AYBAN: Raylı Sistem mi, Yoksa Yeni Bir Trafik Sınavı Mı?

AYBAN gerçekten yüksek sıklıkta çalışan bir banliyö sistemi mi olacak? Yoksa mevcut bölgesel trenlerin adına “banliyö” denilip yeni bir proje gibi mi sunulacak?

Abone Ol

Aydın’da son günlerin en çok konuşulan projelerinden biri AYBAN.

Aydın Banliyö Sistemi.

İlk bakışta kulağa hoş geliyor.

Sonuçta raylı sistem denince insanın aklına trafik sorununun azalması, daha hızlı ulaşım ve modern bir şehir geliyor.

Ancak raylı sistem denince sadece trenleri konuşmak yetmiyor.

Bir de işin şehir trafiği tarafı var.

Çünkü dünyanın birçok kentinde raylı sistemler trafiği rahatlatırken, bunun temel sebebi karayolu ile aynı seviyede kesişmemeleridir.

Hafif raylı sistemler kendi koridorunu kullanır.

Banliyö hatlarında ise yoğun kullanılan hemzemin geçitler zamanla kaldırılır, yerlerine alt veya üst geçit yapılır.

Aydın’da planlanan AYBAN ise mevcut demiryolu hattı üzerinde çalışacak.

Yani trenler yine şehir merkezinden geçecek.

Yine mevcut hemzemin geçitleri kullanacak.

Soğukkuyu, Kemer, Atatürk Bulvarı, DSİ Bölge Kavşağı ve Mimar Sinan Otoban Kavşağı hemzemin geçitlerinde tren sıklığı arttığında ne olacak?

Bugün Aydın merkezden günde yaklaşık 25-30 tren geçiyor.

Bu sayı şehir trafiğini tamamen kilitlemiyor.

Ancak banliyö sisteminin amacı zaten daha sık sefer yapmak.

Eğer trenler 10-15 dakikada bir çalışacaksa, geçitlerin kapanma sayısı da artacak.

Acaba, AYBAN planlanırken hemzemin geçitlerin şehir trafiğine etkisi için çalışma yapıldı mı?

DSİ Kavşağı için köprülü kavşak düşünülüyor mu?

Mimar Sinan Otoban Kavşağı için bir proje var mı?

Soğukkuyu ve Kemer geçitlerinde uzun vadeli çözüm nedir?

Çünkü başarılı bir banliyö sistemi kurmanın yolu yalnızca tren işletmek değil, trenin şehir içi ulaşım üzerindeki toplam etkisi de hesaplanmalı.

Elbette işin diğer tarafı da var.

Eğer binlerce kişi otomobil yerine treni kullanmaya başlarsa, şehir merkezine giren araç sayısı azalacaktır.

Bu da trafik üzerinde olumlu etki oluşturabilir.

Ancak bunun gerçekleşmesi için seferlerin sık olması gerekir.

Saatte bir çalışan trenle kimse aracını bırakmaz.

Gerçek bir banliyö sistemi için sefer aralıklarının kısa olması gerekir.

Benim asıl merak ettiğim konu;

AYBAN gerçekten yüksek sıklıkta çalışan bir banliyö sistemi mi olacak?

Yoksa mevcut bölgesel trenlerin adına “banliyö” denilip yeni bir proje gibi mi sunulacak?

Kaç dakikada bir tren çalışacak?

Günde kaç yolcu taşıyacak?

Şehir trafiğine etkisi ne olacak?

Hemzemin geçitler için hangi yatırımlar yapılacak?

Bu soruların cevabı verilmeden AYBAN’ın başarı hikâyesi yazılamaz.

Ben raylı sisteme karşı değilim.

Aksine Aydın’ın raylı sisteme ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.

Ancak raylı sistemin başarısı sadece ray döşemekle ölçülmez.

Otomobilden trene kaç kişinin geçtiği ve şehir trafiğinin bundan nasıl etkilendiğiyle ölçülür.

AYBAN’ın önünde işte böyle bir sınav var.

Ve bu sınavın sonucunda, Aydın’ın ne kazanıp ne kazanmayacağını göreceğiz.

Merak edenler için…

AYBAN projesinin altyapısını da, rayını da, durağını da, işletmesini de Devlet Demiryolları yapıyor.

Durak yapım işi 40 milyon 251 bin lira bedelle 21/b usulüyle ihale edilmiş.

Raylar mevcut, TCDD’nin.

Vagonları TCDD alacak.

İşletme TCDD’nin.

Kısacası sistemin omurgasının tamamı Devlet Demiryollarına ait.

Peki, “Özlem Çerçioğlu bu işin neresinde?” diye sorarsanız…

İşin sadece tanıtım kısmında.

Açıklamalarda, görsellerde, afişlerde ve reklamında.

{ "vars": { "account": "UA-18838004-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }