ADÜ kurşun döktürsün

Abone Ol

Rektör Cavit Bircan kurşun mu döktürse acaba son birkaç aydır üniversitenin başı dertten kurtulmuyor.

Ürettiği bilimle Bölgenin ekonomik ve teknolojik gelişmesine katkısı beklenen bu bilim yuvasının adı bu günlerde bambaşka konularla duyulur oldu.

Hocalardan çam deviren devirene… Birinin ıslaklığı kurumadan diğeri atlıyor havuza… Kendi ıslanmakla kalmıyor, onun sıçrattığı çamurlu su bütün üniversiteyi lekeliyor.

Bunlara Sayın Bircan’ın rektörlük seçiminde kendine rakip olanları burnunu sürtmek için bir bahaneyle açığa alması eklenince kamuoyunun dikkati ADÜ üzerinde yoğunlaştı.

Her gün beş altı şehit cenazesinin kalktığı bir ortamda eski rektör Şükrü Boylu’nun kamuoyunda terör örgütüne arka çıkmak olarak yorumlanan bir bildiriye imza atması kamuoyunda tepkiyle neden oldu.

Bu olay tam unutulacaktı ki, diğer bir öğretim üyesi Hüsnü Erbay Bardakçıoğlu İstanbul’un fetih yıldönümü 29 Mayısta sosyal medya hesabından paylaştığı bir tiwitle gündeme oturdu.

Hoca’nın “bu gün muhteşem bir uygarlık olan Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkenti Konstantinapolis’in barbar ve bağnaz bir kavim tarafından işgalinin yıl dönümüdür” tiwiti diğerini gölgede bıraktı.

Buradaki “bağnaz ve barbar bir kavim” sözlerinden kastın Türkler olduğu tartışma gerektirmeyen bir hakikat… Hadi diyelim, kavim kelimesini hakaret amacıyla değil de Hoca millet anlamında kullandı ona eyvallah… Barbarlık ve bağnazlık iftirası niye?

Burada üzerinde düşünülmesi gereken Hoca’nın bu hakareti koca bir milletin fertlerine niye layık gördüğüdür.

Herkes Türk olduğunu kabul edecek diye bir şey yok… Hoca kendini övdüğü medeniyetin bir ferdi olarak da kabul edebilir. Bunun anlaşılabilir bir yanı vardır.

Ancak kendini öyle tanımlaması başka bir medeniyete mensup başka bir milletin tamamına hakaret hakkı tanımaz. Bu bir bilim insanına yakışan bir tavır değildir.

 İnsan yobazlığı her zaman mektep medrese yüzü görmeyende aramamalıdır. “Bu kadar cehalet ancak okumakla olur” diyen Sakallı Celal’e gel de hak verme?

 

Hoca öğrencilerine sevgi yerine nefreti, hoşgörü yerine intikamı, affetme yerine linç etmeyi öğütlüyorsa vay bu memleketin haline?

Sonra içinde yaşadığı millete karşı bu öfke ve hınç isteği niye?

Bilinçaltında yaşattığı bu kini besleyecek bu milletten ne kötülük gördü acaba? “Basra harap olduktan sonra”  “Yüce Türk milletinden özür dilerim” pişmanlığı neyi halledecek?

Evet, yıkıldığında bu kadar gürültü koparacak bir çamı ancak o büyüklükte bir adam devirebilirdi… Yazık ki, hem de ne yazık… Bu memlekette kendini entelektüel sayan her konuda sınırsız konuşmayı marifet sanırsa olacağı budur.

Son günlerde sıkça meydana gelen bu ve benzeri olaylar “kamusal aydın” konusuna açık getirmeyi gerektiriyor.

“Kamusal aydın kime denir, kendi alanı dışında görüş belirtme şartları nedir?”

Kamuoyunda zaman zaman tartışma yaratan bu tür açıklamaların temelinde ya ideolojik mesaj ya da bilgisizlik yatar.

Haber Türk’te Serdar Turgut yazdı(19 Ocak 2016)…Kamusal aydın akademik kariyeri dışına çıkıp toplumsal sorunlar hakkında söz söyleyen entelektüellere denir. Her akademik unvan sahibi toplumsal konularda konuşunca “kamusal aydın” olamıyor.

Bir kimsenin kamusal aydın olabilmesi için eşitleri tarafından onaylanmış ve saygıyla kabul edilmiş bir başarı düzeyine erişmiş olacak. Tarihçi İlber Ortaylı buna iyi bir örnektir.

Sonra bu akademik unvanın toplumu ilgilendiren her konuda otomatikman konuşma hakkı vermediğini yani İslam’ın altıncı şartının haddini bilmek olduğunu bilecek.

Fikirlerine ihtiyaç duyulduğuna kanaat getirir ya da ikna olursa kamuoyunun hassasiyetleri doğrultusunda ondan sonra konuşacak.

Sözün özü Hüsnü Erbay Bardakçıoğlu gibi kendi eliyle topuğuna kurşun sıkmayacak.

Görüşlerini paylaştığı toplum bireylerinin anlama, anlamlandırma ve yansıtma açısından kendi fildişi kulesindekilerden çok farklı olduğunu düşünecek sözcükleri ona göre dikkatli seçecek. Yani göz göre göre yaş tahtaya basmayacak.

Hedef Şükrü Boylu Hoca gibi kamuoyu oluşturmaksa değiştirmek istediği kamuoyunun esnekliğini ölçüp tarttıktan sonra adımını atacak. Yani kaş yapayım derken gözden olmayacak.

 Ancak bunlara uyanlar kabul görür, tarihe geçerler.

{ "vars": { "account": "UA-18838004-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }