• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242

    Ah o kazalar

    18.08.2012 16:43
    Canlı yayınlarda her an her şey olabilir. İşte kanıtları
    Ah o kazalar
    Ah o kazalar Ah o kazalar Ah o kazalar

    Gün geçmiyor ki bir canlı yayın kazası haberiyle daha karşılaşmayalım. Son zamanlarda spikerlerin başına gelenler, pişmiş tavuğun başına gelmez.

    Onların bu kazaları bazen güldürürken bazen de çok sert eleştirilere maruz kalıyor. O anda ne hissettiklerini elbette bilemeyiz. İsterseniz bir de kendileri anlatsın.

    Televizyonculuk adeta kumdan kale. Her an bozulmaya hazır ve hataya açık bir alan. Spikerlik de bu alandaki riskli mesleklerden biri. İş ne kadar dikkat gerektirse de, ucunda insan olunca her şey dört dörtlük olmayabiliyor. Hatalar yapılabiliyor. Bunların kimi gülümsetirken, bazıları da unutulmuyor ve ağır eleştirilere maruz kalıyor.

    Televizyonda canlı yayın kazasının son kurbanı, NTV spikeri Nur Tuğba Algül'ü duymayan yoktur. Hakkâri'deki 8 şehit haberini sunan Algül'ün, haberin görüntüleri ekrana verilince kendi kendine şarkı söylemeye başladığı görüntüleri günlerdir konuşuluyor. Açık unutulan mikrofondan sesi yayına giren spikerin, bu davranışı sosyal medyada büyük tepki çekti ve bunun üzerine NTV bir özür bildirisi yayınlayıp spikeri tatile gönderdi.

    Görünen manzara bu. Acaba canlı yayın kazalarına maruz kalanlar ne düşünüyor diye merak ettik. İnternette ve sosyal medyada bu görüntülerle dillere düşen isimlere neler hissettiklerini sorduk. Sonuç oldukça insanî: "Profesyonel olmalıyız ama biz de insanız."

    Mehmet Ali Birand /Kanal D Ana Haber: Doğal olun ve özür dileyin

    Yıllardır canlı yayında haber sunan tecrübeli bir isim Birand. Ustalığı ve renkli kişiliğiyle bazen nükte ve özürle durumu kurtarabilse de, onun da hiç unutamadığı ekran kazaları yok değil. Usta sunucunun en çok unutamadığı hadise, bir gün haber sunarken fontların karışması olmuş. "O gün dünyanın en komik cümlelerini kurmak zorunda kaldım" diyen Birand'ın muhabirlere ve rejiye kızdığı canlı yayınlar da hayli fazla. Mehmet Ali Birand muhabirlere kızma sebebini şöyle anlatıyor: "Muhabirlerin kullandığı bazı kelime ve kalıplar var. Polis diliyle konuştuklarında onlara sinir oluyorum. 'Giriş yaptı, sıcak temas oldu, çıkış yaptı.' diye konuşuyorlar. Hatta bir tanesine 'Sen gazeteci misin polis misin?' diye canlı yayında kızmışlığım var." Haberin ve haberciliğin çok monoton olmaması gerektiğine inanan Birand, bazen doğallığının fazla ön plana çıktığının farkında ama bundan hiç rahatsız değil. Aksine ona göre izleyiciyle sunucu-anchorman arasında bir dostluk ilişkisi olmazsa olmaz. "Ben izleyicinin evine girdiğimde saygı çerçevesinde hareket ediyorsam sorun yok. Bazılarına göre bu yanlış ama ben böyleyim." diye de ekliyor. Son zamanlarda insanların bu tür hadiselere fazla tepkisel yaklaştığını düşünüyor. Birand'a göre, 'Hata yaptı, gaf yaptı' gibi söylemlerle spikerlerin üzerine gidilmesi yanlış. Çünkü bunlar teknik hatalar. İnsanlara linç girişiminde bulunmasına gerek yok. Seyircinin yanı sıra spikerlere de tavsiyede bulunmadan edemiyor: "Böyle bir şey olduğunda doğal bir şekilde özür dileyin, telafi edin ve işinize devam edin. Benim kaç kez böyle hatalarım oldu. Yanlış kelimeler söyledim, hapşırdım da, öksürdüm de ama hep özür diledim. Doğallığı elden bırakmadım."

    HANGİ AYDA OLDUĞUNU UNUTTU

    Pınar Esen/CNN Türk-Hafta sonu Güne Merhaba: Üzüntümü ve mutluluğumu paylaşmaya devam edeceğim

    Pınar Esen'in, geçtiğimiz yıl temmuz ayında 13 asker için atılan gazete manşetlerini programında okurken kendini tutamayıp ağladığı görüntüler hafızalardan silinmiyor. Gözyaşlarını tutamayıp ağladığı o günü soruyoruz. "O gün programda gazete okumaya başladım. İlk 3 gazete olayları anlatıyordu ve cenaze fotoğrafları vardı. 4. gazetenin manşeti 13 annenin acılı yüzleriydi. O annelerin fotoğrafları tüm direncimi kırdı. Sesim titremeye, yaşlar boşalmaya başladı ve yönetmenim hemen reklam arası vermemi istedi. Arada kendimi topladım ve yayına döndüğümüzde özür diledim. Profesyonelce değildi belki ama çok insancaydı ve kimse umurumda değildi." diye cevaplıyor. Şehitler ve çocuklar konusunda çok hassas olduğunu anlatan Esen, dinlemeye bile dayanamadığını, gazetede okurken yutkunamadığını söylüyor. "Bir oğlum var ve o annelerin ne hissettiğini düşünmek bile istemiyorum. Ben anneyim ve tüm anneler gibi bu haberlere duyarlılığım çok fazla. Bazen kızıyorum kendime ama böyleyim. Sevgimi, üzüntümü ve mutluluğumu paylaşmaya devam edeceğim. Çünkü bu benim işim değil, hayatım." sözleri ise her şeyi özetlemeye yetiyor.

    Seda Selek /KANAL 24- Spiker: Canlı yayında her şeyi kontrol etmek mümkün değil

    Biz onu Star Medya Grup Başkanı Mustafa Karaalioğlu'nu programında konuk ettiği gün, aniden düşüp bayılmasıyla hatırlıyoruz. Videosunu gören ve 'Ay yazık kızcağız açmış meğer' yorumları ise olayın ne kadar de insanî ve doğal olduğunu gösteriyor. Seda Selek o gün başına gelenleri "Bayılmadım ama herkes öyle bildi. Gözüm karardı, fenalaştım ve yere düştüm. Bilincim yerindeydi. O an aklıma hemen ailem geldi. 'Ya gördülerse, şu anda kim bilir ne durumdadırlar?' diye düşündüm." sözleriyle anlatıyor.

    CANLI YAYINDA BAYILDI

    Selek, canlı yayın sırasında spikerin kontrolü dışında, kimi zaman komik, duygusal kimi zaman da kendisinin başına geldiği gibi izleyen herkeste paniğe neden olan bir sağlık sorunu yaşanabileceğini hatırlatıyor. Bunun tamamıyla profesyonelliğin dışında değerlendirilmesi ve anlayışla yaklaşılması gerektiğini düşünüyor. "Canlı yayında her zaman her şeyi kontrol edebilmeniz mümkün değil." diyen Selek, perde arkasındaki küçük bir aksaklığın bile spikere mutlaka yansıdığını söylüyor. Ona göre, izleyici her zaman arka planda olan biteni anlayamayacağı için, spiker olayın mağduru iken sorumlusu olarak görülebiliyor. Eğer spiker tecrübeliyse o anı doğallıkla kurtaranlar oluyor. Ama her televizyoncu o kadar şanslı olmuyor. Bazen bir anlık hata, spikerin itibar kaybına ve hatta işini kaybetmesine de sebep olabiliyor.

    Erhan Çelik /Kanal 7-Ana Haber: İnşallah bu son olsun!

    Canlı yayın iftar saatine denk geldiği için, yayın arasında orucunu açarken izledik Erhan Çelik'i. O an iftarını yaparken yayında olduğunu fark etmemiş. Kısa bir süre sonra telefonuna ardı ardına düşen mesajlar ve gelen aramalardan durumu öğrenmiş. "O an artık yapacak bir şey yoktu. Bültene devam edip işime baktım." diyen Çelik, yayına devam etmekte zorlandığını ama haber sunumundaki konsantrasyonunu kaybetmeden bülteni tamamlamaya çalıştığını anlatıyor. (Zaman) 

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • O manzaralar içimizi sızlatıyordu06 Ekim 2012 Cumartesi 12:50
  • Sucuk ve Salamı karıştıramayacaklar06 Ekim 2012 Cumartesi 12:48
  • 56 yaşındaki ev hanımının yaptığı pes dedirtti!06 Ekim 2012 Cumartesi 12:47
  • Şehit yakınlarına internet indirimi06 Ekim 2012 Cumartesi 12:39
  • Bir top mermisi daha düştü!06 Ekim 2012 Cumartesi 11:51
  • Bisküvi kutusundan tarih çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 10:58
  • Nevşin Mengü rövanşı böyle aldı!..06 Ekim 2012 Cumartesi 10:56
  • Bu haberi okumadan yola çıkmayın06 Ekim 2012 Cumartesi 10:40
  • 4+4+4ün gerekçeli kararı Resmi Gazetede!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:39
  • Başbakan Erdoğanın arıyla imtihanı!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:37
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim