• BIST 90.051
  • Altın 214,249
  • Dolar 5,3527
  • Euro 6,0808

    Aydın’ın Öğrenilmiş Çaresizliği

    26.11.2018 08:30
    Kürşad Osal / İnsan Mühendisliği

    Kürşad Osal / İnsan Mühendisliği

    Psikoloji ve pedagoji derslerinde öğretilen bir terimdir “ Öğrenilmiş Çaresizlik ” kişinin kendi kendine denemekten vazgeçmesi, olmayacağına inanması, olumsuzluk üstüne yaşaması konularında terminolojik bir tanım içerir ama ben kısaca böyle ifade ettim.

    Deneyimleme yöntemi ile öğrenilir çaresizlik. Birkaç denemeden sonra olmayacağına yönelik olarak inanç gelişir ve şartlar ne kadar değişirse değişsin artık aynı davranışları göstermeye devam eder. Yani başarısızlık bir kadermiş gibi algılanır demekte yanlış olmaz.

    Aydına ilk geldiğim zamanlarda duyduğum ve hayli şaşırdığım bir inanç cümlesiydi “ iki Aydınlının bir araya gelmesi” ile ilgili olan taraf. O kadar benimsenmiş ve inanmış bir şekilde söyleniyor ve dilden dile dolanıyor ki, Aydın’da yapılan bir çok olumlu gelişme sanki görülmüyor ya da yok kabul ediliyor gidiydi. Bunun üzerine çok kafa yorduk ama pek çok kez bizde bu inanç duvarına kafamızı vurmaktan kendimizi alamadık.

    Şimdilerde yeniden bu konuyla ilgili yazma gereği duymamın sebebi önümüzde ki seçimlerdir. Çünkü benim kanaatim büyükşehir yasası ile büyük şehir yönetim şekline geçmiş Aydının tecrübe edilen ile olması gereken arasında bir kıyaslama yapmasını gerekmektedir. Yine benim kanaatimce belediyecilik parti yada kişi ile alakalı değil tamamen bir vizyon ve kentsel kimlik meselesi ile alakalıdır.

    Bu durumda halkın kentsel kimlik ile ilgili sorular sorması ve hizmetler beklemesi beklenir.

    Beklenir diyorum çünkü kentsel kimlik, halkın beklentileri ve gelecek vizyonu bir araya getirilerek oluşur.

    Tabi ki partilerin kendi adaylarını hangi kriterler ile seçtiğini biz pek bilmiyoruz. Lakin kazanmanın ilk şartı yine geçmiş tecrübelerde ki kaybedişlerde yatar.

    Bugün Aydın da söz konusu olan birisini devirmek ya da iktidarın bir partiden diğerine geçmesi değildir. Bu partiler ve adaylar tarafından da böyle algılanmamalıdır. Çünkü rekabete dayalı siyaset yarışında söylemler farklı olur ki insanların kaos ve karmaşa ortamında aynı davranış kalıplarını gösterdiği dikkate değer bir tespittir.

    Dolayısı ile psikolojik gerçekler eşliğinde psikolojik vakalar ile değerlendirilmesi gereken bir seçim önümüzde yatmaktadır.

    Mesele Aydının ekonomik, sosyal, kültürel göstergelerde nerede olduğu ve hangi düzeyden buraya geldiğidir. Özellikle kentleşme olgusunu dikkate aldığımızda gelişen toplumun, gelişme düzeyine kent ne kadar ayak uydurabilmiştir.

    Rasgeldiğimiz sohbetlerde n çok dillenen oy verme sebeplerinin, uygulamalardan sonra değiştiğini görmekteyiz.

    Artık Aydınlı hemşerilerimiz hizmet denilen tanımın içeriğinin nasıl doldurulması gerektiğini düşünmeye başlamışlardır.

    Proje denilen resimlerin halkın gözünde çokta fazla değeri olmadığı, halkın günlük yaşantı ile ilgili gelişimleri örnek aldığı, uzay teknolojisi ile donatılmış falan filanlarla çokta ilgilenmediği ortada bir durumdur.

    Çünkü sorgulanan, kimliktir.

    Aydının önümüzde ki 5 sene içinde diğer büyükşehir olan illerle birlikte kendisini hangi sıraya koyacağı şimdiden belirlenmelidir.

    İlginç bir detay vermek isterim; ulusal televizyonların birçoğunda Aydın’ın hava durumunun verilmediğini kaç kişi görmüş ya da farkındadır bilmiyorum ama. Bu detay bana söylendiğinde çok ilgimi çekmişti. Sebebi ise çok ilginç; herhangi bir ilin ajanslar gözünde dikkate alınması ile ilgili maalesef hiçbir kriteri Aydın taşımıyormuş.

    Mesela Aydın daki halka açılmış şirket sayısı önemliymiş bu konuda

    Aylık ihracat düzeyi, okumuşluk oranı, genel sınavlarda ki başarı değeri, yerel ürün tescil sayısı vesaire.

    Prof. DR. A. Sancar bile Nobel ödülü aldıktan sonra Türkiye de en çok İzmir’in incirini özledim demişti ve bunun ne kadar üzücü bir söylem olduğunu, Aydın için acil olarak dikkate alınması gerektiğini daha önce bir yazımda yazmıştım.

    Kanaatim odur ki; DEĞİŞİM denilen sihirli rüzgâr Aydınlının fikirlerinde esmeye başlamalı. İki Aydınlı bir araya geldiği zaman gücün kimin elinde olduğunu fark etmeli.

    Kentsel süslü kelimeler yerine

    Kentsel kimlikle ilgili düşünmeye başlamalı

    Ve seçimini ona göre yapmalıdır.

    Önümüzde ki 5 sene neyi deneyimlemek istediğine ve erişmek istediği noktaya karar vermelidir. 

    İşte o zaman Öğrenilmiş Çaresizlik kalıpları kırılır. İki Aydınlı’nın değil tek Aydınlının bile neler yapabileceğini herkese göstermiş oluruz.

    Bence…

    Aydınpost ANDROID'de TIKLA İNDİR!   Aydınpost APPSTORE'da TIKLA

    Bu yazı toplam 1564 defa okunmuştur.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim