Aydınlanamayan Şehir

Abone Ol

Aydın… Adı ışıkla özdeş. Ama ne gariptir ki her geçen gün biraz daha kararıyor bu şehir. Her köşe başında bir fısıltı gazetesi, her masada bir pazarlık, her odada ayrı bir çıkar hesabı.

Kim kiminle görüştü?

Hangi görev kime verilecek?

Kimi oradan alalım, yerine kimi getirelim?

Dönüyor dönüyor bu düzen…

Şehir yönetilmiyor, adeta satranç tahtasında piyonlar yer değiştiriyor. “Benim adamım gelsin, senin adamın gitsin” kavgası bitmiyor.

Olan Aydın’a, bu şehirde yaşamaya çalışan insanlara oluyor. Ne eğitimde bir atılım var ne ekonomide bir kalkınma… Ne sosyal hayat canlanıyor ne de gençler bu topraklara umutla bakabiliyor. Siyasetçiler sadece kendi menfaatlerini düşünüyor.

Aydın, adını hak etmeyen bir şehir haline geliyor. Çünkü ışığı taşıması gerekenler, karanlıkta gizlenmeyi tercih ediyor.

Bu şehir, kendisine bir yol çizecek, halkı için mücadele edecek, menfaati değil memleketi düşünecek yöneticilere hasret…

Bugün yine birileri birileriyle uğraşıyor. Yine kimin koltuğu sallanacak, kimin adamı yükselecek konuşuluyor. Oysa bu şehir ne koltukların ne de adam kayırmaların kurbanı olmalı.

“Aydın”, adı gibi aydınlık bir geleceği hak ediyor. Ama bu gidişle, karanlığın gölgesi daha uzun süre bu şehrin üzerine düşecek gibi görünüyor…

Adında aydınlık var ama ne ışık kaldı ne umut. Çünkü bu şehirde herkes birbirinin ayağına basıyor, herkes bir diğerini çekiştirmenin peşinde.

Kimse bu şehri umursamıyor. Kimsenin umurunda değil Aydın’ın çocukları, gençleri, esnafı, çiftçisi… Herkesin aklı başka yerde: İhale nereden gelir, kimden ne koparırız, hangi görev boşa çıkacak, kendi adamımızı nasıl oraya oturturuz?

Aydın’da siyaset, halka hizmet değil; kendi çevresini doyurma sanatı haline gelmiş durumda.

Kim kiminle görüştü, hangi pazarlıklar döndü, hangi ihanetin adı “iş birliği” kondu… Bilmiyoruz. Ama sonuçlarını yaşıyoruz.

Çöküşü yaşıyoruz.

Her gün biraz daha.

{ "vars": { "account": "UA-18838004-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }