Kızılcaköy ve İncirliova’da yapılması planlanan Sarı Zeybek jeotermal enerji santrali ile ilgili “ÇED olumlu” kararının ikinci kez iptaline karar verildi

Çevre Aktivisti Avukat Akın Yakan, ilgili kararı kamuoyuyla paylaştı;

T.C.

            AYDIN

1.İDARE MAHKEMESİ

ESAS NO    : 2022/33

KARAR NO : 2022/1530

DAVACILAR                    : 1- KIZILCAKÖY ÇEVRE VE DAYANIŞMA DERNEĞİ

                                                 2- FATMA ORBAY

                                               3- GÜZÜN SAĞLAM

VEKİLİ                               : AV. AKIN YAKAN-UETS[16891-98479-13730]

DAVALI                            : ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI

Pamuk hasadında fiyatlar belli oldu, makineler sahaya indi Pamuk hasadında fiyatlar belli oldu, makineler sahaya indi

VEKİLİ                                :  

MÜDAHİL                          : …….. A.Ş. (Davalı)

VEKİLLERİ                          :

İSTEMİN ÖZETİ          : Davacılar tarafından, Aydın İli, Merkez, İncirliova ilçesi, Kızılcaköy, Dereağzı ve Gerenkova Mahalleleri mevkiinde …. A.Ş. tarafından yapılması planlanan Sarı Zeybek Jeotermal Enerji Santrali (54MWe) projesi ile ilgili olarak tesis edilen 10.04.2020 tarihli “Çevresel Etki Değerlendirilmesi Olumlu” kararının; ÇED sürecinde ilgili tüm kurum ve kuruluşların görüş ve önerilerinin alınması gerektiği, zeytin sahaları içinde ve bu sahalara 3 km mesafede zeytin yağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamayacağı, jeotermal enerjinin Türkiye’de kullanılan teknoloji nedeniyle temiz bir enerji olmadığı, jeotermal tesislerden doğaya salınan sıvı ve gazların doğaya ve ekolojik dengeye zararının bilimsel çalışmalarla ortaya konulduğu, Çevresel Etki Değerlendirme Belgesi dosyasında yer alan acil müdahale planı uyarınca alt yapı çalışmalarının gerçekleştirilmediği, acil durum havuzunun ölçüleri ve özelliklerinin açıklanmadığı, çamur havuzlarının yetersiz olduğu, Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması Hakkında Kanuna ve 5403 Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununa açıkça aykırı olduğu, santral alanının zeytin ve incir bahçeleri arasında olduğu, jeotermal santrallerin faaliyete geçmesi nedeniyle yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının kirlendiği, halkın katılım toplantısında jeotermal santralin istenmediğinin açıkça belirtildiği, kurulacak santral ve tesislerin birlikte oluşturacağı kümülatif etkilerin dikkate alınması gerektiği, havaya salınan gaza ve sıvıya maruz kalan alanlarda kanser oranın yüksek olduğu, Danıştay bozma kararından sonra yeni bir hukuki durumun oluştuğu ileri sürülerek iptali istenilmektedir.

SAVUNMA ÖZETİ             : Davanın süre aşımı ve ehliyet yönünden reddi gerektiği,  dava konusu ÇED Olumlu kararı ile ilgili olarak davada verilecek kararın söz konusu santralin yapılmasını planlayan …. A.Ş’ye ihbarının gerektiği, ÇED süreci içerisinde proje hakkında ilgili kurum ve kuruluşların görüşünün alındığı, 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun yönünden dava konusu işlemle ilgili herhangi bir iddia öne sürülemediği, üretim kuyularından santrale taşınmak suretiyle kullanılacak olan jeotermal akışkanın tamamen kapalı bir sistem içinde santrale getirileceği, su ve buhar olarak ayrıştırıldıktan sonra buhardan elektrik elde edileceği ve enerji üretimi sonrası kalan sıvının ise reenjeksiyon kuyularından geri basılacağı, dava konusu işlemin Çevresel Etki Değerlendirilmesi Yönetmeliği hükümlerine göre bire bir uygun olarak tesis edildiği, projenin yeraltı ve yerüstü sularına olabilecek etkilerinin detaylı incelendiği, Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliği’nin 9. maddesi gereği ÇED sürecine halkın katılım toplantısı yapıldığı, reenjeksiyon uygulaması ile atık ısının büyük bir bölümünün tekrar rezervuara gönderildiğinden santral alanı çevresinin meteorolojik koşullarında da herhangi bir değişimin olmayacağı, proje etki alanının sondaj lokasyonları için 250 metre, santral alanı için ise yaklaşık 700 metre olması nedeniyle kümülatif bir etkileşimin beklenmediği, proje kapsamında gerek ruhsat sahasına gerekse üretim ve reenjeksiyon kuyularına ait koordinatların nihai ÇED raporunda verildiği, işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DAVALI İDARE YANINDA DAVAYA KATILAN MÜDAHİL SAVUNMASININ ÖZETİ : İşlemin hukuka uygun olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

TÜRK  MİLLETİ  ADINA

            Karar veren Aydın 1. İdare Mahkemesi’nce, davalı idarenin usule yönelik itirazları yerinde görülmeyip, Mahkememizin daha önce 26/05/2021 tarihinde davanın taraflarının vekillerinin katılımı ile duruşması yapılan, E:2020/367 sayılı dosyasında, 09/06/2021 tarihinde verilen K:2021/510 sayılı kararının, Danıştay 6. Dava Dairesinin 25/11/2021 tarihli, E:2021/7523, K:2021/13102 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak Danıştayın belirlemiş olduğu alanlardan seçilen bilirkişilerle yeniden bilirkişi incelemesi ve keşif yapılarak, işin gereği görüşüldü:

            Dava, davacılar tarafından, Aydın ili Merkez, İncirliova ilçesi, Kızılcaköy, Dereağzı ve Gerenkova Mahalleleri mevkiinde ….. A.Ş. tarafından yapılması planlanan Sarı Zeybek Jeotermal Enerji Santrali (54MWe) projesi ile ilgili olarak tesis edilen 10.04.2020 tarihli “Çevresel Etki Değerlendirilmesi Olumlu” kararının iptali istemiyle açılmıştır.

            2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesinde; “Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez…” hükmüne yer verilmiştir.

            25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; ”Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmış, 6. maddesinde; “(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı veya “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır.” kuralına, 7. maddesinde ise; “(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) “ÇED Gereklidir” kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur.” kuralına yer verilmiştir. Aynı Yönetmeliğin Ek-III bölümünde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatının ihtiva etmesi gereken hususlar düzenlenmiş, Bölüm I: Projenin tanımı ve özellikleri; a) Proje konusu yatırımın tanımı, özellikleri, ömrü, hizmet maksatları, önem ve gerekliliği, b) Projenin yer ve teknoloji alternatifleri, proje için seçilen yerin koordinatları Bölüm II: Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri; Proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferik koşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, kültür varlığı ve sit özellikleri, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi (Ek-5’deki Duyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikleri Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler, Projenin; a) Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi, b) Sera gazı emisyon miktarının belirlenmesi ve emisyonların azaltılması için alınacak önlemler, c) Projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin azaltılması için alınacak önlemler, ç) İzleme Planı (inşaat dönemi), Bölüm IV: Halkın Katılımı; a) Projeden etkilenmesi muhtemel ilgili halkın belirlenmesi ve halkın görüşlerinin çevresel etki değerlendirmesi çalışmasına yansıtılması için önerilen yöntemler, b) Görüşlerine başvurulması öngörülen diğer taraflar, Notlar ve Kaynaklar; Ekler: Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası hazırlanmasında kullanılan bilgi ve belgeler ile raporda kullanılan tekniklerden rapor metninde sunulamayan belgeler, Proje için seçilen yerin koordinatları, Proje için belirlenen yer ve alternatiflerinin varsa; çevre düzeni, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, Proje ile ilgili olarak daha önceden ilgili kurumlardan alınmış belgeler şeklinde düzenlemeler yer almıştır. 

            Dava dosyasının incelenmesinden; Aydın ili, Efeler ve İncirliova ilçeleri, Kızılcaköy, Dereağazı ve Gerenkova Mahalleleri mevkiinde bulunan  …. A.Ş. tarafından yapılması planlanan Sarı Zeybek Jeotermal Enerji Santrali (54MWe)  projesi ile ilgili olarak ÇED Yönetmeliğinin 7. maddesi kapsamında hazırlanan başvuru dosyasının 24.09.2018 tarihinde e-ÇED sistemi üzerinden Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na sunulduğu, idare tarafından dosyanın formata uygun bulunması üzerine ÇED Yönetmeliğinin 8. maddesi gereğince proje ile ilgili ÇED sürecinin başlatıldığı, proje kapsamında gerek inşaat, gerekse işletme dönemine ilişkin çevresel etkilerin kapsamlı ve detaylı olarak incelendiği, olumsuz etkilerin giderilmesi için alınacak önlemlerin çevre mevzuatı çerçevesinde öngörülen modelleme çalışmaları ile desteklendiği, nihai ÇED raporu ve eklerinin yeterli ve uygun olduğu, yapılan tüm incelemelerin, hesaplamaların ve değerlendirmelerin yeterli düzeyde bilgi ve belgeye dayandırıldığı belirtilerek Yönetmeliğin 14.maddesi uyarınca 10.04.2020 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca ÇED olumlu kararı verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

            Uyuşmazlıkta, Mahkememizin E:2020/367 sayılı dosyasında, 09/06/2021 tarihinde verilen 2021/510 sayılı kararının, Danıştay 6. Dava Dairesinin 25/11/2021 tarihli, E:2021/7523, 2021/13102 sayılı kararıyla bozulduğu, bozma kararında belirtilen alanlardan seçilen bilirkişilerle, 30/03/2022 tarihinde mahalline yapılan keşif sonucunda hazırlanan bilirkişi raporunda özetle:

            ”Harita Mühendisi açısından yapılan değerlendirmede; Sarı Zeybek JES-2 Santralinin kurulması planlanan 1569-1570 nolu parseller için imar planı konusunda 3 adet kurum görüşünün olumsuz olması, santralin ve ruhsat sahasının yerleşim yerlerine yakınlığı sebebiyle yer seçiminin uygun olmaması, santralin mevcut imarlı bir yola cepheli olmaması, 5-6 metre genişliğindeki kadastral yoldan cephe alması, Dağ tarafının tamamen zeytin ağaçları ile kaplı olması, Santral yapılması planlanan alanın, gelişme konut alanı olması nedenlerinden dolayı Sarı Zeybek JES-2 Santrali kurulması projesinin uygun olmadığı kanaatine varıldığı,

            Jeoloji/ Hidrojeoloji Mühendisliği açısından yapılan değerlendirmede; dava konusu alan ve civarında bulunan jeolojik birimler, hidrojeolojik birimler ve litolojik özelliklerine göre geçirimli, yarı geçirimli ve geçirimsiz birimler olarak ayrıldığı, dava konusu sahanın hidrojeolojik özelliklerinin değerlendirilmesi amacıyla öncelikle litolojik birimler hidrojeolojik özelliklerine göre sınıflandırıldığı, 18 adet (10 üretim, 8 reenjeksiyon) sondaj kuyusu planlandığı için nihai ÇED dosyasında bahsedilen miktarın yaklaşık 18 katı daha fazla Çamur Havuzuna ihtiyaç olduğu, projenin gerçekleştirileceği alanın içerisindeki sondaj noktaları 18 adet olup her sondaj alanının 10.000 m² alanı kapladığı, 18 adet x 10.000 m² = 180.000 m²’lik alandan bitkisel toprak sıyrılacağı, dava konusu alanda vatandaşlar tarafından açılan sulama amaçlı yeraltısuyu kuyuları genel olarak ovadaki alüvyon birim üzerinde açıldığı, bu birimde yeraltısuyu derinliklerinin 50 m civarında olduğunun keşif esnasında vatandaşlar tarafından beyan edildiği, dava konusu “Sondaj Yöntemi ile Jeotermal Kaynak kapasite artış faaliyeti projesinin” Coğrafi Konum, Jeolojik ve Hidrojeolojik Özellikler dikkate alındığında yeraltı suyunu ve su kaynaklarını olumsuz etkileyeceği göz ününde bulundurularak projenin Jeoloji/Hidrojeoloji Mühendisliği açışından uygun olmadığı kanaatine varıldığı,

            Jeofizik Mühendisliği açısından yapılan değerlendirmede; proje sahasının; Efeler İlçe merkezine 8 km, İncirliova İlçe merkezine 1,5 km, Dereağzı, Kızılcaköy ve Gerenkova Mahalleri ile iç içe olması ve 3 km mesafede İkizdere barajının bulunması, aynı zamanda planlanan proje sahasında 2000 yılından bu yana büyüklüğü M > 5.0’de olan 12 deprem olduğu ve bu ölçekte son 100 yıllık periyotta 62 deprem yaratan tektonik hareketliliğin oldukça fazla olduğu bir alan olduğu, bu sebeple, dava konusu JES projesinin; olası deprem durumunda yeraltı suyunu ve su kaynaklarına zarar verebileceği göz ününde bulundurularak projenin Jeofizik Mühendisliği açışından uygun olmadığı kanaatine varıldığı,

            Makine Mühendisliği açısından yapılan değerlendirmede; yerinde yapılan teknik incelemeler ile; henüz tesisin inşaatına başlanılmamış olup, mevzuatlara uygun hareket edileceği ve binary çevrim sistemi kullanılacağı, jeotermal akışkanın iletiminde kullanılan boruların korozyona karşı yeterli izolasyonların yapılacağı, acil önlem için havuzların hazırlanacağı belirtilmekte olup, jeotermal tesisteki makine aksamlarının dosyada bulunan bilgiler doğrultusunda teknik yönden uygun seçildiği, makine mühendisliği açısından nihai ÇED Raporu kapsamında değerlendirme yapıldığında, olumsuz bir durumun söz konusu olmadığı ancak, yer seçimi yönünde diğer bilirkişilerle birlikte yapılan değerlendirme sonucu çevreye olumsuz yönde etkilerinin fazla olacağı kanaatine varıldığı,

            Çevre Mühendisliği (Çevresel Etkiler) açısından yapılan değerlendirmede; yapılması planlanan projeye ilişkin hazırlanan ÇED Raporunun usulüne uygun olarak hazırlandığı ve işlemlerin mevzuata uygun olarak yürütüldüğü, kurulacak sistemin kapalı devre esasına göre çalıştırılacağının beyan edildiği, ÇED Raporu’nda çevreye olabilecek etkiler için alınabilecek önlemlere yer verildiği, sondaj çamur havuzu hacmine ilişkin hesaplamaların yapıldığı ve risk durumunda kullanım için yeterli kapasitede olduğu, ancak kurum görüşlerinde de belirtildiği gibi proje sahasının çok yakınlarında kamu tarafından yoğun bir şekilde kullanılan konut, eğitim ve park, rekreasyon alanlarının bulunduğu, söz konusu alandaki parsellere yaklaşık 250 m mesafede bölge halkanın içme ve kullanma sularının sağlandığı derin kuyuların bulunduğu dikkate alındığında projenin gerçekleşmesinin çevre mühendisliği bakımından uygun olmadığı kanaatine varıldığı,

            Ziraat Mühendisliği açısından yapılan değerlendirmede; dava konusu Sarı Zeybek JES projesinin, santral alanı ve kuyu alanlarının I. ve II. sınıf tarım arazilerine kurulmasının planlanması, bu alanlarda tarımsal üretimi gerçekleşmesini engelleyeceği ve özellikle zeytin ağaçlarının çiçeklenme dönemi olan Nisan ayı sonu ve Mayıs ayı başlarında işletmenin kuruluş aşamasında çıkacak tozun, bitkilerde tozlaşmayı engelleyerek, zeytin ağaçlarının generatif özelliklerini olumsuz etkileyeceği kanaatine varıldığı,

            Sonuç olarak; Aydın İli, Efeler ve İncirliova İlçeleri Kızılcaköy, Dereağzı ve Gerenkova Mahalleleri mevkiinde ….. A.Ş. tarafından yapılması planlanan Sarı Zeybek JES (54 MWe) projesi ile ilgili olarak, ÇED Yönetmeliğinin 14. maddesi gereği tesis edilen 20.04.2020 tarihli “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararına esas teşkil eden ÇED Raporunun yeterli olmadığı ortak görüş ve kanaatine varıldığı” şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür.

            Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş olup, bilirkişi raporuna karşı her ne kadar davalı idare vekilince itiraz edilmiş ise de, yapılan itirazlar yerinde görülmeyip bilirkişi raporu karara esas alınabilecek yeterlilikte bulunmuştur.

            Bu durumda; dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunda yer alan tespit ve açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, Aydın ili Merkez, İncirliova ilçesi, Kızılcaköy, Dereağzı ve Gerenkova Mahalleleri mevkiinde ….. A.Ş. tarafından yapılması planlanan Sarı Zeybek Jeotermal Enerji Santrali (54MWe) projesi ile ilgili olarak; 1569-1570 nolu parseller için imar planı konusunda 3 adet kurum görüşünün olumsuz olduğu, santralin ve ruhsat sahasının yerleşim yerlerine yakınlığı sebebiyle yer seçiminin uygun olmadığı, santralin mevcut imarlı bir yola cepheli olmadığı, 5-6 metre genişliğindeki kadastral yoldan cephe aldığı, Dağ tarafının tamamen zeytin ağaçları ile kaplı olduğu, Santral yapılması planlanan alanın, gelişme konut alanı olduğu, 18 adet (10 üretim, 8 reenjeksiyon) sondaj kuyusu planlandığı için nihai ÇED dosyasında bahsedilen miktarın yaklaşık 18 katı daha fazla Çamur Havuzuna ihtiyaç olduğu, projenin gerçekleştirileceği alanın içerisindeki sondaj noktaları 18 adet olup her sondaj alanının 10.000 m² alanı kapladığı, 18 adet x 10.000 m² = 180.000 m²’lik alandan bitkisel toprak sıyrılacağı, dava konusu alanda vatandaşlar tarafından açılan sulama amaçlı yeraltısuyu kuyuları genel olarak ovadaki alüvyon birim üzerinde açıldığı, bu birimde yeraltısuyu derinliklerinin 50 m civarında olduğunun keşif esnasında vatandaşlar tarafından beyan edildiği, dava konusu “Sondaj Yöntemi ile Jeotermal Kaynak kapasite artış faaliyeti projesinin” Coğrafi Konum, Jeolojik ve Hidrojeolojik Özellikler dikkate alındığında yeraltı suyunu ve su kaynaklarını olumsuz etkileyeceği, proje sahasının; Efeler İlçe merkezine 8 km, İncirliova İlçe merkezine 1,5 km, Dereağzı, Kızılcaköy ve Gerenkova Mahalleri ile iç içe olduğu ve 3 km mesafede İkizdere barajının bulunduğu, aynı zamanda planlanan proje sahasında 2000 yılından bu yana büyüklüğü M > 5.0’de olan 12 deprem olduğu ve bu ölçekte son 100 yıllık periyotta 62 deprem yaratan tektonik hareketliliğin oldukça fazla olduğu bir alan olduğu, bu sebeple, dava konusu JES projesinin; olası deprem durumunda yeraltı suyunu ve su kaynaklarına zarar verebileceği, makine mühendisliği açısından nihai ÇED Raporu kapsamında değerlendirme yapıldığında, olumsuz bir durumun söz konusu olmadığı ancak, yer seçimi yönünde diğer bilirkişilerle birlikte yapılan değerlendirme sonucu çevreye olumsuz yönde etkilerinin fazla olacağı, kurum görüşlerinde de belirtildiği gibi proje sahasının çok yakınlarında kamu tarafından yoğun bir şekilde kullanılan konut, eğitim ve park, rekreasyon alanlarının bulunduğu, söz konusu alandaki parsellere yaklaşık 250 m mesafede bölge halkanın içme ve kullanma sularının sağlandığı derin kuyuların bulunduğu, santral alanı ve kuyu alanlarının I. ve II. sınıf tarım arazilerine kurulmasının planlandığı, bu alanlarda tarımsal üretimin gerçekleşmesini engelleyeceği ve özellikle zeytin ağaçlarının çiçeklenme dönemi olan Nisan ayı sonu ve Mayıs ayı başlarında işletmenin kuruluş aşamasında çıkacak tozun, bitkilerde tozlaşmayı engelleyerek, zeytin ağaçlarının generatif özelliklerini olumsuz etkileyeceği, projenin uygulanacağı saha ve coğrafya bir bütün olarak değerlendirildiğinde, gerek canlı ve bitki çeşitliliği ve gerekse de Aydın İlinin ve projenin uygulanacağı sahanın tarımsal potansiyeli ile projenin olası etkileri dikkate alındığında anılan risk ve etkiler sebebiyle dava konusu ÇED olumlu kararı işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

            Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan 584,30 TL yargılama gideri ile kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı davalar için belirlenen 3.890,00 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun hükmün bozulması başlıklı 8. maddesi uyarınca 80,70-TL olan 2022 yılı karar harcından, davacılar tarafından davanın ilk açıldığı aşamada ödenen 54,40-TL karar harcının mahsubu sonrasında kalan 26,30-TL karar harcının 30 gün içinde davacılar tarafından Mahkememiz veznesine yatırılmasına, yatırılmadığı takdirde kararın kesinleşmesinden sonra ilgili Vergi Dairesi Müdürlüğüne harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, 34,00 TL posta giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, davalı yanında müdahil …… A.Ş. tarafından yapılan 635,80 TL yargılama giderinin müdahil üzerinde bırakılmasına, yargılama sonunda haksız olan taraftan karşılanmak üzere hazineden karşılanan 10.500,00 TL bilirkişi ücretinin ve 200,00 TL yol giderinin 30 gün içinde davalı idare tarafından Mahkememiz veznesine yatırılmasına, yatırılmadığı takdirde kararın kesinleşmesinden sonra ilgili Vergi Dairesi Müdürlüğüne tahsil müzekkeresi yazılmasına, davalı idare harçtan muaf kurumlar arasında yer aldığından 571,90 TL keşif harcının davalı idareden tahsiline yer olmadığına, 133,00 TL YD harcının istemi halinde davacılara iadesine, artan posta ücretlerinin talep edilmemesi halinde hükmün kesinleşmesinden sonra aidiyetine göre re’sen taraflara iadesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20/A maddesi uyarınca kararın tebliğini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içerisinde Danıştay’a temyiz yolu açık olmak üzere, 05/07/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Başkan                                                         Üye                                        Üye