Aydın'ın tarımını jeotermal değil, ithal tohum bitirecek!

Abone Ol

Değerli Aydınlılar,

Jeotermal ve enerjisinin faydaları ile çevreye verdiği zararları haklı ve hararetli olarak tartışmakla geçiren Aydınımız için daha az önemli olmadığını düşündüğümüz “İthal Tohum” konusundaki düşüncelerimiz paylaşacağız. Bu yazıyı bir giriş, ithal tohum ve etkilerini ele alacağımız bir dizi yazının başlangıcı olarak görünüz.

Sanıyoruz her şey “Dünyayı Doyuruyoruz” sloganı ile başladı ve şimdi buralara geldi. Genetiği Değiştirilmiş Organizma’lı (GDO) gıdaların hayatımız girişi ve “Biyolojik çeşitliliğin” ortadan kalkmaya başlaması bu slogan ile başladı! (Hibrit tohum konusu ayrıca ele alınacak) Belki her şey iyi niyetle başlamıştı ancak bugün varılan sonuç pek çok tartışmayı beraberinde getirdi

 Dünyanın en büyük tohum üreticileri aynı zamanda en büyük ilaç üreticileri olması toprakla bağı koparılan ve şehir hayatında dayatılan, hazır yemek, endüstriyel yemek gibi “fast food” tarzı beslenme yıllar içerisinde artan kanser, şeker gibi hastalıkların arasında bir bağ olup olmadığı üniversitelerimizde neden enine boyuna araştırılmaz!

Ülkemiz ve insanları yılların getirdiği birikimi ve ülkenin izin verdiği mikro klima etkisi ile üretilebilecek bütün yerel tohumlar ile üretmek durumundadır. Yakın bir geçmişte anlatılırdı. Köylümüz ürettiği buğdayın 3’te birini un yapar ekmek ihtiyacın karşılardı.3’te birini satar ihtiyaçlarını temin ederdi. Ve kalan 3’te birini de gelecek yıl için tohum olarak ayırırdı. Var mı şimdi bunu duyan, gören. Bu örnekten hareketle toprakla buluşturduğumuz insanımızı yerli yani doğurgan gelecek yıl da ekildiğinde ürün verecek olan ve yılların içinden gelen bir birikimiz sonucu ile en iyi tohumu ayırma becerisini geliştiren insanımıza destek gerekiyor ve ne yazık ki bu destek hükümetlerden gelmiyor.İşte Tohumculuk kanunumuzun sadece bir maddesi.

Türkiye’de de 31.10.2006’da TBMM’den geçerek kanunlaşan 5553 sayılı Tohumculuk Kanunun da yerel çeşitler veya köy popülasyonları şeklinde tanımlanan genetik materyalin ticaretini yasaklamaktadır.

Yapılabilecek bir şeyler var mı? Elbette. Öncelikle bilim teknoloji yani eğitim. İnsanımız toprakla buluşturmamız, onun yerli tohumlarla uluslar arası şirketlerin elinde oyuncak olmadan üretim yapmasına ihtiyacımız var. Tohum, üreticiler bilirler en yüksek maliyetli girdilerden biri. Bir ara domates tohumunda yaşanları üreticileri hatırlayacaktır. Tohum doğurgan olamadığı, gelecek yıl kullanılamadığı için her yıl alınmak mecburiyetinde. Bu her üründe böyle bir hale geliyor ve getiriliyor. Bu tohumlar sonuçta laboratuar ortamında işlem gördükleri için, verecekleri ürün miktarı belli.Hatta yakalanabilecekleri hastalıklar bile belli.Ve bu hastalıkları önleyecek  ilacı üreten de bu tohum firmaları.Yıllar içerisinde alınacak ürün miktarının bile arttırılıp azaltılması ihtimal dahilinde!

Neden jeotermalin çevreye ve insana etkileri konusunda hassasiyet gösterilirde ithal tohumun ve ürünlerinin genel olarak çevreye ve insana, özel olarak da Aydın’a etkileri hiç gündeme gelmez veya getirilmez? Evet neden?

Canan Karatay bakın ne diyor bu konuda. “Türkiye'de GDO'yu ve endüstriyel ürünleri reddedip, doğanın insana verdiğiyle beslenmek cezasız bırakılamayacak kadar ağır bir suçtur!” Bilmem katılır mısınız?

{ "vars": { "account": "UA-18838004-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }