• BIST 108.489
  • Altın 152,547
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242

    AB'yi karalamak yerine müzakereye asılmalı

    14.11.2011 08:14
    'Oh, iyi oldu' demeyin AB krizi bizi de vurur...
    AByi karalamak yerine müzakereye asılmalı
    AB'yi karalamak yerine müzakereye asılmalı AB'yi karalamak yerine müzakereye asılmalı AB'yi karalamak yerine müzakereye asılmalı

     

    Yunanistan ve İtalya gibi AB ülkelerindeki krizin Türkiye ekonomisine de olumsuz yansımaları olacağını belirten Prof. Dr. Balkır, Avrupa'ya 'Oh ne iyi oldu, bizi almıyorlardı zaten. Görsünler başlarındaki belayı' yaklaşımıyla bakmanın yanlış olduğunu belirtiyor. Balkır, 'Kötü günlerinde Avrupa'ya dayanışma ruhu göstermemiz önemli' diyor

    Satır arası...
    Avrupa'nın borç krizi Yunanistan'da hükümet değişikliğine sebep oldu, İtalya'dakinin de eli kulağında. Şimdi en büyük endişelerden biri krizin Fransa'ya da sıçraması. Peki tüm bunlar Türkiye için ne anlama geliyor? AB dışında olduğumuz için gerçekten şanslı mıyız? AB güçlü bir siyasi birlik olabilse sorun bu aşamaya gelir miydi? Bundan sonra ne olacak? Ya Euro? İşte tüm bu soruların yanıtını AB'yi ekonomi perspektifinden çalışan sayılı uzmanlardan birine sorduk: Prof. Dr. Canan Balkır. Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü AB Anabilim Dalı başkanlığı görevini yürüten Prof. Dr. Canan Balkır, Avrupa Ekonomik Entegrasyonu alanında Jean Monnet Kürsüsü'ne sahip. Türkiye ve yurtdışında konuyla ilgili çok sayıda makalesi ve kitabı olan Balkır Avrupa'nın düşüşüne sevinmememiz gerektiğini vurguluyor.

    Şenay YILDIZ
    senay.yildiz@aksam.com.tr

    Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Canan Balkır, tüm dünyayı endişelendiren Avrupa'daki ekonomik krizi AKŞAM'a değerlendirdi:

    Bundan birkaç yıl önce AB'de Ortak Savunma Politikası veya Anayasa gibi konular tartışılırken, bir anda parasal birlik ve euronun çatırdama sinyalleri gündeme oturdu. Bugün AB'de gördüğümüz çöküş sürecini tetikleyen unsurlar neler?
    Bugünkü anlamda para birliği fikrini 1960'larda Nobelli Amerikalı iktisatçı Robert Mundell geliştirmişti. 'Optimum para alanı' fikrini ortaya atarak tek bir pazarda, tek bir para birimi yoluyla ekonomilerin istikrara kavuşacağı ve üye ülkelerin ticaretlerini arttırabileceğini ileri sürdü. 1991'de Maastricht Zirvesi'nde tek Avrupa parasının ulusal paraların yerini almasına karar verildi. 11 ülke olarak başlayan sistemde bugün 17 ülke var. Farklı gelişmişlik düzeyindeki bu ülkelerin aynı parayı kullanmaları bazı ülkelerin ticaretini olumsuz etkiledi. Almanya ve diğer zengin ülkeler sürecin içine dahil ettikleri daha az gelişmiş güney ülkelerinin para birliği kriterlerine uyup uymadıklarına dikkat etmediler. Euro çıtası bu ülkeler için zaten çok yüksekti. Sonuçta uygulama, verimsiz çalışan ülkelerde devlet yardımlarını çoğaltınca kamunun borçlanmasını ve bütçe açığını büyük tutarlara taşıdı. Euro alanında olmaları ülkelerin düşük faizle borçlanmalarını sağlıyordu. Sonuç olarak para birliği, rekabet güçleri farklı olan bu ülkelerin gelişmişlik düzeylerini benzer hale getirmek yerine ayrıştırdı. Euro alanının zengin kuzeyi ve sorunlu fakir güneyi oluştu. Diğer bir deyişle 2008 mali krizi başladığında zaten Euro Bölgesi'nde işler iyi değildi. Kriz olayı sadece hızlandırdı.

    KRİZ SÜRECİ HIZLANDIRDI
    - Yani kriz olmasaydı da bu çatırdama olacak mıydı?

    Kriz olmasa da bu ortaya çıkacaktı bana göre. Kriz sadece bunu hızlandırdı. Yani, Yunanistan'ın borcu zaten vardı. Bu sorunla Euro nedeniyle karşılaşmıyor. Euro ulus devletin finansal sistemdeki enstrümanlarını sınırlıyor. Evet, bu önemli. euro alanında olmasalardı belki kur politikası ve diğer enstrümanlarla borç krizinden çıkabilirlerdi. Ama para birliği içinde bu yapılamaz. Gerçi, bu kadar borç batağına düşen bir ülke dünyanın neresinde olursa olsun böyle bir krizle karşılaşır.

    EN GELİŞMİŞ MODEL
    - Avrupa Birliği gerçek bir birlik olma sınavını veremediği için mi bugün böyle bir tablo ile karşı karşıyayız? 

    Avrupa'yı da çok vurmamak lazım. AB dünyadaki bir ilk, ekonomik entegrasyonun en gelişmiş modeli. Avrupa bir değer ve normlar bütünüyle dünyaya bir model sunuyor. Siyasi bütünleşmeye de adım adım gidiyor, bu çok kolay bir şey değil. Bu kriz nedeniyle tüm sistemi karalamak, 'Avrupa yanlış, bu model hiç işlemedi' demek, bu modele bakarak dünyada Avrupa'ya bakarak çeşitli modeller kurmuş diğer birliklerin önün kapamak ve dünya ekonomisinin sadece Amerikan modeli ile işleyeceğine dair bir sinyal göndermek olur. Birliğe giren ülkelerin hemen hepsi birlikten yarar sağladılar. Ama AB halen federal bir yapıya sahip değil, 27 ülkenin ekonomik yönetimi aynı değil. Özellikle mali politikaların uyumunda önemli sorunlar yaşıyorlar. Politik partiler ülke parlamentolarına seçilebilmek için mali politikalardan tavizler veriyor. Bu nedenle para birliğini kuran AB mali birliği aynı ölçüde kuramıyor. Umarım kriz, üye ülkelerin birliğin otoritesine tabi olma ile milli egemenlik arasındaki dengeleri yerine oturtmasına vesile olur.

    GÜÇLÜ ÜLKELERİN ETKİSİ
    - AB bundan sonra nasıl bir yapıya dönüşecek size göre? 

    Ben AB'nin bu olumsuz tablodan ders çıkaracağına ve sistemi daha sürdürülebilir hale getireceğine inanıyorum. Euro ülkeleri burada iki yola gidebilir: Bir tanesi Sarkozy'nin söylediği gibi çekirdek euro ülkeleri ve onun dışındakiler olarak iki vitesli sisteme gidilmesi. Buna İngiltere kendisi -euro bölgesinde olmamasına rağmen- karşı çıkacaktır. Çünkü, İngiltere Kara Avrupa'sında özellikle Almanya'nın çok fazla sisteme hakim olmasından hoşlanmıyor. İkincisi, Euro bölgesini yönlendiren Avrupa Merkez Bankası gibi kuruluşlarda Almanya gibi kuvvetli ülkelerin oy oranları yükselecektir. Bence Yunanistan'la Almanya'nın aynı ağırlıkta olduğu sistem çok geçerli bir sistem değil. Komisyonun ekonomi ve mali konular ile denetleme yetkileri artırılacak. Ben Rehn'in Para ve Maliyeden Sorumlu Bakan gibi hareket edeceğini sanıyorum.
    - Türkiye için AB dışında olmak şu dönemde bir şans olarak görülebilir mi? Yoksa sadece kendimizi mi avutuyoruz?
    AB'ye üye olmak başka euro alanında olmak başka. Bunları karıştırmamak gerekli. Türkiye müzakere sürecinde hızla yol almaya çalışmalı.

    KATKI VERMELİYİZ
    - Euro alanında olmamamız bir şans olarak görülebilir mi peki?

    Avrupa'da krizin yol açtığı tartışmalar olacak. Türkiye mesela daha önceki anayasal süreçte veya Lizbon sürecinde hiçbir tartışmaya girmedi. Yani, katılmak istediği Avrupa Birliği sürecinde ne entelektüelleri ne de akademisyenleriyle bu tartışmalara katılmayan bir Türkiye var ortada. Ekonomik kriz nedeniyle yeni tartışmalar çıkacak ortaya. Bu sefer Türkiye bu tartışmalara katılmalı ve katkısını koymalı. Sürece dışarıdan bakıp 'Oh ne iyi oldu, bizi almıyorlardı zaten. Görsünler başlarındaki belayı' anlayışı yanlış. Bunun çok yanlış bir tavır olduğu vurgulanmalı. 
    - Türkiye ne yapabilir ki? 
    Oradaki tartışmalara katılması, ne olduğunu iyi izlemesi, akademik ve entelektüel boyutta katkı sağlaması gerek Türkiye'nin. Madem ki 'Ekonomide bir söz sahibi ülkeyim' diyor, yanında 27 ülkenin ekonomisi şekillenirken 'Ben dışarıdayım' demesi, onun hakikaten dışarıda olduğunu gösteriyor. En önemli katkılardan bir tanesi Avrupa'nın bir an önce toparlanmasını istediğimizi, yardımcı olacağımızı söylemek olabilir. 
    - Bu tavır neyi değiştirir ki AB açısından?
    Bir şeyi değiştirmez ama Türkiye'nin dayanışma ruhunu gösterir Avrupa ile. Bizim Avrupa'ya 'solidarity' denen dayanışma ruhunu göstermemiz gerekiyor. Öyle bir şey yapmıyoruz şu an. İyiyken Avrupa'nın yanında; kötüyken 'İyi oldu. Bizim başka pazarlarımız da var' yaklaşımı içindeyiz. Bana göre bu doğru bir strateji değil. 

    Cari açığın finansmanı zorlaşacak
    - Türkiye Avrupa Birliği'nde son dönemde yaşanan olumsuzluklardan nasıl etkilenecek? 

    AB ülkeleri hala Türkiye'nin en önemli ticaret partneri, ve Türkiye'deki yabancı yatırımların %70e yakını AB ülkelerinden. Türkiye biran önce AB'nin toparlanmasını istemeli. AB ekonomileri büyüme tahminlerini aşağıya çekiyorlar.  Almanya için bile yüzde 2,9 olarak yapılan tahmin yüzde 1,0 olarak revize edildi. AB ülkelerinin durgunluğa girmesi ihracatımızı yavaşlatır,  bu ise büyüme hızımızı düşürür. Uluslararası Para Fonu'nun tahminlerine göre Türkiye'de bu yıl yüzde 7,5'luk, 2012'de ise yüzde 2,5'luk bir büyüme bekleniyor. Bu hedefleri tutturmak zorlaşıyor. Ayrıca AB'deki kredi kısıtlamaları da Türkiye ekonomisini etkileyecektir. Türkiye'nin cari açığını finanse etmesi de zorlaşacaktır.

    Avrupa krizlerden güçlenebilir
    - Fransa ve Almanya'nın euroyu güçlendirmek için zayıf ülkelerin eurodan ayrılması, geride kalan çekirdek ülkelerle derin bir ekonomik entegrasyona gitmesi planı Avrupa'nın krizine çare olabilir mi?

    Yunanistan, İtalya, İspanya gibi ülkeler krizle fakirleşecekler. Fakat bu ülkelerin eurodan ayrılmak isteyeceklerini zannetmiyorum. İsteseler bile bunun hukuki yapısı hazır değil. Para birliği kurallarına uymayan ve parasal birlikten çıkmak isteyen bir ülkenin, Avrupa Birliği üyeliğini sonlandırmadan ayrılmasına imkan tanıyacak bir sistem yok. Eğer çekirdek euro 'Biz ayrılalım ve kendi içimizde bir Euro birliği kuralım' derse, Avrupa'da zaten mevcut olan ayrışmayı iyice ortaya çıkar. Dünya açısından bunun nasıl etkileri olacağını bilemem. Ama, Avrupa'da siyasi bütünleşme ihtimali giderek yok olur. Burada şunu belirteyim: Almanya Merkez Bankası'nda ağırlığını artırmak istiyor ama hiçbir zaman 'Çekirdek Avrupa kuralım' demiyor. Onu Fransa ve Sarkozy istiyor.

    SİYASİ BİRLİK ÇATIRDIYOR
    - Fransa faydalandı ama hep AB'den...

    Faydalandı ama şimdi artık külfeti arttı. Bir de Sarkozy iki vitesli Avrupa'dan bahsederken, 'Biz Batı Balkanları da içimize alacağız. Bu iş bayağı genişleyecek, o nedenle çekirdek Avrupa'yı kuralım' diyor. 
    - Siyasi birlik perspektifi bayağı çatırdıyor, değil mi?
    Evet, ama Burada şunu hatırlatmam lazım. Avrupa, çok önemli krizlerden, çok olumsuzluklardan olumlu şeyleri de çıkarabilen bir kıta. Bunu da gözden kaçırmayalım. Avrupa, Charles De Gaulle zamanında bile çok önemli krizlerden geçti. O krizlerden hep bir sonraki adımı planlayarak çıktı. Onun için, çatırdama sesleri görülebilir ama bu, Avrupa'nın küllerinden yeniden doğarak, düzgün bir yapıya kavuşmadan çıkacağı anlamına gelmiyor.

    Euronun ayakta tutulması şart

    Avrupa Birliği'nin İtalya'nın ekonomik sorunun çözememesi halinde Fransa'nın da riske gireceğini belirten Balkır, 'İtalya'ya çözüm bulunamazsa sorun tüm dünyaya sıçrar ve euroyu rezerv para kabul eden tüm ülkelerde problemler yaşanır' görüşünde

    - Portekiz ve Yunanistan için kurtarma planı hazırlayan AB, İtalya için buna yanaşmayacak gibi görünüyor. Birlik istese de bunun altından kalkamaz mı?
    Yunanistan'ın zararını hazmetmek daha kolaydı, fakat çözüm gecikince mali piyasanın tedirginliği sorunlu diğer ülkelere de bulaştı. İtalya toplam borcun dörtte birine sahip ve önümüzdeki sene vadesi dolacak olan 200 milyar euroluk tahvilini ve 100 milyar euroluk kağıtlarını yeniden finanse etmek zorunda.  İtalya ne pahasına olursa olsun reform paketini geçirmeli, hükümet değişikliği ile halkın güvenini tazelemeli. Almanya'nın faizi %1.7 iken İtalya'nın 10 yıl vadeli devlet tahvillerinin ikincil piyasada faizi yüzde 7'i geçmişse sorun çok ciddi. Batırılamayacak kadar büyük ekonomisi olan İtalya kurtarılamayacak kadar da büyük... İtalya'yı sadece Avrupa Merkez Bankası para basarak ve devlet tahvillerini yoğun bir biçimde piyasadan satın alarak kurtarabilir. 
    - Sizce kriz Fransa'ya da sıçrayabilir mi?
    Kriz sadece Yunanistan'ı değil; Portekiz'i, İspanya'yı ve hatta bütçe açığı sorunu olan Belçika'yı da etkiliyor. Fakat İtalya'nın durumu hepsinden önemli... İtalya'nın 1.9 trilyon euro gibi büyük rakama ulaşan borçlarına uygulanan faiz oranlarının hızla tırmanmaya başlaması tüm dünya piyasalarında paniğe yol açıyor. İtalya'ya çözüm bulunamazsa sorun tüm dünyaya sıçrar. İtalya'nın batması halinde Fransız bankalarının uğrayacağı zararlar nedeniyle Fransa'nın da borçlanma maliyetleri hızla artmaya başlar. Daha sonra, Uluslararası Para Fonu Başkanı Christine Lagarde'ın belirttiği gibi ortak hareket edilmediği takdirde küresel ekonomi 10 yıllık bir kayıp tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Dünyada  euroyu rezerv para olarak kabul eden ülkelerin de çeşitli sorunlarla karşılaşması muhtemel.
    - Euroyu bu koşullarda ayakta tutmak mümkün olacak mı?
    Avrupa Birliği çok önemli bir topluluk. Küresel ekonomide yaşatılan gelirin yaklaşık yüzde 28'ini, ticaretin yüzde 20'sini ve yabancı yatırımların üçte ikisini sağlıyor. Gerek ticarette gerekse çevre, finansal piyasalar, rekabet politikası gibi konularda dünyadaki en önemli düzenleyici güçlerden birisi. Ülkelerin yüzde 28'i euroyu rezerv para olarak kabul ediyor. AB Euro'yu ayakta tutmak zorunda. Sorunlu ülkelerin gerektiğinde daha fazla para basarak açıklarını finanse edemeyeceklerine göre, euroyu kurtarmak için yüksek faizle borçlanma ihtiyacını ortadan kaldıracak kadar kredi verebilecek bir fon kurulması gerekiyor. akşam

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • O manzaralar içimizi sızlatıyordu06 Ekim 2012 Cumartesi 12:50
  • Sucuk ve Salamı karıştıramayacaklar06 Ekim 2012 Cumartesi 12:48
  • 56 yaşındaki ev hanımının yaptığı pes dedirtti!06 Ekim 2012 Cumartesi 12:47
  • Şehit yakınlarına internet indirimi06 Ekim 2012 Cumartesi 12:39
  • Bir top mermisi daha düştü!06 Ekim 2012 Cumartesi 11:51
  • Bisküvi kutusundan tarih çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 10:58
  • Nevşin Mengü rövanşı böyle aldı!..06 Ekim 2012 Cumartesi 10:56
  • Bu haberi okumadan yola çıkmayın06 Ekim 2012 Cumartesi 10:40
  • 4+4+4ün gerekçeli kararı Resmi Gazetede!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:39
  • Başbakan Erdoğanın arıyla imtihanı!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:37
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim