14 Temmuz;
13 yıldır ülkemizi tek başına idare eden AK Parti’nin kuruluş yıl dönümü.
Kurulma çalışmalarının yürütüldüğü günlerden beri milletimiz için umut bağladığım ve kurulma çalışmalarına ilçemde destek verdiğim AK Parti bugün 14 yaşında.
Yaptığı hizmetlerle milletimizin gönlünde müstesna yer edinen Ak Parti’nin yolu açık olsun.
Milletimize daha nice hizmetler üretsin.
Ülkemizi, bölgesinde ve dünyada itibarlı hale getirmek için verdiği kavgada muzaffer etsin.
AK Parti’nin millet nezdinde var olan itibarından faydalanarak kendine yer arayan millette değil, Genel Merkez yetkilileri nezdinde itibar devşirip gelecek arayanlara Allah fırsat vermesin.
Ak parti yöneticilerine, bu çapsız siyaset esnaflarına karşı basiret ihsan etsin.
Bu güzel temennilerden sonra söylemek istediklerimizi de söyleyelim.
Kuruluş günlerini hatırlıyorum.
Memleket için çarpan yüreklerin, ülkenin içine düşürüldüğü durumdan çıkış yolu aradığı günler.
Ve o memleket sevdalılarının, çıkış için yol arayışlarında “Asker sopasıyla” korkutulduklarını hatırlıyorum.
Birçok insanın Recep Tayyip ERDOĞAN’a inansa, güvense bile, başlatılan harekete omuz vermede tereddüt ettiği günlerdi.
“Siz gidin hele, biz arkadan geliriz.”
“Yahu! Yarın darbe falan olursa başımız ağrır.”
Bahanelerine sığınılan ve sorumluluk almaktan kaçınılan günler.
İktidar olduktan sonra; Hükümete verilen ilk muhtırayı tehdidi hatırlayın.
Günlerden 27 Nisan’dı.
O gün birçok insanın yüreğine korku düşmüştü.
Sayın Cemil ÇİÇEK’in muhtıraya karşı yazılan karşı mektubu okurken “Elinin ve kelimelerinin” titrediğini hatırlıyorum.
Zor gündü.
Ama lider liderliğini, yol arkadaşları yol arkadaşlığını yapmış tehditlere pabuç bırakmamışlardı.
Daha sonraları kapatma girişimleri dahil daha bir çok yoldan çıkarma hareketiyle karşı karşıya kalındı.
Bütün bu tehditler geri püskürtüldü.
Milletin emanetine sahip çıkıldı.
Aramızdan “Gâvurun ekmeğini yiyip kılıcını sallayanlar” çıktı.
Razı olmadığı politikalara meşru zeminde itiraz edeceğine kendilerine uzatılan “Havuçlara” tenezzül edip “Fitne kazanına odun taşıyanlar” oldu.
Çok şükür bu kadar badireler kararlılıkla bir bir aşıldı.
Millet yoluna devam etti.
Şimdi;
Ülkemizi milletin yönetmesinden rahatsız olan “Gâvurlar” kendilerine yoldaş aramaya devam ediyorlar.
Hatırlayın!
7 Haziran seçimlerinden önce yaşanan, dillendirilen AK Parti ve ERDOĞAN düşmanlığını.
Sanki ülke, AK Parti ve lideri tarafından felaketten felakete sürükleniyordu ve derhal gitmeleri için milletin oyuna ihtiyaç vardı.
“Çözüm süreci” daha iyi yol alacak umudunu pompalayarak, günahları kadar sevmedikleri “Mütedeyyin Kürtleri” AK partiden koparmaya çalıştılar.
Kısmen başarılı oldular.
Mazlum ve mağdur Kürtleri hesaplarına alet ettiler.
“Çözüm sürecinin” getirildiği noktayı şimdi daha iyi görüyoruz.
“Çatışma sürecini” tekrar başlattılar.
Şimdilerde “gitsinler!” diyenler “Koalisyon kurun!” diye zorluyorlar.
Dertleri ülkeyi yöneten ekibi zayıflatmak, iktidar oyunlarına ülkeyi feda etmek.
Sanırım bu oyun da tutmayacak, milletimizin kararı yeniden sorulacak.
Hayırlısı olur inşallah!
Ak Parti yetkililerine sesleniyorum!
Milletin partisini, millete tepeden bakanlarla zor duruma düşürmeyin.
Seçmenin gönlüne girmeyen, millete hizmeti “Lütuf gibi” sunan çapsızlara kanıp aday yapmayın.
Teşkilatlarınızda göreve getirmeyin.
Milletin AK Parti sevgisini böyle insanlarla sınamayın.
Millete güvenin ve millet seçim bölgesinden kimi istiyorsa onu aday yapın.
Seçmenle inatlaşmayın.
Ankara’da “Çetecilik yapmakla” demokratik siyaset yapmayı karıştıran yöneticilere fırsat vermeyin.
On üç yıldır size güvenen oy veren seçmene siz de güvenin.
Kararlarına saygı duyun, onlara itimat edin.
Ülkemizin neresinde olursa olsun bu temiz partiyi kirletme potansiyeli taşıyan kişilere fırsat vermeyin.
Bu vebal sizin yakanızı hem dünyada , hem ahirette bırakmaz.
Bizden söylemesi…
NOT: Elim bir trafik kazası sonunda aramızdan ayrılan AK Parti kurucularından mert ve fedakâr ve vefakâr dost Güner GÜRGEN kardeşime Rabbimden merhamet ve rahmetiyle muamele etmesini ve kederli ailesiyle dostlarına sabırların en güzelini vermesini niyaz ediyorum.
İnna lillahi ve inna ileyhi raciun.
“Hayat kadar yakındır bize ölüm.
Biri geldiğinde diğeri yok olur.”