Eğer iş insanı Muharrem Kayhan olmasaydı kaderine terk edilen Didim/Balat’taki Anadolu mimarisinde tek kubbeli caminin ilk örneği İlyas Bey Külliyesi Efeler Üveys Paşa Mahallesi gibi Aydın’ın yüzkarası olmaya devam edecekti.
Bir öncesi haftaki(22 Aralık) “Tanpınar “Beş Şehir’e” Altıncı Aydın’ı da ekleseydi ne Derdi?” başlıklı yazıdaki:
“Ahmet Hamdi Tanpınar eserinde Aydın’a da yer verseydi ne derdi?” dedikten sonra:“...Gelecek perspektifi adına yakışmayan geçmişine dair hafızası kesintili şehirdir.”
Cümlesinde geçen “hafızası kesintili şehirdir,”sözünü konuya ilgi duyan bazı okurlarımız açmamı istediler. O halde yazıya da o soruyla başlayalım:
Bir kentin, dolayısıyla Aydın’ın hafızasının kesintili olmasından anlaşılması gereken nedir?
Hatırlatalım:
Aynı zamanda tapusu olan, bir kentin hafızası meydanları, tarihi eserleri, köprüleri, konakları, mesire yerleri, camileri, ulu çınarları, çeşmeleri, ören yerleri, anıtları evleridir,kısaca kente can ve ruh veren öğelerdir.
Aydın coğrafyası geçmişi tarih öncesine kadar giden tarım, su ve bereket merkezli ilk toplumların yerleşim yeridir. İlerleyen süreçte bu topluluklar yerli Anadolu kimliğini oluşturdular.
İyon Medeniyeti döneminde Milet, Priene ve Didim gibi kentlerle Aydın felsefe, bilim, akıl ve kent kültürünün merkezi oldu.
Günümüzde Didim Apollon Mabedi ile Milet ise Tales Anaximenes ve Anaximendros gibi filozofları yetiştiren okuluyla tarihe geçmiştir.
Aydın Lidyalılar döneminde ilk parayla tanışan ve buna bağlı olarak ticaretin geliştiği yer oldu.
Pers İmparatorluğu ile aynı zamanda yerel özerklik ve merkezi vergi sistemiyle tanıştı.
Helenistik çağda ise Büyük İskender sonrası kültürlerin karışımıyla Tralles şehir devleti kimliği kazandı.
Roma İmparatorluğu döneminde yol, su kemeri, hamam ve tiyatro gibi mimari yapılarıyla hukuk ve şehircilik gibi kent yaşamına kazandırdığı kurallarla kentleşmenin merkezi oldu.
Bizans Döneminde ise Aydın Hıristiyanlık merkezli idare tarzıyla ve güçlü kurumsal hafızasıyla öne çıktı.
Aydınoğulları dönemine gelince de denizcilik, ticaret ve mimari yapılarıyla bilinir, oldu. Örnek Didim/ Balat’taki İlyas Bey Camii Anadolu’daki ilk tek kubbeli camidir.
Osmanlı Dönemi’nde ise Aydın Havzası tarımda sebze meyve ticaretinin, kültürde ise Türk İslam kimliğinin merkezlerinden biri oldu.
Ama ne var ki, hafızasını oluşturacak geçmiş medeniyetlerin her birinin kendi dönemleriyle sınırlı kalmalarının bir sonucu Aydın her medeniyet döneminde yeniden inşa edilmiştir.
Pekiyi bu medeniyetleri zincirleme günümüze bağlayan bir hafıza derinliği Aydın’da neden olmamıştır?
Bunun birçok nedeni var.Ama en başta gelen bilhassa Osmanlı Döneminde yöneticiler Aydın’ı kültür merkezi değil vergi alınacak zengin vilayet olarak görmüşlerdir.
Cumhuriyet Dönemi ise medeniyetlerin arkeolojik kalıntılarına sahip çıktı ve tarım havzası olmaya devam etti ama ilerleyen süreçte bir sektöre dönüşen turizmde denizi dışında aynı zamanda bir yeryüzü müzesi olan Aydın’ı bir turizm merkezi yapmayı ne hükümetler ne de milletvekilleri ya da belediye başkanları akıllarına getirdi.
Ne de bir kentin, bölgenin hafızasının oluşmasında konuyu derinlemesine ele alan üniversite rektörü Vakıflar Bölge Müdürü, Turizm müdürü ne de kenti müzelerle donatacak vizyonda belediye başkanı çıktı.
Düşünsenize Aydın Kuvayı Milliye’nin ilk temelinin atıldığı yerdir bir Kurtuluş Savaşı Müzesi yoktur.Bir tarım havzasıdır Tarım Müzesi yoktur,Yörük yurdudur Yörük Müzesi yoktur.
Son zamanlarda Türkiye’de Eskişehir, Gaziantep gibi büyükşehirler gerek açtıkları müzelerle gerek tarihi yapıları restore ederek var olanı daha da zenginleştirerek kent hafızası oluşturmada hayli yol aldılar ama ne yazık ki,Aydın bu konularda yaya kaldı.
Bunun bir sonucudur ki,bir Aydınlı için sözgelimi Nysa gezinti ve piknik yeri,Milet tarih ve felsefe kitaplarında adı yer alan ama dönemlerinde üretilen bilgilerin üzerine bir şey konamayan,Tralles ise bilinen ama turizmde adı geçmeyen antik kent olmaktan ileri gidemedi.
Nazilli/Mastaura’daki Roma’daki Collezyum’un minyatürü antik yapının,yine Nazilli/Arpaz’daki taş yapı harikası Osman Bey Konağı’nın,Milas-Söke Karayolu üzerindeki Herakleia’nın (Latmos) ilgili kurumlarca destinasyonu tamamlanarak turizme kazandırılamadı.
Eğer iş insanı Muharrem Kayhan olmasaydı kaderine terk edilen Didim/Balat’taki Anadolu mimarisinde tek kubbeli camiinin ilk örneği İlyas Bey Külliyesi Efeler Üveys Paşa Mahallesi gibi harabelikte Aydın’ın yüzkarası olmaya devam edecekti.
Efelik söz konusu olunca kimselere kaptırmayız ama ne Aydın Büyükşehir’de ne ilçe belediyelerinden birinde ne de Edirne’deki Roman Ekibi gibi Aydın Kültür Müdürlüğü bünyesinde bu kültürü Aydın dışına tanıtacak esaslı bir zeybek ekibi bulunuyor.
Zeybek yerine gösteri ekibi olarak Aydın Büyükşehir tarihte bir örneği bulunmayan kırk yıl düşünülse bir kültür ancak bu kadar dejenere edilebilirdi dedirtecek Kadın Mehter Takımı kurdu iyi mi?
Ayrıca Aydın halkında Soğukkuyu’nun,Pınarbaşı Mesire yerinin ayrı bir hatıra değeri vardır.Onlar da belediyelerin ilgisizliğinden bu gün yok hükmünde olan yerlerdir..
Haydi diyelim bunlar parasızlıktan hayata geçirilemedi Büyükşehrin kenarında Nazilli Köprüsü’nde vaktiyle bulunan ve günümüzde yeri boş duran Sadaka Taşı’ndan” kim ya da kimler rahatsız oldu da kaldırdı?
Sonuç olarak bunca tarihi, kültürel ve folklorik birikim karşısında insan:
Acaba Aydın’ın tarihi hafızasının yokluğunun nedeni sosyolojik olarak Cumhuriyet öncesi bölgenin ticaretini önemli ölçüde ellerinde bulunduran Levanten ve Kompradorlardan miras kapitalist geleneğin bir devamımıdır ya da hafıza oluşturacak insanların yüzleşmekten çekindikleri başka bir neden mi var, demekten kendini alamıyor insan...
Zira Sosyolog Prof.Dr.Orhan Türkdoğan’a göre kapitalizm bir ideolojidir ve amacı maddi, manevi insanlara sahip oldukları değerleri tükettirme adına geçmişleriyle olan bağlarını koparmaktır.
Galiba Aydın’da olan budur demenin dışında insanın aklına başka bir şey gelmiyor.