• BIST 107.801
  • Altın 151,636
  • Dolar 3,6976
  • Euro 4,3407

    Atatürk'ün diplomatları

    31.07.2017 08:30
    Ercan Dolapçı / Tarihin İçinden

    Ercan Dolapçı / Tarihin İçinden

    ABD vatandaşı Merve Kavakçı, Malezya'ya Türkiye Büyükelçisi olunca haklı bir tartışma başladı: "Bir ABD vatandaşı ve Cumhuriyet kültürünü temsil etmeyen biri, nasıl Türkiye Cumhuriyeti'ni uluslararası düzeyde temsil eder! Hem de daha önce vatandaşlıktan çıkarılmışken..." Diplomasimizin geldiği bu durum, Atatürk dönemini akla getirdi. Oysa o dönemde Türkiye'yi temsil edenler çok özel ve seçkin insanlardı. Çoğu Milli Mücadelenin içinden geçmiş, pişmiş insanlardı. Bunların içinde asker kökenliler, bakanlık yapmış insanlar, sanatçılar, yazar-gazeteciler ve şairler bile vardı. Bunlara en güzel örnek olarak, İstanbul aşıkı şair Yahya Kemal Beyatlı, gazeteci yazar Ruşen Eşref Ünaydın, yazar Yakup Kadri Karaosmanoğlu, asker Ali Fuat Cebesoy, milli mücadele önderlerinden Vasıf Çınar, ünlü hatip ve Milli Eğitim Bakanlarından Hamdullah Suphi Tanrıöver'i verebiliriz.

     

    40 ÜLKEDE 26 TEMSİLCİ

    Atatürk döneminde 40 bağımsız ülkenin 26'sında temsilciliğimiz bulunuyordu. Bu ülkelere 1920-1938 yılları arasında gönderilen 38 temsilcilerimizin üçte biri Osmanlı İmparatorluğu'ndan bize kalan meslekten diplomattı. Otuz sekiz elçiden geri kalan yirmi altısı ise "meslekten" değildi. Dışişleri Bakanlığı’ndaki sicil dosyalarına göre, Cumhuriyetin ilk elçilerinin hemen hepsi yüksek öğrenim görmüş; Harbiye, Mülkiye, Hukuk veya yabancı üniversiteleri bitirmişlerdi. Bazıları da çift diplomalıydı. Harbiye çıkışlı dokuz, Mülkiye çıkışlı yedi, Hukuk çıkışlı yedi, yurtdışı öğrenim görmüş de yedi kişi görünmektedir. Edebiyattan bir, Tıbbiye’den iki, Galatasaray’dan iki, özel öğrenim görmüş bir kişi vardır. Bu diplomatlarımız genç Cumhuriyet'i en iyi şekilde temsil ettiler ve diplomasi tarihimize seçkin isim olarak geçtiler. İşte onlara üç örnek:

     

    CUMHURİYET'İN ÖRNEK DİPLOMATLARI

    Yahya Kemal Beyatlı: 1884 İstanbul doğumlu olan Yahya Kemal Beyatlı, Jön Türkler akımından etkilenerek 1903 yılında Paris’e gitmek zorunda kaldı. Beyatlı, Meaux Koleji'nde Fransızcasını geliştirdi. 1904 yılında ise Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne başladı. Jön Türklerle birlikte oldu. 9 yıl Paris’te kalan Yahya Kemal Beyatlı, 1912 yılında İstanbul’a döndü, 1913 yılında Darüşşafaka’da edebiyat ve tarih öğretmenliği görevlerinde bulundu. Darülfünun’da da çeşitli derslere öğretmenlik yaptı. Aynı zamanda, “Süleyman Sadi” takma adıyla birçok gazetede makaleleri yayımlandı. Ziya Gökalp’in çıkardığı Yeni Mecmua’da ilk kez şiirleri yayımlandı. Milli Mücadele'nin gazetesi Hakimiyet-i Milliye'de başyazar oldu. 1922 yılında Lozan’a giden Türk heyetine de müşavir olarak katıldı. Sonrasında ise İstanbul, Yozgat, Tekirdağ ve Urfa illerinden Milletvekilli oldu. Madrit, Varşova ve Lizbon Büyükelçiliğine atandı. Bir yıl kadar da Pakistan Büyükelçiliğinde bulunduktan sonra emekli oldu. Ölümsüz şiirleriyle edebiyat tarihimizde seçkin bir yeri olan Beyatlı, 1958 yılında hayatını kaybetti. İstanbul aşıkı olarak bilinir... Görev yaptığı ülkelerde kibarlığı ve kültürüyle herkesi kendine hayran bıraktı. Genç Cumhuriyetimizi en güzel temsil etti.

    rusen-esref-unaydin.jpg

    Ruşen Eşref Ünaydın: 1892 yılında İstanbul'da doğan Ünaydın, 1914’te de Üniversite Edebiyat Fakültesi'nden mezun oldu. Galatasaray Lisesi, Baytar Mekteb-i Alisi, Yüksek Öğretmen Okulu’nda edebiyat öğretmenlikleri yaptığı sırada basın hayatına atıldı. 1920 yılında Kurtuluş Savaşı’na katılmak üzere Ankara’ya giden Ruşen Eşref Bey, yaptığı haberlerle Ankara'nın sesini İstanbul basınında yansıttı. 1921’de Basın Müşaviri, 1922’de Buhara Elçiliği Başkatibi oldu. Lozan Konferansı’na Basın Müşaviri olarak katıldıktan sonra, 1923’te Afyon’dan milletvekili seçilerek Meclis'e girdi. Kısa bir süre Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği de yapan Ünaydın, 1934 yılında Dışişleri Bakanlığı'na geçerek sırası ile Tiran, Atina, Budapeşte, Roma, Londra, tekrar Atina elçilik ve büyük elçiliklerinde bulundu. Ruşen Eşref, 21 Eylül 1959’da emekliye ayrıldı. 1959 yılında da İstanbul’da hayatını kaybetti. Atatürk'ün yanında bulunan özel şahsiyetlerden birisiydi. Onun tarih ve dil çalışmalarında yanındaydı. Atatürk'ün sevgi ve güvenini kazandı. Atatürk’le 1918 yılında yaptığı konuşmaları “Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal’ le Mülakat” adı altında yayınlandı. O da genç Cumhuriyeti bulunduğu ülkelerde en iyi şekilde temsil etti.

     

    Yakup Kadri Karaosmanoğlu: 1889 yılında doğdu. 1908'de Mekteb-i Hukuka kaydolarak üçüncü sınıfa kadar okudu. 1916 yılından itibaren acıları, savaşları içeren hikâyelerini İkdam'da neşretmeye başladı. 1916-1917 yıllarında Üsküdar İdadisi'nde edebiyat ve felsefe öğretmenliği yaptı. İkdam gazetesi yazarı olarak Millî Mücadeleyi destekleyen yazılar kaleme aldı. 1921'de Ankara hükümetinin çağrısı üzerine Anadolu'ya geçti. II. Büyük Millet Meclisi'ne önce Mardin (1923-1931) daha sonra da Manisa (1931 -1934) milletvekili olarak girdi.

    Milletvekilliği süresince Hâkimiyet-i Milliye, Cumhuriyet ve Milliyet gazeteleriyle, imtiyaz sahipliğini yaptığı Kadro dergisinde edebî ve siyasî yazılar kaleme aldı. Yakup Kadri Bey, 1934'ün sonlarından itibaren Tiran, Prag (1935-1939), Lahey (1939-1940),Bern (1942-1949), Tahran (1949-1951) ve tekrar Bern (1951-1954) elçilik görevlerinde bulundu. Buna ilişkin anılarını 'Zoraki Diplomat' ismiyle kitaplaştırdı. 1955'te emekli olarak Türkiye'ye döndü. 13 Aralık 1974 günü Ankara'da kaybettik.

     

    DİPLOMAT BİLÂL ŞİMŞİR'İN DEĞERLENDİRMESİ

    Cumhuriyet döneminin seçkin diplomatlarından Bilâl N. Şimşir, o dönemin diplomatlarını "Bizim Diplomatlar" isimli kitabında şöyle anlatır:

     

    Cumhuriyetin ilk elçileri, olağanüstü bir dönemde yetişmişlerdi. İmparatorluğun çöküşünü görmüşler; Trablusgarp Savaşını, Balkan Savaşlarını, Birinci Dünya Savaşını ve İstiklal Harbini yaşamışlardı. İmparatorluğun yıkıntıları üzerinde yepyeni bir Türk devleti yaratma misyonunda az çok rol almışlardı. Onların çoğu İstiklal Madalyası sahibiydi, Kuvayı Milliye ruhu taşıyan yurtseverlerdi. İyi öğrenim görmüş, iyi yetişmiş, ateş içinde yoğurulmuş, bilenmiş, çelikleşmiş kimselerdi. İnançlıydılar, gururluydular ve güçlüydüler.

     

    O zamanki elçilerimizin birçoğu, Atatürk’e, İsmet İnönü’ye doğrudan ulaşabiliyorlardı. Onların “inkılâp ve müşkülât arkadaşları” idiler. Onlardan güç alıyor, destek görüyorlardı. Atatürk, o elçilere birer güven mektubu vermekle yetinmiyor, onlarla yakından ilgileniyor, zaman zaman onları yönlendiriyor ve gerektikçe onlara arka çıkıyor, kanat geriyordu.

     

    Cumhuriyetin ilk elçileri, çoğunlukla, Türk devletinin hakkını, hukukunu korumak ve dünyadaki saygınlığını yükseltmek konusunda çok duyarlı ve etkiliydiler, görevlerinde başarılı oldular. Bir de anılarını yazıp bırakabilselerdi." (Bilâl N. Şimşir, Bizim Diplomatlar, Birinci Basım, 1996, İstanbul.)

     

    CUMHURİYET'İN DIŞİŞLERİ BAKANI

     

    Tevfik Rüştü Aras

     

     

    Atatürk'ün Dışişleri Bakanı Dr. Tevfik Rüştü Aras da çok özel bir insandır. 1883 Çanakkale doğumlu olan Aras, Jön Türk devrimcilerindendi... Atatürk döneminde (Mart 1925-Kasım 1938) aralıksız 14 yıl Dışişleri Bakanlığı yaptı ve çok büyük meseleleri halletti. Bunların başlıcaları, Balkan ve Sadabat Paktı, Montrö Antlaşması, Hatay meselesiydi... Meslekten diplomat olmayan çocuk doktoru Aras, Türk diplomasisine derin izler bıraktı. Atatürk ile çok iyi anlaşırdı. Sarsılmaz Türk-Sovyet dostluğunun kurucusu ve yürütücüsüydü. Atatürk'ün ölümünün ardından 1939’da Londra Büyükelçiliği’ne atandıktan sonra 3,5 yıl İngiltere’de kaldı. 1943 yılında emekli oldu. 89 yaşında İstanbul’da 1972 yılında hayatını kaybetti.

    Atatürk, gençlik arkadaşı olan Aras'ı bir gün Dışişleri Bakanı yapacağını Selanik'te Olimpiyos birahanesinde bir grup arkadaşıyla içerken söyler. Genç subay Atatürk, yemekte devletin dış politikasının eleştirildiği bir sırada genç doktor Aras için arkadaşlarına şaka yollu, "Evet, ben doktoru Dışişleri Bakanı yapacağım. Bütün yanlışlıkları ona düzelttireceğim" der. Bu da 1925 yılına nasip olur... (Ali Kılıç, Hatıralar, Milliyet Gazetesi, 15.10.1951. Ayrıca bakınız; Atatürk'ün Sırdaşı Kılıç Ali'nin Anıları, Derleyen: Hulûsi Turgut, 14. Baskı, Türkiye İş Bankası Yayınları, İstanbul, 2012, s.518.)

     

    ataturk-sabiha-gokcen-ve-karaosmanoglu.jpgkaraosmanoglu.jpgtevfik-rustu-aras-ataturk.jpgvarsova-1926.jpg

    yugoslav-krali-alexandre-dolmabahce-4-ekim-1933.jpg

     

     

    Aydınpost ANDROID'de TIKLA İNDİR!   Aydınpost APPSTORE'da TIKLA

    Bu yazı toplam 882 defa okunmuştur.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim