En son verilere göre çalışan nüfusun istihdam oranı Aydın’da %51.4, Muğla’da %51.5, Denizli’de %54’tür. İşsizlik ve iş gücü bakımından maalesef Aydın olarak istenen düzeyde değiliz. Ekonomi alanında hangi bilirkişiye sorarsanız sorun size şöyle derler. ‘’Aydın her yönü ile mükemmel bir yerdir. Burada un, yağ ve şeker var, ama helvayı yapacak ustalar topluluğu yok, birlik olup sorunların üstesinden gelemiyorsunuz, eşgüdümünüz yok’’.
Ege Bölgesi içinde bu üç il, komşu ve bir biri ile kıyaslanabilecek büyüklüktedir. Ancak sanayisi ile Denizli, turizmi ile Muğla ön plana çıkmaktadır. Özellikle son 10 yıllık süreçte bu iki il büyüme anlamında sıçrama göstermiştir. Böylelikle daha önceleri Aydın ilinin gerisinde olarak gösterilen bu iller birçok yönden Aydın’ı geride bırakmayı başarmışlardır. Yakın tarihe bakıldığında bu illerin karar mekanizmaları ortak karar verebilmeyi başarabilmiş, böylelikle birçok sorunun üstesinden gelebilmişlerdir. Aydın’da ise sorunlar ortada ama bu sorunları birlikte çözebilecek kişiler ne yazık ki bir araya gelemiyorlar. Herkes kendini bir adım önde görüyor, çekişiyorlar. Böyle olunca da sorunlar yumak halini alıp çözümsüzlük içinde boğuşuyorlar.
Yukarıda verdiğim rakamları genç nüfusa uyarladığınızda durumun vahameti daha da belirginleşiyor. Sanayinin olmadığı, turizmin kabuğunu kıramadığı, bunlara bağlı olarak diğer iş kollarının da beklenen patlamayı yapamadığı Aydın’da genç nüfus işsizliğini önlemek için çok ciddi çalışmaların yapılması gerekiyor. Bu işsiz gençlik için meslek eğitimleri oldukça önemlidir. Özellikle 12 yıllık eğitim sürecinde akademik eğitim alan gençlerden bir üst öğrenime devam edemeyenlerin meslek sorunları açıkça ortada. Küçük işletmelerde yetiştirilecek çırak sorunu ise apayrı bir sorun oluşturuyor. Mesleki eğitim veren liselerin eğitim düzeyi ve çıktısı kabul edilen mezunlarının bilgi düzeyi de ortada. Bu nedenle gençlere ihtiyaçlar ölçüsünde meslek kazandırma eğitimleri vermek gerekmektedir. Bu kurslar ile bir ölçüde işsizlik ve bunların oluşturduğu sosyal baskı azaltılmış olacaktır. Gençlerin daha kolay iş bulmasını sağlayacak meslek edindirme kursları tüm il genelinde yöresel şartlar da göz önüne alınarak acilen açılmalıdır. Bunun içinde hem mülki idare, hem yerel yönetimler acilen bir şeyler yapmalıdır.
Yerel yönetimler tarafından gençliğe yönelik proje yarışmaları açılması ve bu projelerden verimli olabilecek olanların desteklenmesi girişimciliği ve ekonomik büyümeyi hızlandıracaktır. KOSGEB’in sürdürdüğü girişimcilik programları genişletilerek yaygınlaştırılmalı, ihtiyaç analizleri yapılarak farklı sektörlerin kalkındırılması için çalışılmalıdır. Elbette yalnız KOSGEB değil, Ticaret Odası, Ticaret Borsası, Sanayi Odası, Esnaf Birlikleri, Mülki idareler ve yerel yönetimlerde elinden geleni yapmalıdır. Sorun hepimizindir. Özellikle yerel yönetimler her zaman bu tür çalışmalarda elinden gelen en üst düzeydeki desteği de vermelidirler. Genç girişimcilerin bu tür çalışmalarla iş hayatına atılmaları, başarı hikâyelerini yazmaları, diğer gençlere de örnek olacak ve kentsel gelişim bir bütün olarak hızlanacaktır. Burada birlikte karar vermenin, birlikte çalışabilmenin önemini bir kez daha vurgulamak istiyorum. İşsizlik için mücadele de, kentimizin daha yaşanabilir bir yer haline gelmesin de en önemli etken iş birliğidir. Tüm kurumları ile taşın altına elimizi koyamaz isek daha çok nal toplarız. Bizler burada yazar, yöneticiler de oturdukları yerden iç geçirmekle yetinirler. ‘’Hep birlikte daha ileriye’’, sloganımız bu olmalı. Bu çalışmalara şahsi egolarımız ile siyasi çekişmelerimizi sokmamalıyız ki başarıya çabucak ulaşabilelim. Sonsöz; tüm partilerin milletvekili aday adaylarının bu konudaki yerel projelerini (tabiî ki varsa) merak ediyorum. Acaba bu işsizlik konusunda neler düşünüyorlar?
**
Kemer Mahallesi izlenimlerimiz...
Duyarsızlık adam boyu olmuş. Muhtar bile bu duyarsızlığa uymuş. Mahalleye gelince, kaçak yapıların sayısı çok fazla. Sit olması nedeniyle eski binalar yenilenemiyor. Pazar yeri çamur içinde ve her yerde olduğu gibi tuvaletsiz. Her ne kadar duyarsızlık fazla olsa da insanlar, evlerinin ve ortak kullanım alanlarının insana yakışır olmasını istiyorlar.