa edilebilecektir.
Terörsüz Türkiye, hak ve özgürlüklerin, demokratik gelişimin aynı zamanda da üniter milli yapımızın ve Cumhuriyetimizin temel niteliklerinin teminat altında olduğu bir mutabakatı, milli birlik ve dayanışmayı mümkün kılan iklimi tesis edecektir. Bu bağlamda tüm vatandaşlarımızı eşit hak ve sorumluluklar temelinde ortak bir zeminde buluşturmayı savunuyoruz. Bu ortak zemin Türk milletinin tarihi ve siyasi mutabakatıyla oluşmuş, anayasamızda ifade bulmuş Türk vatandaşlığıdır. Hep birlikte Türkiye olmanın yolu, devletin üniter ve milli çatısı altında milli birlik ve beraberlik ruhuyla, toplumsal dayanışma ve kaynaşma arzusuyla bir arada yaşama iradesidir.”
"PKK'NIN FESİH KARARI ALMASI TÜRKİYE'DE YENİ BİR BAŞLANGIÇ İÇİN ÖNEMLİ BİR ADIM"
Devlet Bahçeli, Terörsüz Türkiye sürecinin Türkiye’nin daha güçlü bir demokrasiye ulaşması ve muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkması açısından da önemli olduğunu vurguladı.
Demokrasinin, milli kimliğin ve milliyetçilik anlayışının ayrılmaz parçası olduğunu, Terörsüz Türkiye’de demokratik hukuk devletinin tahkim edileceğini belirten Bahçeli, şöyle devam etti:
"Zira terörün ve şiddetin olduğu yerde insanların hür iradesinden, insan haklarından ve demokrasiden bahsetmek mümkün değildir. Terör ve şiddetin gölgesinde demokratik siyaset daralır, alternatif çözüm yolları tıkanır ve siyasi katılım süreçleri sağlıklı bir zeminde ilerlemez. O sebeple ‘ya terör ya demokrasi, ya silah ya siyaset’ dedik ve herkesi Türkiye için bir olmaya davet ettik. Dolayısıyla, PKK terörünün sona ermesi, demokrasinin güçlenmesi için bir fırsat olacaktır. Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda PKK’nın fesih ve silah bırakma kararına yönelik açıklamalarda ayrı bir devlet, federasyon, özerklik ya da kültüralist taleplerin yer almaması Türkiye’de yeni bir başlangıç için önemli bir adım olmuştur. Bu husus Türkiye’de etnikçi, mezhepçi ve Türk milli kimliğini aşındıran sair kimlikçi siyasetin de tasfiye edilmesini sağlayan bir gelişmedir. Esasen millet olma gerçeğimiz ve demokrasi kültürümüz dikkate alındığında kimlikçi siyaset, birleştirici değil ayrıştırıcı; kapsayıcı değil ötekileştirici, temel hak ve hürriyetleri, bireysel özgürlükleri değil kolektif/arkaik hak arayışını temsil eden bir politik zemine dayanmaktadır. Bölgenin en büyük sorunu istikrar ve güvenlik. Bölge ülkeleri, radikalleşmiş ve terörize olmuş örgütler yüzünden istikrarlı bir sistem inşa edemedikleri için emperyalist güçlerin müdahalesine açık hale gelmişlerdir.
Terörün, şiddetin ve vandalizmin olduğu bir yerde demokratik kültür gelişemeyeceği gibi devlet kurumsallığı da zayıflar. Terörsüz Türkiye ile yalnızca dağdaki terörist unsurların değil, radikalleşmiş ve marjinalleşmiş yapıların da tasfiyesi, bütünüyle şiddetin bitirilmesi hedeflenmiştir. Bu noktada Türk vatandaşlığı, Türkiye’de nesep asabiyetine dayanan etnik unsurları Türk siyasal aidiyetine bağlayan ve Türk kimliğini siyasal şemsiye formuna dönüştüren bir işleve sahiptir. Türk vatandaşlığı, milli kimliğimizi siyasal ve kurumsal bir istikamete yönlendiren, Türk milletinin milli ve manevi değerlerinin tüzel kişilik kazanmış formu; Orhun Abidelerinden mülhem devletli ve töreli olmanın, düzen ve sulh içerisinde yaşamanın adresidir. Bu yönüyle vatandaşlık, ‘verili’ değil ‘iradî’ olup; her bir vatandaşın aidiyetini tahkim eden demokratik siyasetin birleştirici unsudur."