Aydınpost’ta ‘’Efece’’ ismi ile yazmaya başlayalı yaklaşık iki yıl oldu. Bu sürede, bu yazıyla birlikte kesintisiz 100. yazımı yazmış bulunmaktayım. Yazmayı seviyorum, bir tutku, bir bağımlılık, adeta yemek yemek gibi. Her şartta, her ortamda haftalık yazımı aksatmadan yazdım. Yeni haftayı ve yeni yazımı yazmayı hep iple çektim. Peki, ama bu yazıyı neden 100. yazıya ayırdım. Gerçekten insanın böyle sembollere, milatlara ve değişimlere ihtiyacı olabiliyor. Benim içinde bu yazı böyle bir sembol. 100. Efece yazı ve umarım daha niceleri.
Şu ana kadar ki yazılarımın içeriğini, çeşitli konular oluşturmaktaydı. Yazmanın benim için önemi tarihe not düşmektir. Tarih, coğrafya, edebiyat, siyaset, turizm, güncel konular, eğitim vs. Hepsi yeterince okundu.
İstediğim bir konuda hiçbir beklentim olmadan yazabilmekte ayrıca keyif veriyor bana. İşin açıkçası yazdıklarım beklediğimden de fazla ilgi gördü. Daha da ilgi göreceğe benziyor. Aslında ne kadar çok yazdığımın değil, ne kadar etkili yazdığım önemli bence. Kimsenin dokunmadığı, kimsenin söylemediği konuları ele almak ayrı bir zevk veriyor bana.
Düsturumuz, doğruluğumuz ve tarafsızlığımız. Kimsenin borazanı olmadan, tek sevdamız Aydın için yazdık hep, ısmarlama yazı, ya da ısmarlama karalama yazısı yazmadık. Bin tarttık, bir yazdık. Kişileri rencide etmedik, hakaretten uzak durduk. İçimizdeki insan sevgisini yazılarımıza da yansıttık. Gazeteci değildik ama gazetecilik etiğine en üst düzeyde önem verdik.
Tamam da neden Aydınpost? Kendini geliştiren, yeniliklere açık ve tarafsızlığından ödün vermeyen bir yayın kuruluşudur Aydınpost. Çalışmaları ile sadece Aydın’a değil, ülkeye örnek teşkil edecek bir yapıya sahip. İlk günden bu güne yazdığımız yazıların tek kelimesine bile dokunmadılar. Hatta aynı gün yaptıkları bir haberin tam tersi bir yazıyı bile çekinmeden koydular. Şu veya bu nedenle yazdığımız yazılara sansür koymadılar. Bu davranışı ve yaptığı diğer çalışmalarla hep önder, hep yol gösterici olduğunu herkese ispatladılar.
Seçim dönemlerinde ilçeleri ekip olarak ziyaret etmeleri, mahallelere giderek halkın sorunlarını dinlemeleri, okuyucu ve takipçilerini haber merkezlerinde kabul etmeleri, yazarları ile sürekli sinerji toplantıları yapmaları, kentin önde gelenleri ile sürekli irtibat halinde olmaları ve kimden gelirse gelsin yanlışı her zaman dile getirmeleri ile Aydınpost, farklı olduğunu ortaya koymaktadır.
Ayrıca Aydınpost akıllı telefonlarla yapılan ‘’Periscope’’ canlı yayınını ilk ve en fazla kullanan basın kuruluşudur. Hatta son dönemde Facebook üzerinden bu canlı yayınları yaparak halkın nabzını her zaman tutmasını bilen yayın kuruluşu da Aydınpost’tur. Bu yolla canlı olarak halkın gündemini tutabilen tek basın kuruluşudur, önderlik yapan basın kuruluşudur. Hiç dışarı çıkmadan, kimseyle görüşmeden, belirli kişi ya da kurumların güdümünde oturduk yerden gazetecilik yapanların bizden, yani Aydınpost’tan öğrenecekleri çok şeylerin olduğunu düşünüyorum.
Sağlıcakla kalın.
‘’Büyük olmak için kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, ülke için gerçek amaç ne ise onu görecek ve o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır, herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır. Fakat sen buna karşı direneceksin, önüne sonsuz engeller de yığacaklardır; kendini büyük değil küçük, zayıf, araçsız, hiç sayarak, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacaksın. Bundan sonra da sana büyük derlerse, bunu söyleyenlere güleceksin’’.
Mustafa Kemal Atatürk